Ersan Şen mutlak butlan kararını hukuki olarak değerlendirdi
CHP'nin şaibeli kurultay davasında çıkan mutlak butlan kararını değerlendiren Ceza Hukukçusu Prof. Ersan Şen, temyiz yolunun açık olduğunu belirtirken eski yönetimin göreve gelmesinin bu hakkı engellemeyeceğini söyledi.
Uzun zamandır merakla beklenen karar çıktı.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasına ilişkin "mutlak butlan" davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırdı.
Mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralması yönünde karar verdi.
Siyaset gündemine bomba gibi düşen bu gelişmeyi Ensonhaber YouTube kanalında yaptığı açıklamalar ile sık sık gündemi belirleyen Ceza Hukukçusu Prof. Ersan Şen, yorumladı.
"MAHKEME KURULTAYIN HÜKÜMSÜZ OLDUĞUNA KARAR VERMİŞTİR"
Şen yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2026 tarihli, 2026/32 E. ve 2026/658 K. sayılı kararı incelendiğinde;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.83/3’e göre, genel kurul kararlarının yoklukla veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır. Hangi sebeplerin mutlak butlanla hükümsüzlüğe sebep olacağının belirlenmesi için TMK m.5 atfı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.27’e bakılması gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesinde “Bu kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu m.27’de ise, “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” hükmüne yer verilmiştir.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi; özetle, uyuşmazlık konusu iptal kararı sonrasında yeniden seçimlerin hukuka uygun surette yapılmış olmasından dolayı davaların konusuz kalması ile davacıların, dava tarihinde CHP’den ihraç edilmiş olmaları nedeniyle aktif husumet yokluğu gerekçelerine dayanarak davaların reddine karar vermiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi ise; 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu m.93 gereğince siyasi partilerin, parti içi çalışmaları, parti yönetimi, denetimi, parti organları için yapılacak seçimler ile parti genel başkanlığınca, genel merkez organlarınca ve parti gruplarınca alınan kararların ve yapılan eylemlerin ve işlemlerin parti tüzüğüne, parti üyeleri arasındaki eşitlik ilkesine ve demokrasi esaslarına aykırı olamayacağına dair kanunun emredici hükümleri, yine Türk Borçlar Kanunu m.27/1’de belirtilen kesin hükümsüzlük halleri ve Türk Medeni Kanunu m.5’de yer alan düzenleme ile toplanan deliller çerçevesinde genel kurul kararının kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle mutlak butlanla hükümsüz olduğuna karar vermiştir.

Gerekçede; parti üyeleri arasında eşitliğe, demokrasi esaslarına aykırılık teşkil eden fiillerle ve işlemlerle doğrudan bağlantı kurulmamış, parti tüzüğünün hangi maddesine aykırılık olduğu ve bu aykırılık ile dosyada yer alan hangi fiiller ve işlemler arasında nasıl bir bağlantı olduğu açıklanmamıştır. Gerekçe yeterli değildir; kararın, soyut genel ilkelerin somut olaydaki fiillerle ve işlemlerle bağlantısı kurulmadan verildiği anlaşılmaktadır.
İlgili fiillerin suç olduğu iddiasıyla açılan kamu davasının, genel kurul kararının geçerliliğini nasıl etkilediği belirtilmemiştir. İlgili kişilere kamu davası açılması; gerekçelendirme faaliyetinde somut bir unsur olarak kullanılmakla birlikte, bu gerekçe isabetli değildir.
