Euro
10.0519
0.15%
Dolar
8.4623
0.29%
Altın
492.64
0.08%
Borsa
1.393
0%
Bitcoin
336.006
-2.92%
25ºC
İstanbul
Açık 25 C
    Hayatını kaybeden şair Orhan Seyfi Şirin'in şiirlerinden derleme

    Hayatını kaybeden şair Orhan Seyfi Şirin'in şiirlerinden derleme

    Bugün hayatını kaybeden usta şair Orhan Seyfi Şirin'in şiirlerinden bir seçki sunuyoruz. Ruhu şad olsun...
    • Özel İçerik
    • 22.06.2021 - 13:34
    • Güncelleme : 22.06.2021 - 18:09

    Sevilen şair Orhan Seyfi Şirin bu sabah hayata veda etti. Usta şairin ölümü sevenlerini derinden üzdü. 1961 yılında Eskişehir'de dünyaya gelen Seyfi Şirin, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Şirin, 1985'te ilk şiir kitabı ‘Yaşanmamış Sonbahar’ı okurlarla buluşturdu.

    Aynı yıllarda Varlık Film ve TRT'de senaryo yazarlığı yapan Şirin, ‘Cennet Atları’, ‘Berlin Türküleri’, ‘Ata’nın Rüyası’, ‘Bilimkurgucu Çocuk Krallar Dönemi’nin aralarında bulunduğu 30'a yakın roman kaleme aldı

    Kitap Ayracı olarak şaire Allahtan rahmet diliyoruz. Bu vesileyle Şirin'in şiirlerinden bir seçkiyi sizlere sunuyoruz...

    Benim Ölümüm

    Sana inat bir gün öleceğim.
    Sana inat ve senin güzelliğine...
    Lale bayramında güllere,
    Yaşanmamış hayallere inat,
    Senin en arzulu, en güzel çağına inat!
    Kahkahalar atarak öleceğim.

    Kefenim olmamak pahasına;
    İş olsun diye, spor olsun diye...
    Kalleşlik olsun, kurnazlık olsun diye...
    Sinsice öleceğim, haince öleceğim.
    Nasıl ölünürmüş göstereceğim.

    İbret alacaksın, kıskanacaksın.
    İlkten tanımayacaksın tabutumu.
    Sonra öldüğüm söylenecek inanmayacaksın.
    Sonra onu bir iki defa görmüştüm diyeceksin...
    Yüzünün kızardığını göremeyecekler,
    Şükredeceksin.

    Sonra sessizliğim hükmedecek tüm limanlara
    Ölü yelkenliler batacak.
    Sebepsiz öldüğüme hükmedeceksin.
    Kendini avutacaksın kandıracaksın
    Ben ölmüş olacağım, susacağım.
    Suçu benim üzerime atacaksın.

    Sonra gençliğim aklına gelecek,
    Sonra, seni ne kadar sevdiğim, sana taptığım.
    Sonra çelik gibi vücudum gelecek aklına...
    Gücüm kuvvetim, sıhhatim neşem.
    Ölümüm ecel olmayacak!
    Bunu gecelere haykıracaksın.

    Fakat bunu anladığın zaman
    Kemiklerim çürümüş olacak.
    Aynalarda birazcık katil göreceksin kendini.
    Mezarımı deşeceksin tırnaklarınla,
    Böcekler beni taşımış olacak.
    Bu dünyanın bütün milyonları da,
    Unutmayı satın alamayacak.
    Sana bu kalleşliği yapacağım.
    Firar edeceğim dünyadan,
    Yüzünü bir daha görür görmez.

    Türkiye Sevgisi

    Sana doğru şu göğsümde,
    Doludizgin kanatlanmış,
    Yeleleri kana batmış,
    Koşan bir şey var, Türkiyem!

    İnsanı yüceltir sanat,
    Bilimdir, dehaya kanat!
    Bende, tembelliğe inat,
    Coşan bir şey var, Türkiyem!

    Caymadım, verdiğim anttan,
    İş ürettim, köyden, kentten.
    Benden, sana nice bentten
    Taşan bir şey var, Türkiyem!

    Aşkın ile ufukları,
    Arzu dolu şafakları,
    Nice karlı dorukları,
    Aşan bir şey var, Türkiyem!

    Bilimle yapıp tarımı,
    Arttırsak gerek, verimi!
    Köylerinde, dertlerimi
    Deşen bir şey var, Türkiyem!

    Saygım var, seni kurana!
    Sevgim benzer, bir volkana!
    Bu sevdadan her bir cana,
    Düşen bir şey var, Türkiyem!

    Gülümser Çocukluğum

    Gülümser çocukluğum...
    Yıkanan kızlarla şıkır şıkır;
    Tatlı sularda sazların ötesinden...
    Sarışın ve bin bir gamze içinden,
    Gülümser çocukluğum.

