Halid Meşal İsrail-Filistin çatışmasında 25 Eylül 1997 tarihi bir dönüm noktası oldu. Temmuz 1997’de 16 İsraillinin ölümüne neden olan bombalı saldırıya misilleme yapmak isteyen İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, o dönem Ürdün’de yaşayan Hamas lideri Halid Meşal’in öldürülmesi emrini verdi. Sahte Kanada pasaportları taşıyan iki Mossad ajanı, Amman’daki ofisinden çıktığı sırada Meşal’in kulağına zehirli bir cihaz batırdı. Meşal’in korumaları tarafından yakalanan suikastçılar, kendilerini sorgulayan Ürdünlü yetkililere Mossad için çalıştıklarını itiraf etti. Olay, Ürdün Kralı Hüseyin’in, Netanyahu’yu arayarak o sırada durumu kritik olan Meşal için bir panzehir istemesi, ajanları mahkemeye çıkarması ve halkın gözleri önünde idam etmesiyle yeni bir boyuta geçti. Netanyahu başlarda karşı çıksa da ABD Başkanı Bill Clinton’ın araya girmesiyle ikna oldu. Panzehiri alan Meşal’in hayatı kurtuldu.
Aleksandr Litvinenko Moskova eski istihbarat yetkilileri tarafından kamuoyu önünde terörizmi ve gizli suikast planlarını desteklediği yönündeki suçlamalardan hoşlanmaz. Dolayısıyla eski Rusya Federal Güvenlik Servisi yetkilisi Alexander Litvinenko üstlerini güçlü iş adamı Boris Berezovsky’nin suikastından sorumlu tuttuğu zaman, kendisini hedef tahtasına oturttuğunu biliyordu. Açıklamanın ardından Litvinenko tutuklandı, mahkemeye çıktı, beraat etti, yeniden tutuklandı ve serbest bırakıldı. İngiltere’ye kaçan Litvinenko siyasi sığınma hakkı elde etti. Londra’da Putin karşıtı iki kitap yazan ve Rus hükümetini terörizmi desteklemekle suçlayan Litvinenko, bir gün hastalandı ve öldü. Litvinenko, Kasım 2006’da polonyum-210 elementinden kaynaklanan “akut radyasyon sendromu”na tutuldu. Yani kısaca zehirlendi. Litvinenko, ölüm yatağında Vladimir Putin’in katili olarak gösteren ancak Rus liderinin olayla ilişkisi asla resmen ortaya konamadı. İngiltere, Litvinenko’nun hastalandığı gün tanıştığı Rus milletvekili Andrei Lugovy’nin iadesini talep etti ancak Rusya bu talebi reddetti.
Rodrigo Rosenberg Sekiz aylık bir soruşturma ardından, Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, Guatemala Devlet Başkanı Alvaro Colom’un Mayıs 2009’da ölen avukat Rodrigo Rosenberg’in ölümüyle bir bağlantısı olmadığı sonucuna vardı. Oysa Rosenberg çektiği bir videoda, ölümü halinde tek suçlunun Colom olacağını söylüyordu. BM, delillerin Colom’u suçlu gösterebilmek Rosenberg’in kendi suikastını planladığına işaret ettiğini açıkladı. Rosenberg’in amacı, kız arkadaşı ve saygın bir işadamı olan babasının öldürülmesinden sorumlu gördüğü Colom’dan intikam almaktı.
Viktor Yuşçenko Ukrayna’nın tarihte kalan Turuncu Devrimi’nin kahramanı olan muhalif aday Viktor Yuşçenko, 2004 yılında dioksin maddesiyle zehirlendi. Olayın üzerinde hala bir sır perdesi var ancak Yuşçenko, Ukrayna güvenlik yetkilileriyle yediği akşam yemeğinden birkaç hafta sonra, zehirlendiği teşhis edildi. Zehir yüzünden yüzü fazlasıyla çirkinleşen, Yuşçenko 2005 Ocak ayında devlet başkanlığı koltuğuna oturdu.
Fidel Castro Neredeyse yarım asır boyunca Küba’nın liderliğini elinde tutan diktatör Fidel Castro, birçoğu 1960’lı yıllarda düzenlenen sayısız suikast girişimine hedef oldu. Soğuk Savaş’ın tırmandığı dönemde, CIA hazırladığı birçok yaratıcı fakat başarısız suikast ya da karalama planının hedef tahtasına Castro’yu oturttu. CIA zehirli sigaralardan, patlayan deniz kabuklarına, zehirli haplardan Castro’nun ayakkabılarına konan kimyasallara kadar her türlü yolu denedi ancak Küba liderinin sonunu getirmeyi başaramadı.