Euro
11.1731
1.32%
Dolar
9.6253
1.53%
Altın
555.98
1.46%
Borsa
1.522
0.18%
Bitcoin
588.652
3.83%
16ºC
İstanbul
Çok bulutlu 16 C
    Fatma Barbarosoğlu ile İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka röportajı

    Fatma Barbarosoğlu ile İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka röportajı

    Fatma Barbarosoğlu ile sıcacık öykülerini paylaştığı İçimdeki Sazlar Başla Söz Başka üzerine kısa bir söyleşi yaptık…
    • Özel İçerik
    • 21.06.2019 - 13:42

    Fatma Hanım, şiir gibi kapağı olan öykü kitabı İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka ile okurunun karşısında. Yaşamın içinden seçtiği öykülerini kelimelerden aldığı güçle ve nefis bir samimiyetle anlatıyor. Bana göre en özeli ise, bu öyküleri okurken kulağınıza hep ruha dokunan şarkılar eşlik ediyor…

    İşte Fatma Hanım ile sohbetimiz…

    ŞİİR GİBİ KAPAK DİYORLAR

     

    - Öykünün kapağına baktığında bile insanın içi ısınıyor. Yaşayan bir hikâyesi var sanki. Hele ismi… Romanın içine dalmadan önce bu süreçten bahsedelim mi? İçimdeki sazlar başka söz başka diye mırıldanmadan edemiyor insan…

    Evet, okuyucular kapağı çok sevdi. Şiir gibi kapak diyorlar. Kapak resmi üstadım Mustafa Kutlu’dan. Kızıma hediye ettiği tabloyu kitabın kapağı yaptık. Profil Yayınları da çok itina gösterdi; ortaya böyle şiirli, sarışın, nihavent bir kapak çıktı.

    - Sanırım beni en çok “Yarım Peçete” öyküsü etkiledi. Bir hikâye yaşanırken herkesin kendi açısından, başka başka yaşanıyor aslında değil mi? Bir yazar olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    “Yarım Peçete” öyküsünden çok etkilendiğini söyleyenlerin sayısı artıyor. Ben ilk bir ayda hangi öykü kimler tarafından sevildi diye bir dosya açarım. Sevenler niye sevdi? “Yarım Peçete” öyküsünün bu kadar sevilmesi zannediyorum başkalarının hikâyesini tüketerek yaşadığımız bir yüzyılda, iki kişi arasındaki duygunun mahrem ve tüketilemez olduğu gerçeğine bizi yaklaştırmasından kaynaklanıyor.

    YAYIMLANDIKTAN SONRA KİTAP OKUYUCUNUN

     

    - Münzevi isimli öykünüzdeki bir cümle çok düşündürdü beni, özellikle bu cümle üzerine düşüncenizi öykünüzden ayrı tutarak sormak istiyorum: “Artık hiç kimse münzevi olamaz hanımefendi!”

    Münzevi olmak için yaşanılan zamandan ve yaşanılan mekândan uzaklaşmak şart. Bize yakın ne varsa hepsini terk etmek. Modern insan terk etme özürlü. Bıraktığını bırakamıyor bir türlü. Dolayısıyla dağ başına çıkacağı zaman bile “kapsama alanı”nı hesaplıyor.

    - Sosyal medyaya da değiniyorsunuz “Kaderimde Hep Güzeli Aradım” ve “Sofrayı Tutan Melekler” öykülerinizde. Günümüz zamanı sizce yazarların yazacak konu bulması bakımından gelişiyor mu, sığlaşıyor mu?

    Yazacak konu bulmak açısından bir sığlaşma yok; ama yazarın metnini inşa etme süreci bakımından bir daralma söz konusu. Zaman genişleyen ve daralan bir şeydir ve günümüzün teknolojisi zamanı daraltıyor.

    - Bir mülteci hikâyesi de var kitapta ve yine bir konu üzerinden pek çok duyguya değiniyorsunuz. Bu öyküden de bahsedelim mi kısaca?

    Metinlerimi yayınladıktan sonra onlar üzerine konuşmaktan ziyade okuyucunun düşünceleri üzerinde durmak gibi bir tercihim var. Yayımlandıktan sonra kitap okuyucunun. Nasıl okur? Nereden etkilenir? Neden etkilenir?  Bunların cevabını daima merak ederim.  Şunu söyleyebilirim öyküdeki olaylar tamamen gerçek. Gezici Macide Teyze gerçek olduğu için o öyküde yer aldı. Suriyeli mülteciye kötü davranan başörtülü diş hekimi gerçek olduğu için orada. Yani yazar olarak kahramanlar üzerinden bir şey söylemek üzere onları inşa etmiş değilim.

    BİR METİN İNŞA EDİYORSUNUZ, SONRA METİNİNİZ ÜZERİNDEN OKUYUCU YENİ ŞERHLER DÜŞÜYOR


    - Son öykünüz “Bizi habersiz bırakma!” Bu öyküde en çok genç kızlara mı seslendiniz?

    Hayır, hiç öyle bir niyetim yok. Ama nedense genç kızlar “durumdan vazife çıkarmak” deyimi eşliğinde okudular adeta. Bu öyküyü ekran üzerinden başkalarının hayatını “suçlanan kişi” olarak tüketirken; geri planda yaşananların çok başka olduğuna dikkat çekmek ve yakındakine ne kadar uzak olduğumuzu idrak etmek üzerinden yazdım.

    - Bir de ithafınıza değinmek istiyorum son olarak. Bu kitabı her öykü kitabımdan sonra “Yazdıklarınız içimdekileri işte böyle yola koydu” diye uzun uzun mektup yazanlara… diye başlıyor. Daha çok yeni belki, bu kitap için böyle mektuplar aldınız mı hiç? Bu mektuplar nasıl hissettiriyor?

    E-posta aldım evet. Çok uzun, çok güzel bir mektup. Kitabınız çıkacak ve ben onu ancak yaz tatilinde Türkiye’ye gelince okuyabileceğim diyen bir okuyucuma kitabımı gönderdim. Benim çok eski çok vefalı bir okuyucum kendisi. Her hikâye için uzun uzun yorumlar yazmış. Hikâyelerin, hayatına temas eden noktalarını paylaşmış. Kitap yayımlandıktan sonra benim en çok sevdiğim kısım işte bu kısım. Bir metin inşa ediyorsunuz, sonra sizin metniniz üzerinden okuyucu yeni şerhler düşüyor. Sosyal medyadan da birkaç mesaj geldi.

    Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

    Fatma Barbarosoğlu: Teşekkür ederim.

    İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka

    Fatma Barbarosoğlu

    Profil Kitap

    S.: 132

    Kitabı satın almak için tıklayınız: D&R

    *

    Damla Karakuş

    damla.karakus@ensonhaber.com

    Instagram: biyografivekitap

    İlginizi Çekebilir


    Görüş Bildir