Yazdığı kitaplarla geniş okur kitlesine ulaşan Pınar Boylu Gogulan, geçtiğimiz haftalarda raflardaki yerini alan Lal: Aşk-ı Hakikat kitabının bilinmeyenlerini anlattı.
Altın Kitaplar'dan Ecem Kodak'a konuşan Pınar Boylu Gulan; kitabını detaylıca anlatrtı.
İşte yazarın açıklamaları...
Oğlunuz Can Leo’nun doğumu sırasında geçirdiğiniz hayati tehlike sizin kırılma noktanız olmuş ve kendi kişisel gelişim maceranız bu şekilde başlamış. Neler yaşandı bu süreçte?
"Can Leo’yu doğurduktan birkaç saat sonra iç kanama geçirdim. Acil ameliyata aldılar, çünkü kanama bir türlü durmuyordu. ‘’Ölüme yakın deneyim,’’ denilen sürecin ne kadar ağır ve travmatik olduğunu ne yazık ki o zaman gördüm. Bazı ruhsal uyanışlar güzellikle olmuyorsa illa ki bir travmayla oluyormuş. Bir doğumu kutlarken bir anda benim hayatta kalmam için alınan rahmimin yasını tutarken bulduk kendimizi. Ameliyat devam ederken ağır anestezi verilmesine rağmen travma sırasındaki doktorların ve ameliyathane ekibinin paniğini izledim, ameliyat sonrası da tüm olan biteni hatırlamak rahatsız etti beni. Sol beyin muzdarip bir ekonomistken, fizik ve matematik kanunlarına ve bilime katolik bağlıyken, bilimin açıklamakta zorlandığı olaylar serisi yaşadım. Ve elbette sorgulamaya, araştırmaya, üzerine gitmeye başladım. Bu sorgulama ve araştırma beni EARTh Dünya Regresyon Terapistleri Birliği’ne getirdi. Dünyanın dört bir tarafından ‘’Regresyon Terapisi’’ sistemine sahip çıkan, bu alanda derinleşen ve araştırmalarını sürdüren bir grup uluslararası platformda isim yapmış psikiyatr, psikolog veya modern tıp doktoru, bir anda yaşamın sağ beyinle açıklanabilen, hissedilen, fark edilen kavramlarından bahsetmeye başladılar bana. Yaşadığımız çatışmaların, negatif olayların veya bir sorunun kaynağını araştırmayı hedefleyen bir sistem regresyon. Fantastik gibi gelse de kulağa temelini bilim oluşturuyor aslında. Her bir eğitimle insan doğasına, psikolojisine, biyolojisine daha bütünsel bakmayı hedefleyen sistemler bütünüyle kavuştum bu sayede. Aile Dizimi, Recall Healing, Yeni Alman Tıbbı, Total Biyoloji bunlardan bazıları. Bu alanda derinleştikçe, sorularımın cevapları tek tek önüme düşmeye başladı. Her bir serüveni de kaleme aldım. Böyle oluştu Lacivert, Mor, Siyah ve Lâl."

Kişisel Gelişim okurları yeni kitabınız Lâl’i uzun zamandır bekliyordu. Bu kitabınızdailişkiler sanatını ele alarak aileden, ikili ilişkilere uzanan geniş bir yelpaze sunmuşsunuz.Kendi perspektifinizden birkaç cümle ile Lâl’den bahseder misiniz?
"Seri dört kitaptan oluşuyor. Lâl tekne kazıntısı. Ben üç kitap sanırken sistem beni dördüncüyü yazmaya zorladı. Zorladı diyorum çünkü konu ‘’ilişkiler’’ hepimizin ortak yarası aslında. Böylesine hassas bir konuyu ele almak ve ilişkilerdeki problemlerin kaynağını su yüzüne taşımak cesaret gerektirdiği için epey ayak sürüdüm. Okurlar bilir, Pınar’ın çıkış noktası kendisidir. Kendi yaşamımdaki düğümleri tek tek nasıl çözdüğümü anlatırım kitaplarımda. Sonra da değerli danışanlarımın vakalarından onların izinleriyle örnekler veririm. ‘’İlişkiler’’ en mahrem çekmecemiz. Sırlarla, yara berelerle dolu. Lâl beni sarstığı kadar okuru da silkelemeye niyetli. Lâl ilişkilerimizde, sadece karşı cinsle değil, anne, baba ve aile bireyleriyle olan ilişkilerimizde bizi derinlere götürmeye niyetli. Yalnızca ‘’hakikat’’ iyileştirir bizi. Mış gibi yaptıklarımızı, yok saydıklarımızı, olmamış gibi, acımamış gibi, unutmuşuz gibi yaptıklarımızı suratımıza acımasızca değil de “acıya’’ şefkat veren bir yaklaşımla önümüze sermeye niyetli. Lâl hakiki olanla, ‘’özümüzle’’, fabrika ayarlarımızla bizi kavuşturmaya niyetli. Suçlamadan, yargılamadan, eleştirmeden, ”ilişki dinamiklerimizi’’ anlamaya, hissetmeye, fark etmeye bizi davet ediyor. Çıkış noktası yine kendimiziz. Evimizin."

