Buna aşk değil hırs derler
Türkiye bayram arifesinde genç bir futbolcunun vurulmasıyla sarsıldı. İddia o ki; futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı, arkadaşı rapçi Canbay’ın sevgilisi Aleyna Kalaycıoğlu ile barışması için aracılık yaparken, Kalaycıoğlu’nun yeni sevgilisi Alaattin Kadayıfçıoğlu tarafından vuruldu.
Tam olarak nasıl gerçekleştiğini bilmediğimiz bir şekilde rapçi Canbay yeni sevgilinin hedefi oldu fakat kurşunlar, Kubilay’ı Kaan’a isabet etti. Herkes bir şey söylüyor fakat burada çok büyük bir trajedi var.
Üç kişinin aşk hevesleri ve hırsları yüzünden günahsız bir delikanlı toprağın altına girdi. Burada tek bir mağdur var, o da rahmetli Kubilay Kaan ve onun ailesi.
Diğerleri için açıkçası üzülecek değilim. Her ne olursa olsun bir insana silah doğrultmanın bir açıklaması yok.
Aleyna Kalaycıoğlu, Survivor‘la hayatımıza girmiş ve sonra şarkıcı ve influencer olarak hayatına devam etmiş birisi. Bayağı bir zamandır birlikte oldu sevgilisinden ayrılıyor ve yeni bir sevgiliyle hayatına devam etmek istiyor.
Burada bunu gündeme getirmek istiyorum. Aşk adı altında insanların ne hale geldiğini bir kez daha gördük.
Bu aşk değil; aşk zarar vermez, zarar verdirmez. Acaba bu rapçi Canbay, takıntılı bir aşık mıydı?
Daha önce birçok kez ayrılıp barışmışlar. Aslında her ilişkide olabilecek bir şey. Fakat burada şunu da merak ediyorum; iki hafta acaba kıza takıntılı olup kızı rahatsız mı ediyordu? Böyle bir şey vardıysa yeni sevgilinin buna müdahale etmesi doğru mu, bana göre yanlış.
İşte maalesef size daha önce de buradan defalarca yazdığım gibi zengin ve varlıklı ailelerin çocukları da bir şekilde ziyan oluyor. İşin içine İzzet Yıldızhan da girdi; “suçluyu kayırma” gerekçesiyle o da gözaltına alındı.
Kızın annesi de gözaltında, anne ve kızı azmettirmekten işleme tabi tutuyorlar.
28 yaşında Alaattin Kadayıfçıoğlu ise cinayeti işlemekle itham ediliyor.
Hepsini bir araya topladığınızda hepsi genç ve sevgili, aşk adı altında yaşadıkları ilişkinin içinde ‘Aşk nerede?’ diye soruyorsunuz. Bana göre burada aşk hiçbir yerde yok. Sosyal medyanın ünlü ve zengin olmayı heveslendirdiği bir dünyada ilişkiler de tükendi. Burada dengeler çok önemli, bu ilişkide belli ki denge yokmuş.
Ne ilk sevgiliyle bir duygu varmış, ne yeni sevgilide bir denge varmış, ne de biten ve yeni başlayan ilişki arasındaki süreçte bir denge kurulmuş.
Şimdi baktığınızda şayet bu rapçi takıntılı bir aşık rolünde değilse her erkek veya her kadın, ayrılmak istemediği bir insanla tekrar bir araya gelmek için çabalar. Bunu zamanla öğreneceğiz. Veya takıntılı bir aşık olup kızı rahatsız ediyorsa o da ayrı bir sorun. Serbest yaşam veya sevgili hayatı dediğimiz şey nelere sebep olabiliyor, belki bazı insanlar bunları görmüş olabilirler. Şimdi bana kızıyorlar ama serbest yaşamın evlilik öncesi ilişkileri bu kadar normalleştirmesi, bir türlü tehlikeye kapıyı aralıyor. Evlilik, ilişki sabır işidir. Fakat kimi takıntılı, kimi çabuk sıkılıyor, kimisi ayrıldığı zaman tamam her şey benim istediğim gibi olsun kafasında.
Ama maalesef işte her zaman öyle olmuyor. Bu sebeple ilişki yaşarken veya ayrıldıktan sonra hangi taraf olursa olsun kendilerine biraz zaman tanımaları lazım.
İlişki dediğin şey veya evlilik dediğin şey, senin kafanda ve kalbinde bittiği zaman karşındaki insanda da aynı şekilde o anda bitmesini beklediğin bir şey değildir. Bu sebeple yaşarken dengeler önemlidir ama ayrılırken çok daha fazla önem taşır.
İlişkiler tükendi, duygular tükendi. Nefsini ilk sıraya koyduğunda, bir de üstüne güç ve para varsa maalesef belinde bir de silah varsa işte onun kontrolünü kaybedebiliyorsun.
Şimdi baktığınızda aslında hepsinin hayatı mahvoldu ama bu olayda tek bir mağdur var bana göre; o da rahmetli ve ailesi.
Diğerlerinin hiçbirini mağdur olarak görmüyorum. Kim kime ne sebep olmuşsa herkes kendini taşımalıydı. Ama netice itibarıyla iddia edildiği gibi Alaattin Kadayıfçıoğlu o tekniği çekmişse artık bundan sonra hayatı bitmiş demektir. Veya o tetiği kim çekmişse onun hayatı bitmiş demektir. Sadece ailesinin de aynı şekilde ömür boyu bir yükü oluşmuş durumunda.
Aleyna Kalaycıoğlu bu olaydan nasıl çıkacak bilmiyorum. Fakat mağdur olarak çıksa bile bir ceza almasa bile herhalde böyle bir olaya dolaylı yoldan isteyerek ya da istemeyerek sebebiyet verdiği için artık bu ülkede yaşantısı olarak pek itibar geleceğini zannetmiyorum. Hoş kimlerin kimleri takip ettiğini görünce, buna da pek garanti vermiyorum desem yalan olmaz.
Olaya diğer karışanlar ise aynı şekilde. Peki değer miydi; hiçbir şey için değmez. Peki hepsini bir araya topladığımızda bunlar neden oluyor?
Dönüyorsunuz dolaşıyorsunuz aile içinde hangi gelir kesimleri olursa olsun değer yargıları verilemeyen, eğitilmeyen, egoları şişirilen çocuklar, boş hevesler falan filan desek yanlış olmaz. Bu olay bir aşk değil, bu bir aşkın sonuçları değil. Bu; yetiştirilememiş maalesef eğitilememiş, inanç sistemi oluşturulamamış insanların sebebiyet verdiği trajik bir durumdur.
Tekrar edelim bu olayda tek bir masum var, o da rahmetli Kubilay Kaan ve ailesi. Diğer şahıslar için bilemiyorum ama keşke bu olay olmasaydı da biz bunların hayatlarını hâlâ yorumluyor olsaydık.