Bayram Gazetesi serüveni: Nasıl başladı, neden bitti?

Aslı Didari
Aslı Didari

Bir zamanlar Türkiye’de dini bayramlarda gazeteler sadece bayramın ilk günü yayınlanmakta, Ramazan Bayramı'nın 2 ve 3, Kurban Bayramı'nın 2, 3, 4’üncü günlerinde gazete yalnızca gazeteciler cemiyetleri tarafından çıkartılıyordu.

Bu günlerde İstanbul, Ankara ve İzmir gazeteciler cemiyetleri “Bayram” adında üç ayrı gazete çıkarılırdı. İstanbul’da çıkan gazete ülke genelinde diğerleri de yerelde dağıtılarak okurun haberleşme ihtiyacını karşılanıyordu.

Bayramın ilk gününün gazetesi arife günü hazırlandığı için Bayram Gazetesi bayramın ikinci gününden sonra hayata geçmekteydi.

Bayram gazetelerinin çıkmasının temelinde 13 Haziran 1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 20’nci maddesindeki yasak yatıyordu.

Bu kanun maddesinin amacı, gazete çalışanlarının bayramlarda dinlenmelerini sağlamaktı. Gazete çıkartma hakkı da her kentte basın kartı taşıyan üyesi en çok olan gazeteci cemiyetlerine verildi.

Bayram Gazetesi’nin ilk sayısı 28 Ağustos 1946 tarihinde yayınlandı. Uygulama 12 Haziran 1992 sayısı ile son bulsa da cemiyetler bir süre daha gazete çıkarttıkları için fiili olarak son sayısı yayınlanan 3 Mart 1995 tarihine kadar sürdü.

Bayram gazetelerinin yayınlanmaya başlaması

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Bayram Gazetesi çıkartmak konusunda 1946'da yani 1952 tarihli yasanın öncesinde örgütlendi. Yasa tarihinden önce de gazeteler dini bayramlarda çıkmamakta, onların yerine Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu gazeteleri basılıp dağıtılıyordu. Gazeteler resmi oda biçiminde örgütlenmiş Basın Birliği ortaklığında çıkartılıyordu. Yasanın kabulünden sonra bunların yerini Gazeteciler Cemiyeti’nin çıkardığı “Bayram Gazetesi” aldı.

Bu süreçte reklam alımı ve satıştan dolayı bayram gazeteleri Gazeteciler Cemiyetleri için önemli bir gelir kaynağına dönüştü.

Gazeteciler Cemiyeti 1946 yılında dönemin yayın organları olan Akşam, Cumhuriyet, Memleket, Son Saat, Son Posta, Tanin, Tasvir, Vatan ve Yeni Sabah gazetelerinin patronları bir araya gelip Ramazan ve Kurban bayramlarının ilk günleri dışında gazete çıkarmama kararı almışlardı.

Bayram gazetelerinin cemiyetlere katkısı

Üç büyük ildeki gazeteciler cemiyetleri Bayram Gazetesi yayınlayarak reklam gelirlerinden önemli bir maddi katkı elde etmekteydi. Bu gelirleri de gazetecilik mesleği için düzenlenen etkinlik ve faaliyetler için kullanıyorlardı. Bu gazetelerde genellikle ihtiyacı olan gazeteciler çalışıyor ve normal mesailerinin üzerinde bir kazanç elde ettikleri için aynı zamanda bir sosyal dayanışma örneği de sergilenmiş olunuyordu.

Cemiyetler bu gelirlerle dispanserler açmışlar, sosyal tesisler kurmuşlardı. Gazeteciler cemiyetleri böylece patronların ve devletin karşısında direnebilecek bir güç kazanmış oluyordu.

Bayram gazeteleri dönemi bittiğinde cemiyetler bu durumdan olumsuz yönde etkilendiler. Ekonomik olarak olumsuz etkilenmeleri nedeni ve yılların getirdiği alışkanlıkla birkaç yıl daha gazeteleri çıkartma çabalarını devam ettirdiler.

Bayram gazetelerinin teknik özellikleri

Bayram gazetelerinin boyu tabloid boyuttaydı. Baskı rengi olarak çoğunlukla siyah beyaz olmak üzere tek renk, ya da ilave ikinci renk (kırmızı) kullanılıyordu. Bazı sayılar 8, bazıları 10, en fazla 12 sayfadan oluşuyordu. Bayram gazetelerinin kağıt kalitesi dönemin tüm yayınlarından daha kötüydü. Mizanpajı özensizdi. Hiçbir açıdan günlük gazetelere benzemiyordu. İçerik olarak da nitelikli ve doyurucu değildi.