Farkındalık Serisi’nin diğer kitapları gibi Lâl’de de kendi yaşanmışlıklarınız ve danışanlarınızın deneyimlerine yer vermiş, ayakları yere basan gerçekçi bir kitap hazırlamışsınız. Belki de kitaplarınız bu özelliğiyle diğer Kişisel Gelişim kitaplarından ayrılıyor. Ne dersiniz?
"Ben okuruma hakikatli olmayı prensip edindim. Kendi ciğerimi güvenle emanet ediyorum okuruma. Danışanlarım ve okurlarım da bana aynı güvenle teslim oluyorlar. Biz bu emanete kutsal bir hazine gibi sahip çıkıyoruz. İnsanız. Yaralarımızda kavuşuyoruz. Benzer duyguları deneyimliyor, acıların öğretilerinde buluşuyoruz. ‘’Nasıl hissettiğini biliyorum çünkü ben de aynısını yaşadım, benim atalarım da benzer acılardan geçti,” diyorum okuruma. Sen ve ben yok, biz varız çünkü. Ben düğümlerimi çözdükçe cesaretlenen okurum düğümlerini çözme gayreti gösteriyor, soru sorma cüretini ve gününü içinde buluyor. İnsan insanın arkasını kollamalı, insan insana muhtaç. Ben tüm kitaplarımda okurumu içsel yolculuğa yüreklendiriyorum. Cesaret adımı atan okurumun arkasını kolluyor, güven çemberi oluşturuyorum. Lâl’de de tüm okurlarıma buluşma noktası verdim. Araz Mahallesi. Huzur Sokak. Vicdan Lokantası. Heyecanla bekliyorum her birini orada."
Regresyon Danışmanı olarak danışanlarınızın hikâyelerine tanıklık ediyor, şifalanma süreçlerine ortak oluyorsunuz. İlişkiler konusunda şimdiye dek karşılaştığınız en etkileyici tanıklık ne oldu?
"Binlerce danışanla, bambaşka ülkelerde, farklı kültür, din, mezhep ve ırktan bireylerle binlerce çembere katılma şansım oldu. Çalışmalarımızda beni en çok etkileyen her seferinde duyguların evrenselliği oluyor. Danışanlarım çatışma yaşadıkları kişilerin anne ve babalarıyla benzerliklerini fark ettiklerinde çok şaşırıyorlar. İlişkilerinde anne ve babalarının ilişkilerini nasıl modellediklerini ve belki de çoğunlukla tıpkı en çok eleştirdikleri anne ve babaları gibi olduklarını fark ettiklerinde oldukça sarsılıyorlar. Her bir çalışma biricik ve eşsiz. Her bir çalışma evrensel bir gerçeği bize hatırlatıyor: Çatışmalarımızla eşleşiyoruz!"
Kitaplarınızda, bu şifalanma süreçlerinden bahsederek pek çok okura ilham veriyorsunuz. Bu konuda okurlarınızdan geri dönüşler oluyor mu?
"Elbette. Okurlardan gelen geri bildirimler, kurdukları bağlantıları anlatan mesajlar,mektuplar, mailler beni daha da çok yazmaya, daha da çok paylaşmaya iten en büyük güç.Kitapları okuyup soru sormaya, tarihini araştırmaya, sorunlarının kaynağını okyanusta dibe dalıp bulmaya çalışan okurlar, buldukları cevaplar sonrası yaşamlarındaki olumlu gelişmeleri,kendi tabirleriyle mucizeleri paylaşıyorlar. Mucizeyi yaratan ben değilim. Biyolojimiz,kimyamız, anatomimiz gerçek bir sanat eseri. Beyin soruların cevaplarıyla, nokta atışıbağlantılarla kendi iyileşmesini, kendi mucizesini yaratıyor zaten. İnanmak zorunda biledeğilsiniz yaparken veya okurken. Araştırmanız, soru sorma cüretiniz, hakikate doğru atılanminicik bir adım, sizi daha iyisine taşıyacaktır şüphesiz. Tarihini öğren,ki talihini yaratabil."