BİR İLETİŞİM HAMLESİNİN ANATOMİSİ

Adem Metan
Adem Metan

Haftanın son iş gününden herkese merhaba.

Umarım iyisinizdir ve keyfiniz yerindedir.

Siyaset gündemi yine İstanbul üzerinden şekilleniyor.

Muhtemelen birçoğunuz sosyal medyada ya da diğer dijital mecralarda karşılaştınız.

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı, “Senin Hayatından Gidiyor” mottosuyla dikkat çekici bir kampanya başlattı.

Kampanyanın yankıları hala sürüyor ve görünen o ki bir süre daha gündemden düşmeyecek.

Ve kampanyanın bu kadar ses getirmesinde CHP’nin aslan payını unutmamak lazım…

“Ne alaka Adem” demeyin!

Açıklayayım…

AK Parti İstanbul Başkanlığı bu kampanyayı başlattığında aslında medyada bu kadar görünür olmamıştı çalışma.

Sonra ne mi oldu?

CHP, medyasından siyasetçisine kadar en üst perdeden bu kampanyaya tepki gösterdi.

Afişleri, sosyal medyada boy boy paylaştı.

Kampanyayı duymayan, görmeyen kalmadı.

Üstelik tamamen muhalif kesime zuhur etti kampanya.

Seçim kampanyalarında rüştünü ispatlayan AK Parti de CHP’nin oluşturduğu dalgayla muazzam bir sörf yaptı.

CHP’nin eleştirilerine cevap vererek kampanyayı adeta dalga dalga büyüttü.

Ve ortaya son yılların en ses getiren ve büyük kitlelere ulaşan açık hava kampanyası çıktı.

Şüphe yok…

AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir’in bu kampanya özelinde keyfi yerindedir.

Muhalefet cephesi kampanyayı yalnızca CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik düzeyinde ele alsaydı, mesele muhtemelen sınırlı bir siyasi polemik olarak kalabilirdi.

Ancak işin rengi, Ekrem İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in doğrudan kampanyayı hedef almasıyla değişti.

Siyasette bir kural vardır.

Bir mesajı ne kadar yüksek perdeden muhatap alırsanız, o mesajın etkisini de o kadar büyütürsünüz.

Böylece İstanbul merkezli bir iletişim çalışması, ülke genelinde konuşulan bir siyasi meseleye dönüştü.

Kampanyanın mesajına gelince…

Ana tema; giderek artan İstanbul trafiği, aksayan İETT seferler, metrobüs yangınları, yürüyen merdiven arızaları gibi insanların günlük hayatına direkt etki eden İBB hizmetleri…

Ben yazıda, olayı iletişim boyutuyla ele aldım.

Elbette içerik konusuna da söyleyeceklerim var.

Ki pek çok kez bu köşede bu konulara değindik.

Ama günün sonunda sandık 16 milyonun önüne gelecek ve karar halkın olacak.

Uzun lafın kısası

Kabul edilsin ya da edilmesin…

Bu kampanya, siyasi tartışmanın yönünü değiştiren ve reklamcılık açısından ders niteliği taşıyan bir iletişim başarısı olarak şimdiden kayda geçti.