    Demlenir çocukluğum;
    Kara kömür sobaların böğründe...
    Buz ve buğu tutmuş ince camların,
    Üzerine hayatın ilk imzası atılmış,
    Arap kızlarının camdan baktığı,
    Yazılardan göz yaşının aktığı,
    Küçük sıcak odaların dibinde,
    Kara kömür sobaların böğründe,
    Demlenir çocukluğum...

    Ürperir çocukluğum;
    Taş atan sapanlardan,
    Kamçılı yaylılardan,
    Kopkoyu kapkara uçurumlardan;
    Haykırır gelecek çağlara doğru...
    İri yanaklarına gölgeler düşer,
    Ürperir çocukluğum...

    Yorulur çocukluğum;
    Bahçeler boyunca pedal çevirir,
    Dağ kokusu yüklü sulara atlar,
    Kana kana içer, balıklarla yüzer.
    Çağlayanlar ile kahkaha atar!
    Küçük kızlara şiirler derer!
    Kan portakalı: doğar ve batar!
    Yorulur çocukluğum...

    Uyuklar çocukluğum...
    Yorgunlukla duasını unutmaz:
    "Bismillahi birsin! ve daima nursun!
    Bin bir atlı kapımda dursun!
    Düşmanlarım öte gitsin
    Meleklerim beri gelsin"
    Bin bir atlıyı görür, güvenir,
    Uyuklar çocukluğum.

    Hislenir çocukluğum!
    Uzaklarda kalmış köylere doğru,
    Derinden derine göğüs geçirir;
    Tanık bulunduğu aşkları anar,
    Dağlar koyağındaki kudurmuş yeşilleri...
    Çürümüş bir saman kokusu gelir,
    Cıvıl cıvıl dere yataklarından...
    Kekik ve sevdayı taşıyan rüzgar,
    Beni nerde olsa, bulur mu bulur!
    Ala geyik gibi süzülür zaman,
    Seyrek meşelerin aralığından...
    Hislenir çocukluğum.

    Üzülür çocukluğum
    Söğütlerin akan suya değdiği,
    Güneşin hep tarlalardan doğduğu,
    O beldede, çocukluğuna dalar,
    Yağmur boşanır hatıralara,
    Uğradığı haksızlıkları anar...
    Boşa geçen zamanlarına yanar,
    Üzülür çocukluğum...

    Bölünür çocukluğum!
    Sokaklara, uzak, yakın illere...
    Bilgisiz, kitapsız, sevgisiz küçüklere...
    Çocukluğum bütün çocuklar olur!
    Dermansız körpeler sararır ıssızlıkta,
    Mezarlıklar çocuk dolar.
    Gönlümde kahkaha ve feryat donar!
    Bölünür çocukluğum...

    Hiç Bitmedi Kışım Benim

    Ala karlı bir dağ idim
    Hiç bitmedi kışım benim
    Doğrulduğum günden beri
    Dumanlıdır başım benim

    Taşlarımı söktü seller
    Çiçeğimi derdi eller
    Yıllarımı çaldı kullar
    Unutuldu yaşım benim

    Ağaçlarım yaprak döktü
    Ceylanlarım boynun büktü
    Bir şimşek bağrımı yaktı
    Yaralıdır döşüm benim

    Gariplere el veririm
    Şaşkınlara yol veririm
    Güzellere gül veririm
    Pay etmektir işim benim

    Yakarırım göğe doğru
    Akranımdır Ilgaz Ağrı
    Yanar Kafkasların bağrı
    Yağmalanır düşüm benim

    Çavlanlarım çeker zikir
    Bülbüllerim türkü okur
    İçimde lavlar birikir
    Buza keser dışım benim

    Dolularım ak incidir
    Fırtınalarım kincidir
    Adım dostun sevincidir
    Düşmanıma hışım benim

    Oğul verdim arık oldu
    Meyve verdim koruk oldu
    Güz ayı pek buruk oldu
    Ağulandı aşım benim

    Dört mevsim de yara aldım
    Gençliğimi yere çaldım
    Orta yaşta ölüp kaldım
    Taşa geçti dişim benim

    "... Gözelerim ilaç artık
    Yağmurlarım kırbaç artık
    Tek duaya muhtaç artık
    Yosun tutmuş taşım benim..."

    Fırtınam var

    Fırtınam var hiç dinmeyen
    Çerağım var hiç sönmeyen
    Pusulada bulunmayan
    Yöne doğru yürüyorum.

    Göklere yükseldim indim
    Yıldızlar nuruyla yundum
    Dostluğa sevgiye döndüm
    Kine karşı yürüyorum

    Koşma verdim ağıt aldım
    Ele kalem kağıt aldım
    Erenlerden öğüt aldım
    Cana doğru yürüyorum

    Kaldı artık bir tek dostum
    Gayrısına çoktan küstüm
    Dikenleri yol eyledim
    Güle doğru yürüyorum.

