Süleyman Soylu'dan Gülistan Doku tartışmalarına çok net cevap
Gülistan Doku soruşturmasının eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğluna uzamasının ardından hedef tahtasına yerleştirilmek istenen eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, canlı yayına bağlanarak isyan etti: "Adam gibi görevimizi yaptık, sonuna kadar da yaptık. Elinde belgesi olan bilgisi olan benimle ilgili ne varsa ortaya koymazsa namerttir"
İçişleri Bakanlığı yaptığı dönemde ortaya koyduğu başarılarla kabinenin en çalışkan isimlerinden biri olarak gösterildi..
Yağmurda, selde, depremde..
Milletin ihtiyaç duyduğu her anda sahada oldu.
Bakanlık döneminde elde ettiği başarılar nedeniyle; muhalefet, onu sürekli hedef tahtasına yerleştirme çabasında.
Bu kez konu Gülistan Doku soruşturması.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın genişlettiği soruşturma kapsamında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlunun tutuklanmasıyla birlikte muhalefet cephesi Süleyman Soylu'yu hedef almaya başladı.
Süleyman Soylu TV100 canlı yayınına bağlanarak Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili söylenenlere adeta isyan etti.
Süleyman Soylu, konuyla ilgili şunları söyledi:
Olay olduktan bir zaman sonra zannediyorum 2 gün sonra, intihar mektubu bulunduktan ve kayıp ihbarının ardından, kaybolduğu belirlenen yerde kendisine ait eşyalar bulunduktan sonra savcılık burada bir araştırma yapılması lazım dedi ve buraya biz arkadaşlarımızı gönderdik. Orada ilk önce 180 gün bir araştırma yapıldı.
"DERHAL ABAKAROV'UN BULUNMASI İÇİN TALİMAT VERDİM"
İlk kez Zaynal Abakarov’un ifadesi ayın 6’sında alınıyor ardından serbest bırakılıyor, ardından tekrar savcılık tarafından alınıyor ve yeniden serbest bırakılıyor. Zaynal Abakarov ayın 9’unda yurt dışına çıkıyor. Aile bize diyor ki bu şüpheli yurt dışına çıktı, biz bunun doğru olmadığını düşünüyoruz, burada bir gariplik var geri getirin dedi.
Konu bana gelince bir tek şüpheli var ve onun da yurt dışında olduğunu anlayınca tedirgin oldum devlet töhmet altında kalacak diye. Derhal gerekli telefonları ettim ve hemen Abakarov’un bulunması için talimat verdim.
"GELMEZSE BABASI POLİS MEMURU İHRAÇ EDERİM.."
Dedim ki eğer gelmezse babası polis memuru ihraç ederim, annesi de Dağıstanlı geri gönderme merkezine alırım ve bunun da hesabını sorarım.
Ve neticede aileye ulaştılar ve gelmesi lazım, dediler. Ailenin söylediği ‘Evet doğru ama burada bize husumet oluşabilir bizi başka bir yere getir.’ Gelsin ve devlet töhmet altından kurtulsun soruşturma devam etsin, nereye gitmek isterse oraya götürürüz dedim.
Gelsin, gözetim altında olacak nerede olursa olsun dedim. Abakarov gelir gelmez yurt dışı çıkış yasağı koyulması yönünde (OHAL yetkisi dahilinde) arkadaşlarıma talimat verdim. Babaya da yurt dışı çıkış yasağı koyduk.
Bu olaylar olurken Elazığ depremi oldu ve Elazığ’daydık ve defalarca kez görüştüm aileyle burada da. İlk kez özel bir ekip kurduk İçişleri Bakanlığı bünyesinde. İlki Adil Öksüz’le ilgili özel bir ekip kurduk, ikincisi Rabia Naz ile ilgili, üçüncüsü ise Gülistan Doku kardeşimiz ile ilgili bir özel ekip kurduk.
BÜTÜN KAYITLARA BAKILDI
Ekipler çalıştıktan sonra bize bir rapor getirdiler. Yaklaşık 212 kişinin bilgisine başvuruldu. Bütün kayıtlara bakıldı ve görüldü ki Zaynal Abakarov’un telefon imajları alınmamış.