Her yıl aynı özensizlikte yayınlanıyor, teknoloji gelişiyor, okurdaki estetik duygusu artıyor ancak Bayram Gazetesi kendisini okuyucuya beğendirmek kaygısı adına bir yenilik arayışına girmiyordu.

Bayram gazetelerinin hiyerarşik yapısı

15 Nisan 1965, Perşembe günü yayınlanan Bayram Gazetesi’nin üzerinde Sahibi Burhan Felek, Umumi Neşriyat Müdürü Mustafa Yücel, Yazı İşleri Müdürü Can Kaya İsen yazıyordu. Bu sayıda “Gazeteciler Cemiyeti tarafından Şeker ve Kurban Bayramlarında çıkartılır.” ibaresi bulunuyordu.

Bu örnekteki gibi Bayram Gazetesinin cemiyetin yönetim kurulu üyelerinden oluşan esas kadrosu vardı. Cemiyet bir de gazetelerin yazı işlerinden, muhabirlerinden, editörlerinden bir kadro oluştururdu.

Çalışanlar için eğlenceliydi; rahat bir ortamda sohbet ederek, haber atlama korkusu olmadan gazete yapılıyordu.

Bayram gazetelerinin ekonomik yapısı

Gazetenin üzerinde ilan edilen satış fiyatı 50 kuruş idi.

Bayram gazeteleri genellikle bayram kutlama ilanları ile bir otomobil lastiği, banka reklamı gibi reklamların yanı sıra Saray Park Gazinosu’nun ilanı gibi kültür sanat faaliyetlerinin duyuruları şeklinde reklam alınıyordu. Bu reklamlar haberlerden daha fazla olup, yayının yüzde 70’ini oluşturuyordu.

Bayram gazetelerinde emek veren gazetecilerin çalışmalarının maddi kaynağı cemiyetin gazete satış ve ilan gelirlerinden karşılanıyordu. Emek veren bu gazetecilere bayramda çalışmış olmaları dikkate alınarak normalden çok daha fazla ödeme yapılırdı.

Gazetenin tüm ülke geneline dağılmasına önem verilir, Doğu’ya dergi ulaştırmakta maliyeti aşan bir tablo yaşansa da zarar da edilse gazete mutlaka o bölgeye gönderilirdi.

Gazeteler ulusal gazetelerin dağıtımını yapıldığı bayi teşkilatı aracılığı ile dağıtılıyordu.

Bayram gazetelerinin içeriği

28 Ağustos 1946, Çarşamba günü basılan Bayram Gazetesi’nin başlığında “İstanbul Gazeteciler Cemiyeti tarafından Kızılay ve Cemiyet menfaatine bayram günü çıkartılır.” yazıyordu.

Bayram Gazetesi, hem partiler üstü, hem de gazeteler üstü, renksiz, kokusuz, tam tarafsız bir yayın organıydı. Bayram gazetelerinde bütün gazetelerin çıkardığı ortak gazete anlayışında olduğu için herhangi bir siyasi görüş ön plana çıkmaz, yoruma dayalı bir haber yapılmazdı. Yapılan haberlerde bayramı simgeleyen pozitif, barışçıl bir zemin yansıtılırdı.

Birinci sayfalarda her yıl aynı üslupla "mutlu bayramlar" dilenirdi. Ardından devlet büyüklerinin makaleleri yayınlanırdı. Bayram Gazetesi her bayramda neredeyse aynı başlıklar ve sayfa düzeniyle çıkardı. Bayramın ikinci günü ilk sayfanın üzerinde mutlaka dönemin başbakanının alışıldık, klasik mesajlar içeren yazısı yer alırdı. Daha sonraki günler ise muhalefet liderlerinin mesajları verilirdi. Bu gazetelerde genellikle iktidar ve muhalefet liderlerinin yazıları yayınlanırdı.

Önemli olan insanların gazetesiz kalmamasıydı.

Çok sayfalı ve tekdüze bir gazeteydi. Çünkü sayfalarının yaklaşık yüzde 70'i reklamlardan oluşuyordu.