    Kendimi aramak için
    Sana doğru yürüyorum
    Kestirmeden varmak için
    Bana doğru yürüyorum.

    Fırat idim kahır oldum
    Sakarya'ydım zehir oldum
    Nildim Sarınehir oldum
    Çin'e doğru yürüyorum!

    Şafak oldum sökün ettim
    Yıldızlara akın ettim
    Yarınları yakın ettim
    Düne doğru yürüyorum.

    Yüzümü Bektaş'a döndüm
    Erenler deminde yundum
    Göklere yükseldim indim
    Cana doğru yürüyorum!

    Başladığım yere vardım
    Arpa boyu yolmuş gördüm
    Pılımı pırtımı derdim
    Sona doğru yürüyorum.

    Sona değil bu yürüyüş
    Sana doğru yürüyorum
    Kestirme yol bulmak için
    Bana doğru yürüyorum.

    Birleşsin

    Aşka hasret kalmış eller birleşsin
    Serin sular, kavruk çöller birleşsin
    Bir denize aksın aşk ırmakları
    Fırat’lar Tuna’lar Nil’ler birleşsin

    Ölümsüz aşklara kıymaz yaradan
    Yanaklar yazgılar yollar birleşsin
    Perçemler yaşmaklar çıksın aradan
    Yanaklar dudaklar diller birleşsin

    Gönül baharında çiçekler solmaz
    Kim demiş sevenler bahtiyar olmaz
    Aşk başa düşünce hangi iş olmaz
    Sevgilim yürekler kollar birleşsin

    Yaylasına harman yerine kurban
    Alnından damlayan terine kurban
    Horonuna zeybeğine semahına kurban
    Omuzlar dirsekler eller birleşsin

    Birleşsin yazgılar birleşsin yollar
    Birleşsin hasretle kurumuş diller
    Şenlensin meydanlar vursun davullar
    Sessiz boynu bükük kullar birleşsin

    Dinamit

    Böldüler sımsıcak düşlerimizi
    Bozdular yürüyen işlerimizi
    Dilimize gömdük işlerimizi

    Öfkemiz yığıldı piramit oldu
    Türkü dilimizde dinamit oldu

    Sahibi belirli bir söz kalmadı
    Utanan kızaran bir yüz kalmadı
    Mangalda kül bitti hiç köz kalmadı

    Acılar gönlümde piramit oldu
    Türküler dilimde dinamit oldu

    Omuz Omuza

    Yolda beyazlar allar
    Kınalıdır ak eller
    Hanımlar mendil sallar
    Beyler omuz omuza

    Burası Anadolu
    Dağlar omuz omuza
    Gidenler toprak oldu
    Sağlar omuz omuza

    Omuz omuza gardaş
    Omuz omuza yoldaş
    Bektaşi, zeybek, dadaş
    Canlar omuz omuza

    Elimle buğday ektim
    Alın terimi döktüm
    Dağlarda halay çektim hey
    Senle omuz omuza

    İşte pembeler allar
    Açılmış gonca güller
    Gençlerim halay çeker hey
    Vermiş omuz omuza

    Kurşunlanmış Rüyalarım

    Hasret alevden bir gömlek içten içe kor
    Önce gel sokul sineme sonra halim sor

    Körpe goncam, al dudaklım sen aldın aklım
    Gözlerimde binbir arzum, gönlümde saklım

    Kurşunlanmış rüyalarım gel de hayra yor
    Bir acı ver tanrım bana ayrılıktan zor

    Ela gözlüm sarmaşığım, ümit ışığım
    Sana hasret, sana hayran, sana aşığım

    Sevdiğini saramayan bir biz kalmışız
    Bizler aşk andını gülüm şeref bilmişiz

    Tüm insanlar sağır şimdi bütün gözler kör
    Al kalbimi sök yerinden yerden yere vur.

    Benim Aşkım

    Uçup uçup konamayan
    Kör bir kuştur kördür aşkım
    Ne sınır ne yasak tanır
    Bulut bulut hürdür aşkım

    Yüce dağlar doruğunda
    El değmemiş kardır aşkım
    Ne yapsam hep zarar gördüm
    Ettiğim tek kârdır aşkım

    Genç yaşımda sevdalandım
    Tanrı gibi birdir aşkım
    Sevdiğim anlar halimden
    Başkasına sırdır aşkım

    Dağlar çöller yollar aşar
    Tuna gibi gürdür aşkım
    Dokunduğu yeri yakar
    Bir volkandır kordur aşkım

    Başımı belaya sokar
    Hem çılgın hem zordur aşkım
    Fark eylemez bahtım yoksa
    Terk eylemez yârdır aşkım

    Ergül Tosun

    Kitap sayfası için iletişim:

    ergul.tosun@ensonhaber.com

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir