Ümit Yenişehirli'nin araştırması: Cadılar Bayramı

Ümit Yenişehirli'nin kaleme aldığı makalede, Cadılar Bayramı'nın Türkiye'deki artan popülaritesi ve tarihi kökenleri ele alınıyor. Cehalet ve özentinin etkisi altındaki kutlamaların, Şanlıurfa gibi özel bir şehirde de nasıl yankılandığı inceleniyor.

Ümit Yenişehirli'nin araştırması: Cadılar Bayramı
  • Ümit Yenişehirli, Türkiye'de artan Cadılar Bayramı popülaritesini ve tarihî kökenlerini ele alıyor.
  • Keltlerden miras kalan bu kutlama, tuhaf ritüelleri ve tarihi boyunca sapkınlıklarıyla dikkat çekiyor.
  • Türkiye'de, özellikle Şanlıurfa'daki yankıları cehalet ve özentinin etkisiyle endişe yaratıyor.

Cadılar Bayramı, dar bir kitle eliyle de olsa artık Türkiye'de de kutlanıyor! Cehalet ve özentinin sarmalındaki tuhaf etkinliklerin bu yıl Peygamberler Şehri Şanlıurfa'da da görülmesi ise yürekleri burktu. Asırlar öncesinin putperest kuzey kavimlerinden miras "bayram", tabiat varlıklarından korkup, onlara tapıma geçen toplumların tarihinden günümüze kadar uzandı.

ÖLÜLERİN RUHLARI TANIMASIN DİYE TUHAF MASKE VE KIYAFETLER...

AnaBritannica Ansiklopedisi'nin "Keltler" maddesinde anlatılanlara göre; günümüzün İskandinav milletlerini oluşturan antik Britanya'daki kaynak kavimlerden biri olan Keltler, 1 Kasım tarihini yazın bitişi (Samhain) ve kışın başlangıcı olarak kabul ederlerdi. Keltler, sertleşen hava koşullarının, taptıkları sayısız tabiat unsuru olan tanrıların öfkesinin yansıması olarak görüp, onları yatıştırmak için kurbanlı ve şenlikli törenler düzenlerlerdi.

Keltler, ayrıca bu gecede, yaşayanlar dünyası ile ölüler dünyası arasındaki perdenin inceldiğine inanır, bu nedenle de ölülerin ruhlarının geri gelmemesi için kendilerince önlemler alırlardı. Buna göre, tuhaf kıyafet ve maskeler takan ahali, böylece ortamda dolaştığına inanılan ölülerin ruhları ile kötü ruhları korkutmayı amaçlarlardı. Bu kılıklarının aynı zamanda, kendilerini tanınmayacak hale getirdiğini düşünerek rahatlarlardı. Gecede, yine aynı tanınmama amacıyla kadın kıyafetine giren erkekler, erkek kıyafetine giren kadınlar da görülürdü. Cadılar Bayramı gecesi, ruhların girişini önlemek için evlerdeki ocakları sürekli diri tutmak, kapı önlerinde büyük ateşler yakmak da ritüellerden biriydi. Oyulmuş balkabağı ise daha çok antik İrlanda mitolojisinde görülen, ne cennete ne de cehenneme kabul edilmemiş "Cimri Jack"ın (Stingy Jack) dünyada başıboş dolaşmasının tasviriydi.

RAHİP VE BÜYÜCÜLERİN İŞLERİNİN AÇILDIĞI KEHANET GECESİ

Cadılar Bayramı'nın toplum nezdinde ilgi görmesinin bir diğer nedeni de bu gecede kehanet etkinlikleri düzenlenmesiydi. Pagan kavim, tanrılar ve ruhlarla bağ kurduklarına inandığı rahip ve büyücülerin önünde toplanır, hayvan ve başka kıymetli hediyelerle mistik kadronun kendileriyle ilgili kehanette bulunmasını isterlerdi. Bunlar da kurban edilen hayvanları alır, genellikle karaciğerine bakarak geleceğe dair laflar ederlerdi. Hayvanın karaciğerinden geriye kalan kısmı ise rahip ve büyücülerin olurdu. Rahipler (Druidler), göksel güçlerle irtibata geçmek için hayvanın derisini de alırlar, o kanlı deriye sarılarak kehanet törenini icra ederlerdi.

BİR DÖNEM İNSAN DA KURBAN ETMİŞLERDİ

Keltlerin Samhain festivali olarak da bilinen Cadılar Bayramı'nda insan kurbanı da söz konusu olmuştu. Kimi tarihsel kaynaklar ile arkeolojik kanıtlar, toplumdaki bu sapmayı da ortaya koymaktaydı. Keltlerin yaptıkları, aslında onlar gibi pagan olan Romalılara bile aşırı gelmekteydi. Milattan sonra 39 doğumlu yazar ve politikacı Marcus Annaeus Lucanus, bilinen adıyla Lucan, Kelt rahiplerinin cadılar bayramında insan kurban ettiğini, "İnsan kanı serpilmiş ağaçlar" satırlarıyla ifade etmişti.

Roma İmparatorluğu'nun öncü imparatorlarından biri olan Jul Sezar da benzer şekilde Keltlerin insan kurban ettiklerini anlatmıştı. Sezar, "Keltler, suçlu gördüklerini, festival geceleri tanrıları memnun etmek için devasa hasır yapılar içinde canlı canlı yakarlar." demekteydi. Geçen yüzyılın arkeolojik araştırmalarında da cadılar bayramında infaz edilmiş olduğu düşünülen kimi iskelet kalıntıları bulunmuştu. Yine, 1984 yılında İngiltere Manchester yakınlarındaki Lindow Moss'taki bataklıkta bulunan iyi korunmuş bir insan bedeninin de çevredeki diğer başka kanıtlarla birlikte Kelt ritüeli sonucu bu hale geldiği belirlenmişti.

KELTLERİN BİR KOLU ESKİŞEHİR'E GÖÇ ETTİ

Öte yandan; bu yılki Cadılar Bayramı kutlamalarında marjinal bir grubun "haç şeklindeki bira kasaları"nı kullandığı Eskişehir bölgesi, tarihte de Cadılar Bayramı'nın kökeninin yer aldığı Kelt toplumuyla bir buluşma yaşamıştı. Önce Yunan güçleri, sonra da Roma İmparatorluğu'nun hâkimiyeti altında bunalan Keltlerin bir kolu olan Galatyalılar, milattan önce 250'lerde Balkanlar üzerinden Anadolu topraklarına, daha sonraları Galatya olarak anılacak, günümüzdeki Ankara ve Eskişehir'i kapsayan bölgeye yerleşmişti. Bu Galik (Keltlerle ilgili) topluluk, Yunan ve Roma güçleri tarafından "sapkın" denilerek belli ölçüde asimile edilmişse de eski inanç ve kültürlerinden bazı izleri yine de korumuştu.