Bayram gazetesinin sosyal boyutu

Bayram gazeteleri, eski bayramlar da var olup da bugün olmayan nice geleneğin içerisindeki yerini aldı. Dini bayramlarda tüm gazetelerin yerine tek başına çıktığı için, basın emekçilerine imkânı veriyordu. Dini bayramlarda tüm gazetelerin yerine tek başına çıkan, böylece basın emekçilerine de tatil imkânı, bayram havası sağlayan bir gelenekti.

Dinin özellikle bayramlar için vaat ettiği birlik, beraberlik duygusunu da temsil etmekteydi.

Ayrıca farklı gazetelerden gazeteciler bir arada çalışma imkanı bulurdu. Kıdemli, artık çalışmayan gazeteciler de yazılar yazardı. Dayanışma örneğiydi.

Toplum için de bayramın ikinci günü çıkan "Bayram Gazetesi" bayramın olmazsa olmazı idi. Bayramı, güzelleştiren, anlamlaştıran en güzel aksesuarlarından biriydi. Sevimli, habersiz haber gazetesiydi. Her gün, bu kadar olayın yaşanmadığı bir ülkede; adap öğretici, iyi niyet mesajlarıyla toplumu olumlu motive etmekteydi. Sadece gazetecilik yapan medya patronlarının rant kavgalarının bulaşmadığı, az sayfalı fakat; ötekileştirmeden, nefret söylemi olmayan, barış gazeteciliğinin ilk örneklerinden sayılabilecek, sadece bayram kardeşliğinin öne çıkarıp, üstelik bunu 46 yıl yayınlanarak gelenek haline getirilmiş, alışkanlık yaptırılıp, büyük kitlelere kanıksatarak tarihteki yerini aldı.

Bayram gazetelerine karşı faaliyetler

Bayram gibi özel bir günde reklam pastasından pay alamayan ulusal basın bu durum rahatsız oluyordu.

Bayram gazetelerini kapatmak için ilk girişim 70'lerde yaşandı. Değişiklik için ilk deneme 1975'te Sedat Simavi'nin Günaydın grubunun bayramda Ayrıntılı Haber Gazetesi’ni yayımlaması ile kendisini gösterdi. Bayramda gazete çıkartmak yasaktı ama bu yasağı ihlal etmenin yasanın kabul edildiği 1952 tarihinden kalma cezası da 10 lira gibi çok değeri düşük bir meblağdı. Bu ceza gazete işvereni için “ucuz” bir ceza oldu. Tek bir sütun reklam geliri bu cezayı karşılayabilirdi.

Karşılığında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve illerdeki cemiyetler hukuk yoluna başvurdu. Ayrıntılı Haber Gazetesi önce toplatıldı. Sonra kamu davası açıldı. Dava görüşülürken bu maddenin basın özgürlüğüne aykırı olduğu iddia edildi. Ord. Prof. Sulhi Dönmezer İstanbul Hukuk Fakültesi Dergisi’nde “Yasak Anayasa'nın yaklaşık 10 maddesine aykırıdır” şeklinde bir açıklama yaptı. Davalı taraf bu makaleyi mahkemeye kanıt olarak sundu. Mahkeme de iddianın ciddi olduğuna karar vererek konuyu Anayasa Mahkemesi'ne aktardı. Gazeteciler Cemiyeti de mahkemeye karşı görüşteki hukukçuların yazılarını gönderdi. Anayasa Mahkemesi bu yasağın Anayasa'ya aykırı olmadığını, aksine gazetecilerin topluca izin yapmalarına olanak sağladığı için yararlı bir madde olduğunu belirtti. Böylelikle ilk müdahale geçiştirilmiş oldu.

Ama 90'larda bir başka girişim daha oldu ve girişim durumun değişmesine yol açtı.

1992'deki bayramda Bandırma'da bir gazete yayımlandı. Yine harekete geçildi ve konu yine Anayasa Mahkemesi'ne gitti. Ve Anayasa Mahkemesi 20. maddeyi basın özgürlüğüne aykırı bularak iptal etti. Hem de özgürlükleri kısıtlayan 12 Eylül sonrasında oluşturulan 1982 anayasasına dayanarak.

Bayram gazetelerinin ortadan kalkması

Bayram gazetelerinin tamamen ortadan kalkmasına neden olan hareket 1992 yılında yaşandı. Bayram günlerinde gelen reklam gelirlerinin önemini gündeme getiren Sabah Gazetesi bayramda yayınlanacağını duyurdu. 1992'de Sabah Gazetesi'nin o dönemki Genel Yayın Müdürü Zafer Mutlu "Biz bayramlarda da yayınlanacağız. Bayram günlerinde ulusal gazetelerin yayınlanmaması tam bir saçmalık. Bu uygulama serbest piyasa ekonomisinin ruhuna aykırı. Okur, düşük kaliteli bayram gazetelerini almaya mecbur bırakılıyor." şeklinde fikrini beyan etmişti.

