Bir milletin kaderinin değiştiği yerlerden biridir Çanakkale Savaşları. Bundan 111 yıl önce Gelibolu Yarımadası’nda yaşanan bu büyük mücadele, yalnızca askeri bir zafer değil; yokluk içinde verilen eşsiz bir direnişin adı oldu.
Daracık bir kara parçasında, imkansızlıkların ortasında savaşan Türk askeri, modern silahlarla donatılmış İtilaf Devletleri ordularına karşı adeta bir irade savaşı verdi.
Bir yanda çarıklarla cepheye koşan Mehmetçik, diğer yanda donanımlı birlikler…
Ancak sonucu belirleyen teknoloji değil, inanç oldu.
BOĞAZIN KİLİDİ: ÇANAKKALE
Düşmanın hedefi açıktı: İstanbul’a ulaşmak.
Bunun yolu ise Çanakkale Boğazı’ndan geçiyordu. İlk bombardıman 3 Kasım 1914’te Seddülbahir’de başladı ve savaşın ilk şehitleri burada verildi.
Ardından 1915 Şubat’ında başlayan yoğun saldırılarla İtilaf donanması boğazı zorladı. Ancak Türk savunmasının kritik hamlelerinden biri, savaşın kaderini değiştirdi.

NUSRET'İN SESSİZ ZAFERİ
Nusret Mayın Gemisi, 8 Mart 1915 gecesi Erenköy Koyu’na döşediği mayınlarla tarihin akışını değiştirdi. Bu stratejik hamle, 18 Mart günü düşman donanmasına ağır kayıplar verdirdi.
Fransız zırhlısı Bouvet dakikalar içinde sulara gömüldü. Ardından İngiliz gemileri de aynı akıbete uğradı.
Büyük umutlarla başlayan saldırı, büyük bir hezimetle sonuçlandı.

ZAFERİN SEMBOLÜ: SEYİT ONBAŞI
Cephede yalnızca silahlar değil, insanüstü bir azim de vardı.
Seyit Onbaşı, sırtladığı mermiyle savaşın sembol isimlerinden biri oldu.
Onun ve silah arkadaşlarının mücadelesi, “Çanakkale ruhu”nun en somut ifadesiydi.

"GEÇİLMEZ"DEN TARİHE
18 Mart 1915’te kazanılan Çanakkale Deniz Zaferi ile boğazın geçilemeyeceği tüm dünyaya ilan edildi.
Ancak savaş bitmedi.
Bu kez kara harekatı başladı.
Ve sahneye Mustafa Kemal Atatürk çıktı.
Onun liderliğinde verilen mücadele, Gelibolu’da ikinci bir destanın yazılmasını sağladı.

BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞU
Çanakkale, sadece bir cephe değil; bir milletin yeniden ayağa kalktığı yer oldu.
Yokluk, açlık, imkansızlık… Hepsi bir kenara bırakıldı. Çünkü mesele vatandı.
Bu yüzden Çanakkale, yalnızca bir savaş değil; “Vatan kalbinin attığı yer” olarak tarihe kazındı.