"ESKİ YÖNETİMİN GÖREVE GELMESİ TEMYİZ HAKKINI ENGELLEMEZ"
Ceza davasında sanık olanlar; üyelere menfaat sağlayarak, üyelerin oy kullanmış olmalarını etkilemiş olsalar dahi, bu alınan genel kurul kararının mutlak butlanla hükümsüz olmasını sağlamaz. Ayrıca, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda haksız oy temini fiili suç da sayılmamıştır. Oysa 298 sayılı Seçim Kanununun 152. maddesinde haksız oy temini suç sayılmış, fakat benzer yönde bir yasal düzenleme 2820 sayılı Kanunda bulunmamaktadır. Ahlaka aykırılık iddiası tarafların iradelerinin sakatlanması sonucuna yol açmayacağı gibi, mutlak butlana da sebep olmaz, ancak zamanında kurultay kararlarının ileri doğru etkili olacak şekilde TMK m.83’e göre iptalini gündeme getirebilirdi. Bunun yanında, iradesi sakatlanan üyelerin karar yeter sayısına etkisinin de dikkate alınması gerekir. İptal için yeterli sebep olmaması yanında, mutlak butlan kararı ile dosyadaki fiiller ve işlemler arasındaki bağlantı soyut genel ilkelerle kurulamaz.
"DOSYA TEMYİZ EDİLİRSE.."
Dosya temyiz edilirse Yargıtay’a gider, ancak bu süreçte tedbir kararı kaldırılmadıkça varlığını korur. Tedbiren eski yönetimin göreve gelmesi temyiz hakkını engellemez.
İstinaf Mahkemesine göre; “Bu konuda bir ceza davası açılmış olduğuna göre oradaki delillere de bakıyorum, benim için hukuk davasında ispat sağlanmıştır”. Mahkeme, ceza davasındaki delilleri yeterli görmüş ve sonucunu beklememiş. Bizce, beklemesine de gerek yoktu.
Tedbir kararı olduğu için kararın tebliğinden itibaren sonuç doğurur, aksi takdirde tedbire muhalefet olur ve zorla yerine getirilir.
CHP için 'mutlak butlan' kararı çıktı
KARAR NE ZAMAN KESİNLEŞİR?
Yargıtay kararı bozarsa ihtiyati tedbir kendiliğinden ortadan kalkmaz, ama Yargıtay tedbir hakkında da karar verebilir.
Artık yeni bir karar verildiğinden, Yargıtay kararı bozarsa dosya İstinaf Mahkemesine geri döner. İstinaf Mahkemesinin direnme hakkı var, o ihtimalde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu inceler ve verdiği karar kesin olur.
İnşai karar ile ihtiyati tedbirin bir ilgisi yok.
İnşai karar; mahkeme kararı ile bir hukuki ilişkininin kurulduğu, değiştirildiği, ortadan kaldırıldığı karar türüdür. Buradaki karar da inşai karar, çünkü mevcut yönetim değişiyor. İnşai kararın etkisi hüküm kesinleşince ortaya çıkar, ama burada ihtiyati tedbir var. Her türlü tedbir kararı verilebilir, o nedenle bu yorum yanlış. Kanunda bunu yasaklayan bir hüküm yok.
KARAR YOK HÜKMÜNDE DENİYOR, BEN BUNA KATILMIYORUM
Hatta tam tersi bir örnek olarak; anonim şirket genel kurul kararının iptali davasında verilen karar da inşai karardır, ama kanunda açıkça mahkeme isterse tedbir kararı verebilir.
Bir de şu anda karar “yok” hükmünde deniyor, hukuken buna katılmıyorum. Kararın yok hükmünde olabilmesi için, ortada irade olmamalı, bir mahkeme kararı olmamalı veya açık şekilde yargı koluna girmeyen bir mahkeme tarafından verilen karar için yok hükmünde olduğuna dair bir değerlendirme yapılabilir. Bir an için mahkemenin görevsiz olduğuna dair iddia, kararın yokluğu anlamına gelmez.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi tedbir kararı verse de buna ilişkin kanun yolu bir hafta içinde itirazla Yargıtay’a gidilmeli, bu husus kararda belirtilmemiş, bu bir eksiklik, çünkü tedbir kararını esasında ilk derece mahkemesi verirdi, çok rastlanmaz, ama İstinaf Mahkemesi de tedbir karar verebilir, bu itirazı temyiz inceler, bu arada henüz tedbir kararı uygulamaya konulmadığı için mevcut yönetim kararı temyiz edebilir ve tedbire de itiraz edebilir.
Mutlak butlan kararı çıktı: CHP yönetimi Kemal Kılıçdaroğlu'na devrediliyor