“Gazetecilerin tatili mi olur?”

Dinç Bilgin'in sahibi, Zafer Mutlu'nun yöneticisi olduğu Sabah'ta “Gazetecilerin tatili mi olur?” diye yazılar yazıldı. Ama bunu yazan arkadaşlarımızın bir bölümü ilk bayramda köşelerini tatile soktular. Ardından diğer gruplar da bayramda gazete yayınladı.

Sabah grubu gazetelerini bayramda da çıkaracaklarını duyurdu ve çıkarmaya başladı.

Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı dönemine rastlayan 12 Haziran 1992 tarihinde, Ramazan ve Kurban bayramlarında günlük gazeteler yerine sadece Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Bayram Gazetesi çıkarması geleneği ortadan kalktı. Bu gelenek, 1992 yılının haziran ayına denk gelen Kurban Bayramı’nda bozuldu.

Bayram Gazetesi’nin çıkmaya başladığı 1946 yılından sonra aradan geçen 46 yılda birçok gazete kurulmuş, birçokları da tarih oldu. Bayramda çıkmama geleneğini başlatan gazetelerden de geriye sadece ikisi kaldı. Bilgin, çekirdekten yetişip patronluğa yükseldi. O dönem, gazetecilik mesleğinde kıyasıya rekabetin yaşandığı bir dönemdi. Promosyon savaşları yapılıyordu. Dinç Bilgin’in bu adımı tepkiyle karşılanır. Milliyet, Hürriyet, Cumhuriyet, Yeni Günaydın, Süper Tan, Dünya, Türkiye ve Tercüman gazetelerinin sahipleri bir bildiri yayımlayarak durumu protesto etti. Bildiride, “Kaybedilecek maddi menfaat ne olursa olsun halkın güvenine layık olarak 9 gazete bayramda yayımlanmayacak.” denilir.

Ancak Sabah Gazetesi kararından vazgeçmez. Bu durumda bütün ilanlar tek gazetede toplanacaktır. 1946’da başlatılan gelenek zamanla kanuni bir çerçeveye de alındı. Sabah, Bugün ve Foto Maç gazetelerini elinde bulunduran Bilgin, sektör temsilcilerinin “Dava eder, gazeteyi toplattırırız.” açıklamalarını dinlemez.

Bu tartışmalar yaşanırken dönemin Basından Sorumlu Devlet Bakanı Gökberk Ergenekon konuyla ilgili yürürlükteki yasayı bilmediğini vurgulayarak “Bayramda alıştığım gazeteyi okumak isterim.” yönünde bir demeç verdi. Bu açıklama değişimde kritik önem teşkil etti.

Basın kuruluşları basından sorumlu olup da basınla ilgili yasaları bilmeyen bu bakanın sözlerine sert tepki gösterdi. Gazeteci cemiyetlerinin tümü Başbakan Süleyman Demirel’e, Başbakan yardımcısı Erdal İnönü’ye ve Devlet Bakanı Gökberk Ergenekon’a birer telgraf çekerek bakanın istifasını istedi.

Bakandan cesaret alan Dinç Bilgin, üç gazeteyi de Kurban Bayramı’nın ikinci günü yayımladı. İstanbul’da Gazeteciler Cemiyeti, başkentte Ankara Gazeteciler Cemiyeti Asliye 3. Ticaret Mahkemesi’ne gitti. Hakim, gazetelerin dağıtımının durdurulmasına karar verdi. Dinç Bilgin logoların üzerine küçücük birer yazı koyarak gazetelerin isimlerinde değişiklik yaptı. Sabah, üçüncü gün “Yeni Sabah”, Bugün “Yurtta Bugün”, Foto Maç ise “Sine Maç” isimleriyle çıktı. İstanbul’da Nöbetçi Savcılık “Toplatamam bu anayasaya aykırı” diyerek görevsizlik kararı verdi. Bilgin işi daha da sağlama alır ve bayramın dördüncü gününde gazetelerini “Dünyada ve Türkiye’de Sabah”, “Erken Bugün” ve “Süper-Maç” isimleriyle bastı.

