Peki Sonra?
Herkese merhaba.
Bugün bu köşede, dijital yolculuğumuzdaki 5. sezonu tamamlayıp, röportajlarımıza eylüle kadar ara verdiğimi duyurarak başlıyorum.
Beş sezon…
Tam 5 sezondur YouTube’da, birbirinden farklı isimlerle röportajlar yaptık.
Dönüp geriye baktığımda şunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Türkiye’de dijital yayıncılık tarafında bu kadar geniş bir yelpazeye dokunan çok az proje oldu.
Sanattan siyasete, spordan kültüre kadar birbirinden tamamen farklı dünyaların önemli isimlerini ağırladım.
Ama hiçbir zaman meselemiz "manşet çıkarmak" olmadı.
Karşımızdaki insanı, bir magazin ya da bizi manşete taşıyacak tehlikeli sular sorularının sorulduğu bir konumda görmedik.
Daha çok insanların hikayelerine, tanıklıklarına, kırılma anlarına ve bu ülkenin yakın hafızasına odaklandık.
Bugün hâlâ dönüp baktığımda, örneğin İlber Ortaylı ile yaptığımız yayınların ciddi bir arşiv değeri taşıdığına inanıyorum.
Aynı şekilde sezonun ilk programında Süleyman Soylu’yla yaptığımız söyleşi de öyleydi. O programdaki çoğu konu, örneğin "Erdoğan sonrası" sorusu, siyasette uzun süre kullanılacak videolardan biri.
Bir nevi 10 yıl sonra medyada arşiv niteliği taşıyan işler oldu hepsi.
Beşinci sezonu tamamlarken içimde kalan duygu ise şu: Biz, gerçekten iyi iş çıkardık.
Bu sezon, Tokat Belediye Başkanı dışında hiçbir belediye başkanını konuk almadım. Onu da alma sebebimiz hikayesi… ya da milletvekillerimizi de yine misafir etmedik.
Çünkü oluşturduğum dijital ağın, insanların birbirine "sinyal verdiği" bir alana dönüşmesini istemedim.
Bizim derdimiz pozisyon almak değil, kaliteli içerik üretmekti.
Her perşembe sabahı, insanların açıp gerçekten bir şey öğrenebileceği, düşünce dünyasına katkı sunabilecek yayınlar yapmaya çalıştık.
Ve çok şükür bunu başardık da…
Ben kalben mutluyum.
Bu sezon, kendi adıma yeni kararlar aldığım bir dönem oldu.
Bu süreçte bazı bilinçli tercihlerim oldu.
Mesela bu sezon, çok fazla etkinliğe gitmedim.
Çok fazla davette görünmedim.
Hatta bu bazen öyle oldu ki; farklı konuşmalara da yol açtı. Acaba davet mi gitmiyor. Bence insan, hayır diyebildiğinde kazanıyor.
Çünkü bir noktadan sonra insan şunu fark ediyor…
Sürekli her yerde olduğunuzda, varlığınızın da bir ağırlığı kalmıyor.
"Nasıl olsa hep oradasınız" algısı oluşuyor.
O yüzden biraz geri çekilmeyi, biraz daha işime odaklanmayı tercih ettim.
Türkiye’de malumunuz, bazen bir yere gitmeyince adınıza başka hikayeler yazılıyor.
"Niye katılmadı?"
"Davet edilmedi mi?"
"Bir sorun mu var?"
Açık konuşayım; kafam bu konuda son derece rahat.
Çünkü insan, önce kendisini inşa etmeli.
Biz de bu sezon, biraz bunu yaptık.
İnce eleyip sık dokuduk.
Yelpazemiz çok geniş olsa da herkesi konuk almadık.
Elbette davet ettiğimiz halde gelmeyenler oldu.
Canları sağ olsun, buna da saygı duyduk.
Ama geçen sene söylediğim bir şeyi, bugün de tekrar edebilirim.
Hatta bunu bir sitem olarak da okuyabilirsiniz.
Randevulaşıp sonrasında sebepsiz şekilde geri çekilen insanlarla bundan sonraki yayın hayatımızda çok da yan yana gelmeyeceğiz.
Bu sezon içimde ukde kalan iki mesele oldu.
Bunlardan biri, Türkiye’nin denizdeki arama ve sondaj gemileriyle ilgili yapmak istediğimiz belgeseldi.
Çok emek verdik ama olmadı.
Demek ki bazı şeyleri fazla zorlamamak gerekiyor.
Belki de zamanı değildi.
Diğer mesele ise şimdilik bende kalsın….
Günü geldiğinde onu da anlatırım.
Çünkü gerçekten şimdi sessiz kaldığım bu mevzu, içime dokunan konulardan biriydi.
Zamanı gelince elbet konuşuruz ancak tüm bunların ötesinde şundan çok eminim…
Ben, bir duruş göstermeye çalıştım.
Birileri görsün diye değil, gerçekten değerli olduğuna inandığımız için içerik ürettik.
Ürettiğimiz işleri yalnızca YouTube’a bırakmadık.
X, Instagram, TikTok’a, Facebook’tan diğer mecralara kadar her yerde izleyiciyle buluşturduk.
Bugün bir röportajımızın toplam erişimi, 20-25 milyon görüntülemelere ulaştı.
Bu küçümsenecek bir rakam değil.
Ama Türkiye’de hâlâ dijitali sadece "abone sayısından" ibaret sanan bir anlayış var.
Bir bakıyorsunuz, milyonlarca aboneli hesapların videoları birkaç yüz bin izleniyor.
Başka bir hesap ise çok daha düşük takipçi sayısıyla milyonlara ulaşıyor.
Çünkü mesele rakam değil.
Mesele, insanın kendisini gerçekten neyin içine koyduğu.
Dijital artık tabeladan ya da rakamlardan ibaret değil.
İnsanlar samimiyeti, emeği ve zihinsel derinliği ayırt ediyor.
Biz de beş sezondur tam olarak bunu yapmaya çalışıyoruz.
Sessizce…
Gösterişsizce…
Ama en azından gayretimiz, kalıcı bir iz bırakmak yönünde.
Yaz ayında okumayı planladığım kitaplar var ve iyi müzik listesine hakim arkadaşlar bulmalıyım; yeni sezonda YouTube kanalımda görüşmek üzere…