Soluğu CİMER‘de alan velilere ne yapalım

Sevda Türküsev
Sevda Türküsev

Malatya’da özel bir ilkokulda müdür yardımcısı olarak görev yapan öğretmen, bir velinin saldırısına uğradı.

Aldığı darbeler sonrası fenalaşan öğretmen, saldırganlardan şikayetçi oldu.

Bu haber gündeme düştü, buna benzer birçok haberi görüyoruz.

Bu olayın içeriğini öğreneceğiz; bu veliyi okulu neden basmış ve neden bunu yapmış?

Öğretmenlerin çocuklara karşı gerek psikolojik şiddet veya fiziksel şiddet uygulamalarına ne kadar karşıysak, öğrencilerin ve öğrenci velilerinin de aynı şekilde öğretmenlere veya okul yönetimine karşı psikolojik, duygusal ve fiziksel şiddet uygulamalarına karşı olmalıyız.

“Akran zorbalığını” defalarca konuştuk ve öğretmenlere karşı çocukların saygısızlıklarını ve zorbalıklarını haber olarak gördük.

Şiddet uygulayan veya öğretmenini arkadaşını öldüren talebeleri görüyoruz.

Otomatik olarak sistem suçlanıyor fakat bu olayların temelinde, çocuğa aile içinde verilmeyen inanç, ahlak ve vicdan eğitimi var.

Hangi öğretmenle konuşsam artık çocuklardan korkuyorlar, diğer taraftan velilerin kendilerini en ufak bir şeyde gidip CİMER’e şikayet etmelerinden illallah etmişler. Bu konuyu yıllardır gündeme getiriyorum ve gerçekten de aileler okulda öğretmenlerine karşı çocuklarını bilinçli yetiştirmiyorlar. Sadece öğretmenlerine değil toplumdaki diğer insanlara karşı da çocuklar, çok sorumsuz ve saygısız bir hale geldiler.

Sürekli öğretmenden mucizeler bekliyorlar ama olmuyor; çünkü onlar çocuklarınıza orada eğitim veriyorlar, sizin çocuğunuzu adam etmek için orada değiller. Siz çocuğunuzu adam edeceksiniz onun üzerine eklemek için oradalar.

Gerçekten şımarık bir veli profili oluşmaya başladı, pardon oluştu.

Bence öğretmenler için de bir şikayet hattı oluşturulması lazım.

Maşallah bütün ailelerin çocukları mükemmel ama okula gelince bozuluyor.

Acaba kaç aile bozuk çocuğunu okula yolladığının farkında?

O zaman velilere soralım; siz çocuğunuzu ne kadar yetiştirmişsiniz acaba?

Çocuğunuzu okula temiz yolluyor musunuz?

Çocuğunuzun çanta düzenine bakıyor musunuz?

Çocuğunuza küfür öğretmeyip, doğru konuşmasını öğretmiş misiniz?

Çocuğunuzun eline cep telefonu verip, sonra öğretmene "Hocam cep telefonunu nasıl elinden alacağım?" gibi saçma bir soruyu sorduğunuzun farkında mısınız?

Çocuğunuzla yeterince ilgileniyor musunuz, onunla kaliteli vakit geçiriyor musunuz?

Çocuğunuzla ortak bir şeyler yapıyor musunuz, onunla kitap okuyor musunuz, onunla oyun oynuyor musunuz ki bunların hepsini okulda öğretmenin yapmasını bekliyorsunuz.

Çocukların çoğunun anne babanın izlediği dizilerden ve o dizideki olaylardan haberi var. Çocuklara bunları izletip ondan sonra öğretmenlerden çocuğun seviyesine göre bir eğitim bekliyorsunuz.

Bilgisayar oyunlarının içine çocuklarınızı bırakıp, sonra çocuklarınızdan sakin olmasını bekliyorsunuz.

Sofra adabını öğretmiyorsunuz, tuvalet alışkanlığını öğretmiyorsunuz, tuvalette temiz olmayı öğretmiyorsunuz. Çöpü çöp sepetine atmasını dahi öğretmiyorsunuz.

İtina ile bozduğunuz çocukları okula yollayıp, sonra öğretmene karşı saygısızlık yaptığında öğretmen çocuğa biraz çıkışınca, soluğu CİMER’de ya da Millî Eğitim’de alıp, şikayet ediyorsunuz.

Sizin yıllarca itinayla bozduğunuz çocuğu hiçbir okul, hiçbir öğretmen düzeltemez. Aksine sizlerin yani birçok velinin okula gelip öğretmeni adeta azarlarcasına konuşması veya şikayet etmesinden dolayı öğretmenler, çocuğunuza iyi olmak adına bir şey yapmaya da korkar oldular.

Hele ki özel okullarda durum daha da kötü. Velilerin çoğu, okul ve öğretmenleri satın almış gibi davranıyor.

Siz çocuklarınıza saygıyı öğretmezseniz milyonda bir şansa okulda bir tanesi belki Öğrenir.

Saygısız ve şiddet eğilimli çocukların yüzde 99’unun sebebi kendi aileleridir.

İnsanlar çocuk doğurduğu zaman sadece kağıt üzerinde anne baba olmaz.

Anne baba olmanın en önemli özelliği; çocuğu eğitmektir, çocuğa öğretmektir.

Öyle şiddet eğilimli ve saygısız hatta küfürbaz hatta vicdansız çocuklar yetiştiriyorsunuz ki ve bunun farkında bile değilsiniz.

Okullar eğitim kurumları, rehabilitasyon merkezi değil.

Öğle çocuklar var ki okul yerine rehabilitasyon merkezine gitmesi lazım. Ayrıca anne ve babalarının da sağlam bir psikiyatrik tedavi almaları lazım.

Yazık günah bu çocuklara!

Ve yazık günah bu öğretmenlere!

Bir olay olduğu zaman suça sürüklenen çocuk. Vallahi suça sürüklenen çocukta birinci sorumlu ailedir, ikinci sorumlu çevredir.

Öğretmenlik mesleğini çocuklarınıza saygın bir meslek olarak işleyin. Ha sorunlu öğretmenler varsa, zaten onları da bulup çıkartıyorlar. Değerli veliler; öğretmenleri sindirdiniz onlar da o sizin bozuk yolladığınız çocukları kendi haline bıraktılar. İyi mi oldu? Hatta o kadar bencilsiniz ki bunu fark etmediğiniz gibi çocuğunuz bir suç işlediğinde hala gidip okulu, öğretmeni ve sistemi suçluyorsunuz.

Sen ne kadar anne baba oldun ona bak. Çocuğunla ne kadar ilgilendin ne kadar eğittin, önce ona bak.

Doğurun, eğitmeden yollayın okula, salın ortalığa; bir de saygısız çocuğunuza had bildireceğine gidip, öğretmene ve okula had bildirmeye kalkın.

Sonra ziyan olan çocuklar ve bu çocukların elinden ziyan olan başka çocuklar, başka insanlar ve hatta öğretmenler.

Sonuç itibari ile öğretmenlerin de hakkını korumak lazım.

Nasıl ki velilere bir sürü şikayet hattı sunulmuşsa öğretmenlere de sunulması lazım.

Şımarık velilerden cidden fenalık geldi!

Netice itibari ile olan yine topluma ve çocuklara oluyor.