Gazeteciler Cemiyeti Haysiyet Divanı toplanır, Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu üyelikten çıkarılır. Basın kartları komisyonu da Dinç Bilgin ve Güngör Mengi’nin sürekli basın kartını iptal etti.

Gazeteciler Cemiyeti’nin 30 üyesi de Sabah olayındaki sissiz tutumları karşısında Basın Konseyi’nden istifa etti.

Bir sene sonra yani 1993 yılının Ramazan Bayramı’nda ise bütün gazeteler rekabet şartları gereği Sabah’ın yolunda ilerlemek zorunda kaldı.

Bu duyuru üzerine diğer gazeteler de olaya gazetecilik işletmesi mantığı açısından yaklaştı. Bir reklam endişesi taşıyarak kendi aralarından bir gazetenin tüm reklam pastasını almasını önlemek için geleneği ve yasayı bir tarafa bırakıp bayramda çıktı. Böylelikle genel olarak alınan ve tüm ulusal gazetelerin uyduğu bu kararı bozdular ve Bayram Gazetesi geleneğine son verilmiş oldu.

21 Ocak 1993’te Anayasa Mahkemesi, dini bayramlarda Bayram Gazetesi haricinde gazete çıkarılmasını yasaklayan yasa hükümlerini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

Yekta Güngör Özden başkanlığındaki Anayasa Mahkemesi Dinç Bilgin’in davranışlarını onaylayan doğrultuda karar verdiğinden söz konusu gelenek tarihe karışmış oldu.

O günden sonra tüm ulusal gazeteler çıkmaya başladı. Basın Kanunu'nun Bayram Gazetesi ile ilgili maddesini ertesi yıl iptal edince, yasal engel de kendiliğinden kalkmış oldu.

O günden sonra da tüm ulusal gazeteler bayramda da gazete çıkarmaya başladı. Bazı gazeteciler de resmi bayram tatillerinde ek mesai ücreti almadan çalışmak zorunda kaldı.

Yeniden çıkartılma çabası

Nail Güreli'nin TGC Başkanı, Aydın Doğan'ın Gazete Sahipleri Birliği Başkanı olduğu dönemde Bayram Gazetesi’nin tekrar çıkartılması için bir protokol imzalama aşamasına gelindi. Yeniden Bayram Gazetesi yayınlama olanağı gündeme geldi. Hatta Dinç Bilgin de buna evet dedi. Ama Akşam gazetesi imza atmayınca gerçekleşmedi.

Bayram Gazetesi’nin tekrar çıkması için 2011 yılında gündeme geldi. Bu isteğin gündeme gelmesindeki amaç Bayram Gazetesi çıkarsa, gazeteciler bayramlarda çalışma zorunluluğundan kurtulacak olmalarıydı. Basın İlan Kurumu arabuluculuk yaparak, kanuni bir değişikliğe gerek kalmayacak biçimde, sözleşmeyle sorunu çözmek istediklerini açıkladı. Gazete yöneticileri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti kabul ederse ulusal gazeteler 1993'e kadar olduğu gibi bayramda gazete çıkarmamak üzerine girişimlerde bulunuldu. Gazetelerin bir kısmından olumlu yanıtlar geldi ise de tümü kabul etmediği için ve bu istek gerçekleşmedi.

Günümüzdeki durum

Yerelde bugün de Bayram gazeteleri yayınlanmaktadır. Bursa'da Gazeteciler Cemiyeti “Marmara Bayram” gazetesini yayınladı.

Ancak bugün artık ulusal çapta dağıtılan bir Bayram Gazetesi çıkarılmıyor.

Gazeteciler işverenlerin ve yöneticilerin kararlarına göre bayramlarda çalışıyor, kendilerine bazen fazla mesai ücreti veriliyor, bazen verilmiyor. Ya da bazılarına veriliyor bazılarına verilmiyor.

Geçmişten günümüze gelindiğinde kağıt ve dağıtım maliyetleri arttı. Kutlama ilanları verme geleneği de kalmadı. Bu yüzden yeniden Bayram Gazetesi çıkarmak zorlaştı.

Bayram Gazetesi için ne dediler?

