Euro
10.7364
-0.1%
Dolar
9.2721
0.12%
Altın
526.89
0.1%
Borsa
1.41
0%
Bitcoin
579.651
3.61%
14ºC
İstanbul
Çok bulutlu 14 C
    Necip Fazıl'ın şiirindeki ölüm ve hayat unsurları

    Necip Fazıl'ın şiirindeki ölüm ve hayat unsurları

    Necip Fazıl, Türk edebiyatının önemli şairlerindendir. Şairin şiirlerindeki ana temalar çoğunlukla hayat ve ölüm üzerinedir.
    • Özel İçerik
    • 21.09.2021 - 10:26
    • Güncelleme : 21.09.2021 - 13:18

    Şiir, Necip Fazıl Kısakürek'in iç dünyasının bir aynasıdır. Şiirlerini modern ve mistik temellerle oluşturan şair, toplumsal sorunlardan olabildiğince uzaklaşır ve insanın bireysel varoluşunu sorgulayarak iç benliğine yönelir. Böylece sanatçı, hayatın kabalaşan ve sömürücü yönlerini şiirin içine sıkıştırır.

    Şaire göre insanın yaşam içinde oturduğu yer, bir trajedinin oynandığı sahnedir. Bu trajik sahnenin başoyuncuları ise hayat ve ölümdür.

    Şaire göre hayat, insana emanet edilmiş kutsal bir süreç ve insanı kaçınılmaz olana taşıyan tek gerçektir. Ölüm ise Necip Fazıl için hayatın karşısında çekilmiş karanlık bir settir.

    KARAMSAR ATMOSFER

    Her dönüşüm, onun içsel kırılmalar yaşamasına sebep olur. Etrafındaki nesne ve varlıkları gerçek kimliklerinin ötesinde bireysel bir dönüşümün merkezine çeken Necip Fazıl, şiirlerinde korku ve tedirginlik nedeniyle karamsar bir atmosfer yaratır.

    Necip Fazıl ın şiirindeki ölüm ve hayat unsurları #1

    ŞİİRİNİN TEMELİ

    Modernlik ve mistisizm onun şiirinin temelini oluşturur. Bireysel ve toplumsal olarak yaşamın kirlenmiş kutsallığı, şairin nevrotik sancılar çekmesine sebep olur. Fransız şiiri ile klasik şiiri aynı potada eriten Necip Fazıl, hayatın küçük anlarını yakalar.

    Necip Fazıl ın şiirindeki ölüm ve hayat unsurları #2

    HAYATIN İŞLEYİŞİ

    Necip Fazıl, şiirlerinde hayatın işleyişi karşısında insanın trajik çıkmazını ortaya koyar. Hayatla insanın karşılaşması, insanın kendini hayat karşısında sonsuzlama arzusuyla büyük bir çatışmaya dönüşür.

    Şaire göre hayat, insana emanet edilmiş kutsal bir süreçtir. İnsana emanet olarak verilen bu kutsal süreç, onu kendi kaderiyle baş başa bırakır. Tek başına kendi rolünü oynayan insan, her ne kadar hayatı dizginlemeye çalışsa da bunu başaramaz.

    TEK GERÇEK: HAYAT

    Bunun nedeni, hayatın insana istenmeden verilmesi ve istenmeden alınmasıdır. Nitekim şaire göre hayat, insanı kaçınılmaz olana taşıyan tek gerçektir. İnsan hayatta iken ölüme her zaman çok yakındır.

    Hayatta kalma ve hayata tutunma çabası şaire göre insanın yaşamla kavga etmesine neden olur. Kavganın şiddeti, insanın kimsesiz, çaresiz ve acizliğini gösterir.

    Bu yüzden şair, hayata hep başkaldırır. Bu başkaldırış ve çıkamazlar hayat karşısında hissedilen acizliğin trajikliğidir.

    Ergül Tosun

    Kitap sayfası için iletişim:

    ergul.tosun@ensonhaber.com

    İlginizi Çekebilir


    Görüş Bildir