DEVLET AKLI VE DAĞLARIN GELECEĞİ

Adem Metan
Adem Metan

Kış aylarındayız.

Kayak merkezleri tam kapasite olmasa da turizmcinin kış beklentisini büyük ölçüde karşılıyor.

Türkiye, özellikle son yıllarda kış turizminde ciddi bir ivme yakaladı.

Yerli turist kadar yabancı misafir de dağlara, pistlere, karın cazibesine geliyor.

Ama bu yazıya buradan başlamak istemiyorum.

Bolu Kartalkaya’da yaşanan ve onlarca insanın hayatını kaybettiği o büyük yangını bir kez daha rahmetle anmak istiyorum.

O gün, olayın ilk dakikalarında oradaydım.

Yayın da yaptım.

Hayatımda unutamayacağım, tarifsiz acılar yaşadığım anlardan biri olarak zihnime kazındı.

Ve aradan tam bir yıl geçti.

Bir yıl…

Lakin aradan geçen bir yıla rağmen o yanan otelin enkazı hala orada.

Gerçekten insanın aklı almıyor…

Yahu kardeşim…

Allah aşkına kaldırın şunu artık.

78 canımızı hayattan koparan bir mezardan bahsediyoruz.

Tadilat mı yapılacak…

‌Satışa mı çıkarılacak…

Kim, hangi akılla o binaya müşteri sokacak?

Üstelik Kartalkaya’da çok sayıda otel var ve hepsi misafir ağırlıyor.

Ama her gelen, o yanmış binayı görüyor.

Aynı psikoloji, aynı hüzün, aynı iç sıkıntısı…

Bu sadece turizmi değil, insan onurunu da yaralayan bir görüntü.

Umarım gereken bir an önce yapılır.

Gelelim şimdi diğer konumuza…

Türkiye, bugün kış turizminde ciddi bir eşiği aşmış durumda.

Rize’de heliski yapılıyor.

Helikopterlerle sporcular zirveye çıkarılıyor, kilometrelerce bakir dağlardan aşağı kayılıyor.

Bu ülkeye, bu dağlara artık dünyanın dört bir yanından insanlar geliyor.

Geçtiğimiz hafta Erzincan’daydım.

Ergan Dağı Kayak Merkezi’nde…

Bugün geldiği noktaya bakınca, birçok kişinin “sonradan ortaya çıktı” zannettiği bu merkezin aslında çok eski bir fikrin ürünü olduğunu görmek gerekiyor.

Ergan Dağı’nda kayak merkezi kurulması fikri, ilk kez 1998 yılında, dönemin Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu tarafından gündeme getirildi.

O yıllarda bu fikir, birçokları için hayal gibi görülüyordu.

Ne altyapı vardı…

Ne kaynak…

Ne de bu ölçekte bir turizm vizyonu.

Ama Recep Yazıcıoğlu’nun devlet anlayışı tam da buydu.

Bugünü değil, yarını düşünmek…

Günü kurtarmak değil, geleceği inşa etmek.

Bu dağın bir gün Türkiye’nin sayılı kayak merkezlerinden biri olabileceğini ilk dile getiren isim oydu.

Aradan yıllar geçti.

Fikir, raflarda tozlanan bir dosya olmadı.

Doğru zamanda, doğru siyasi iradeyle yeniden ele alındı.

İşte tam bu noktada Binali Yıldırım ismini özellikle ve güçlü biçimde anmak gerekiyor.

Çünkü bugün Ergan Dağı’nda gördüğümüz pistler, tesisler ve planlı yapılaşma, devamlılık gösteren bir devlet aklının sonucu.

Binali Yıldırım’ın siyaset tarzı, hep bu çizgide oldu.

Popülizmden uzak…

Gürültüden beslenmeyen…

Ama kalıcı sonuçlar üreten bir anlayış.

Ulaşımda, altyapıda ve bölgesel kalkınmada sergilediği bu yaklaşım, Ergan Dağı’nda da kendini net biçimde gösteriyor.

Doğa korunarak turizme açıldı.

Rant değil, sürdürülebilirlik esas alındı.

Plansız büyüme yerine, uzun vadeli bir vizyon tercih edildi.

Bugün Ergan Dağı’nın pistleri sadece kayakçılara değil, doğru zamanda alınmış doğru kararların gücüne de tanıklık ediyor.

Bu, Recep Yazıcıoğlu’nun hayal ettiği çizgiyle, Binali Yıldırım’ın hayata geçirdiği devlet tecrübesinin kesiştiği nokta.

Pisti teknik olarak güçlü…

Manzarası etkileyici…

Ve en önemlisi, arkasında hikayesi olan bir yatırım.

Bu hikaye, bir valinin 1998’de ortaya koyduğu vizyonla başladı.

Yıllar sonra devlet aklıyla ete kemiğe büründü.

Türkiye’nin asıl ihtiyacı da tam olarak bu.

Kısa vadeli hevesler değil, uzun soluklu fikirler…

Ve bu fikirleri hayata geçirecek irade.

Tıpkı Ergan Dağı gibi…

Ve bu örneğe bakarken de hakkı teslim etmek gerek.

Emeği geçen Sayın Binali Yıldırım ve ekibini gerçekten tebrik ediyorum.

Siz de yolunuzun düşmesini beklemeyin, gidip

mutlaka bu vizyoner merkezi yerinde deneyimleyin.

Cuma günü görüşmek üzere.