- Türkiye’de yastık altında tutulan altınların ekonomiye kazandırılması, mevcut sosyal ve kültürel değerler nedeniyle zorlaşmaktadır.
- Dr. Selçuk Gülten, altınların finansal sisteme entegre edilmesi için teşvikler ve projeler geliştirilse de tüm altınların sisteme dahil edilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir.
- Gülten, finansal okuryazarlığın artırılması, altın bankacılığı ürünlerinin geliştirilmesi ve sahte altın üretiminin önlenmesi gibi adımların önemli olduğunu ifade etmektedir.
Türkiye’de hane halkının elinde bulunan ve finansal sistem dışında tutulan “yastık altı altın” miktarının 3 bin ila 5 bin ton arasında olduğu, bunun da yaklaşık 800 milyar dolarlık bir büyüklüğe karşılık geldiği tahmin ediliyor.
Ekonomist Dr. Selçuk Gülten, "Yastık altındaki altın ekonomiye kazandırılabilir mi?" konusunu Ensonhaber'e değerlendirdi.
Ekonomist Dr. Selçuk Gülten’e göre altın, Türkiye’de yalnızca bir yatırım aracı değil; aynı zamanda kötü gün güvencesi, geleneksel birikim ve sosyal bir değer olma özelliği taşıyor. Bu durum, yastık altındaki altının bütünüyle ekonomiye kazandırılmasını zorlaştırıyor.
YASTIK ALTI ALTIN HANE HALKININ MÜLKİYETİNDE
Dr. Gülten, yastık altında tutulan altınların tamamının hane halkının mülkiyetinde olduğunu vurgulayarak, bu altınlara el konulacağı ya da yasal kullanımının engelleneceği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Vatandaşların altınlarını bozdurarak ev, araba alması veya yasal amaçlarla kullanmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığını ifade eden Gülten, aksine uzun yıllardır bu altınların ekonomiye kazandırılması için çeşitli projelerin hayata geçirildiğini söyledi.
KIYMETLİ MADEN TAKİP SİSTEMİ DEVREYE GİRİYOR
Türkiye’de İnşaat Demiri Takip Sistemi ve Gübre Takip Sistemi gibi uygulamaların temel amacının kötüye kullanımın önlenmesi olduğunu hatırlatan Gülten, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Darphane’nin benzer bir sistemi Kıymetli Maden Takip Sistemi adıyla hayata geçirmeyi planladığını aktardı.
Bu sistemle, sahte ve düşük ayarlı altın üretiminin önüne geçilmesi hedefleniyor. Altın imalatçıları, madenciler ve rafineriler tarafından üretilen 1 gramın üzerindeki altınların standart ve güvenlik önlemleriyle üretilmesi amaçlanıyor. Sistem, tüm altın ticaretini değil, üretim aşamasını kapsıyor.

BANKACILIK SİSTEMİ VE GÜVEN SORUNU
Türkiye’de genel kural olarak 30 bin TL ve üzerindeki işlemlerin banka veya finans kuruluşları aracılığıyla yapılması gerekiyor. Bu kural altın alım satımı için de geçerli. Ancak bankaların uyguladığı fiyat farkları ve komisyonlar, vatandaşların altınlarını bankacılık sistemine dahil etme konusunda isteksiz davranmasına yol açabiliyor. Bunun yanı sıra “banka batar” gibi geçmişten gelen endişelerin de yastık altı altın alışkanlığını beslediğine dikkat çeken Gülten, finansal okuryazarlığın artırılması ve altın bankacılığı ürünlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
TEŞVİK OLMADAN TAM ENTEGRASYON MÜMKÜN DEĞİL
Dr. Gülten’e göre, yastık altındaki altının tamamının finansal sisteme kazandırılması hiçbir zaman mümkün olmayacak. Çünkü altın, Türkiye’de tarih boyunca yalnızca ekonomik bir değer olarak görülmedi. Devlet katkısı, teşvik mekanizmaları ve eğitimlerle sisteme giren altın miktarı artırılabilir; ancak bu davranış kalıbının bütünüyle değişmesi zor.
ENFLASYONLA MÜCADELE ALTIN DAVRANIŞINI ETKİLİYOR
Son iki yıldır uygulanan parasal sıkılaşma ve yüksek faiz politikalarının başarılı olması halinde, vatandaşların yastık altında altın tutma eğiliminin azalabileceğini belirten Gülten, altının son dönemde yatırımcısına reel getiri sağlayan araçlardan biri haline geldiğini söyledi. Merkez Bankası Başkanı’nın da “Türkiye’de yüksek altın stokunun nedeni geçmişten gelen enflasyonist tecrübedir” sözlerini hatırlattı.
SAHTE ALTIN UYARISI: VATANDAŞ DİKKATLİ OLMALI
Altın fiyatlarındaki yükselişle birlikte sahte altın vakalarının da arttığını belirten Gülten, vatandaşların bazı basit testlerle riskleri azaltabileceğini ifade etti. Altının sert bir yüzeye bırakıldığında tok ve kısa süreli bir ses çıkarması gerektiğini, tiz ve uzun seslerin sahte ya da düşük ayarlı altına işaret edebileceğini söyledi. Ayrıca güçlü bir mıknatısla yapılan testin de altının içeriği hakkında fikir verebileceğini dile getirdi.
ALTIN ALIM-SATIMINDA ZAMANLAMA ÖNEMLİ
Altın satışı için cuma öğleden sonra veya pazartesi sabah saatlerinin, alım için ise salı, çarşamba ve perşembe günlerinin daha uygun olabileceğini belirten Gülten, jeopolitik risklerin fiyatlar üzerinde dalgalanmalara yol açabileceğini hatırlattı. Uzun vadeli yatırımcıların kısa vadeli fiyat hareketlerinde paniğe kapılmaması gerektiğini vurguladı.
KAZAN-KAZAN MÜMKÜN
Dr. Selçuk Gülten’e göre, yastık altı altının ekonomiye kazandırılması durumunda ekonomik işlem hacmi artacak, ülke risk göstergeleri azalacak ve “kazan-kazan” ortamı oluşabilecek. Bunun için yeni projelerin geliştirilmesi, vatandaşlara sağlanacak faydaların net biçimde anlatılması ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.