Özel ekip tespit ettiklerini konuyla ilgili savcılığa bildirdi. Neticede bir yurt dışı çıkış yasağını hakim gerekli görürse koyar görmezse koymaz. Ben hakimin takdirini sorgulayamam.
261 GÜN ÇALIŞMA YAPILDI
Soruşturmayı savcı devam ettirirken Gülistan Doku’nun ablası basına bir demeç verdi. Soylu’ya ulaştım ve barajın aranmayacak olması bizi üzüyor dedi ve yanıma gelip aramaların devam etmesi gerektiğini söylediler. Barajın tam boşaltılıp boşaltılamayacağını öğrendim bunun çok sağlıklı olmadığını söylediler. Yarım seviye boşaltılması yönünde en azından temaslar kurdum. 261 gün orada çalışma yapıldı. Netice itibarıyla yarım seviye boşaltıldı olmadı tam seviyenin dibine kadar boşalttık barajı.
Diyelim ki orada bir ihmal var başka bir şey var, hepsi sorgulanmalıdır. Bu konu o gün karartılmışsa böyle bir ihtimal varsa bunun hesabını sormak Gülistan kardeşimiz kadar bizim de en büyük hakkımızdır.
UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN.. ALNIMIZ AK
Bugün de yapılanların sonuna kadar arkasındayız, ucu nereye giderse gitsin. Alnımız açık… Sanki suçluymuş gibi bir ideolojik olarak davranışlar yakışmaz. Türkiye’de faili meçhulleri AK Parti bitirmiştir. Hele 15 Temmuz’dan sonra devlet FETÖ’den arındıktan sonra 2021-2022-2023-2024-2025’te Türkiye’de polis bölgesinde bir tane faili meçhul yoktur. Dünyada bir tane örneği yoktur, gösterin kellemi kesicem. Türkiye’de ortalama 2010-2016 arası 25-26 faili meçhul vardır. Siyasi faili meçhuller değil bunlar.
2017 yılında 21, 2018’de 8, 2019 yılı 4, 2020 yılı 3, 2021 yılı 0…
Türkiye’de ortalama yıllık bin 800 ile 2 bin 200 arası cinayet olur. Bunun anlamı şudur iktidarımızdaki 23 yıl boyunca 45-46 bin cinayet anlamına gelir bu. Faili meçhul sayısı kaç 638! Yüzde 1,5’a denk gelir. Almanya’da bu oran yüzde 10, İngiltere’de 5 puan yüksek, Amerika’da yüzde 50!
Şu anda yapılması gereken tek bir şey var. Meseleyi siyasallaştırmadan meselenin aydınlatabilmesi için soruşturmanın yakından takip edilmesidir.
Diyorsunuz ki; sen oraya o valiyi atamasaydın..
Ben o valiyle sözleşme mi yaptım. Senin oğlun birisine şey yapmasın.. Ben binlerce adam atadım. Polis teşkilatının yüzde 70'i değişti. Jandarmanın yüzde 70'i değişti. Hepsi benim imzamdan geçti. 800-900 kaymakam aldık.. O zaman Süleyman Soylu döneminde alındı bu kaymakamlar. Bunların hepsi suç örgütü unsurudur.. Böyle bir mantıkla nereye gidebiliriz?
"BİZ ADAM GİBİ GÖREVİMİZİ YAPTIK"
Hukuk var, yargı var. Der ki; bunun içinde Süleyman Soylu var. 1 gün duran şerefsizdir. 1 dakika aman dileyen şerefsizdir. Bunu bütün Türkiye'ye söylüyorum. Biz adam gibi görevimizi yaptık. Sonuna kadar da yaptık.. Bu memlekette Tunceli-Pülümür yoluna gidilmiyordu. Bugün içeride olan vali, gidemezsiniz güvenlik kalmadı dedi. Dedim ki; devletin bakanıyla devletin jandarma genel komutanı Pülümür yoluna gidemiyorsa ah ne yapacağız. Kalkın gidiyoruz dedim. Biz bu ülkede hasbi davrandık."