TGC Başkanı Orhan Erinç, Bayram Gazetesi'ni şöyle anlatıyor: “Bayram gazeteleri, gazetecilerin bayramda hakları olan tatili yapmalarını sağlıyordu. Gazeteci cemiyetleri yerelde yayınlar, İstanbul'da bizim çıkardığımız gazete de bütün Türkiye'ye dağıtılırdı. Önemli olan, insanların gazetesiz kalmamasıydı. Ayrıca farklı gazetelerden gazeteciler bir arada çalışma imkânı bulurdu. Kıdemli, artık çalışmayan gazeteciler de yazılar yazardı. Dayanışma örneğiydi." dedi.

Bekir Coşkun Bayram Gazetesi ile ilgili “Bayram gazeteleri tüm basının ortak malıydı. Hem o iki-üç günlük parasal gelir cemiyetlere bir katkı sağlar, hem o sırada işsiz olan yüzlerce meslektaşımız, birkaç günlük çalışma olanağına kavuşurdu. Bu bir tür yardımlaşmaydı. Ayrıca bayram gazeteleri, barış ve hoşgörünün simgesiydi. Çünkü değişik görüş ve düşüncedeki birçok yazar, çizer, muhabir, yönetmen, araştırmacı, aynı gazetede bir araya gelirdi. Eski muhafazakâr-sağ görüşlüler, muhafazakar-sağ görüşlerinden dolayı düştükleri hapishane anılarını anlatırken. Eski sol görüşlüler ise, sol görüşlerinden dolayı düştükleri hapishane anılarını yazarlardı... Yani bayram gazeteleri aynı zamanda bir tür ortak belgeydi. Her görüşün yazılarında da bir cümle her zaman vardı ve neredeyse ortak bir cümleydi: ‘‘Demir kapılar kapandı.’’ Çünkü eskilerden hapishaneye düşmemiş gazeteci yoktu. Ve duygusal bayram günleri onları deşiyordu. …

Zaman zaman Süleyman Demirel gibi devlet adamları da o gazetelere ‘‘makale’’ yazarlardı. Yani bizimkileri içeri atanlar. Olsun. Bayram gazeteleri, on binlerce basın çalışanına adam gibi bayram yapma olanağı veriyordu. Çoluk-çocuklarıyla, herkes gibi, adam gibi. Dahası; bayram gazeteleri bir gelenekti. Ama kimi gazete patronları istemediler. Kıyametler koptu. Tartışmalar, yazışmalar, mahkemeler sonunda bayram gazeteleri durduruldu. Tüm gazeteler bayramlarda da yayınlanmaya başlandı. Bayram bazeteleri tarihe karıştı. Niçin? Çünkü bu kapitalizmdir. En yüce değer paradır. Hiçbir kültür değerinin, geleneğin, örfün, adetin yeri yoktur.

Bayram gazeteleri başka bir kültürü ve zamanı temsil ediyordu

Bayram gazeteleri 1946 yılında mevcut yasadaki yasağa dayandırılarak ulusal gazetelerin çıkmasının yasaklanmasından doğdu. İstanbul, Ankara ve İzmir Gazeteciler Cemiyetlerinin ayrı ayrı çıkartarak tüm ülke genelinde dağıttığı bu gazetelerin serüveni yasağa rağmen reklam pastasından pay almak isteyen bir gazetenin yayına devam edeceğini duyurması ile son buldu. Diğer gazeteler de reklam pastasından pay almak için bu karara katıldılar. Bayramda gazete çıkartmak fiili kanunda yapılan değişiklikle suç kapsamından çıkartıldı. Gazeteciler de böylelikle bayram günleri tekrar çalışmak zorunda kaldılar. Bayram gazeteleri tekrar canlandırılmaya çalışıldı ise de ortak karar birliği sağlanamadığını için bu yöndeki girişimler başarısızlıkla sonuçlandı.

Bayram gazeteleri içerik açısından doyurucu olamayan bilgiler içeriyor, gazete mizanpaj ve teknik şartlar açısından da gelişen teknolojiye paralel olarak ilerlemiyordu. Ancak gazeteciler arasında dayanışma gösteriyor, gazetecilik mesleğine nefes aldıran bir duruş sergiliyordu. Bayramlarda her görüşü kapsayan bir milli beraberlik simgesi olduğu için de Türkiye’ye özgü bir geleneğin temsilcisi olmuştu.

Olumlu ve olumsuz yönleri ile Bayram gazeteleri Türkiye’de 46 yıl yaşamış ve toplumsal hayatta, basın tarihinde bir yer etmiştir. Ülkemizdeki sosyal bakış açısını yansıtması ve gazetecilik mesleğine verilen değeri simgelemesi açısından önemli bir yer tutmaktadır.