Türkiye'nin yeni gerçeği: Yaşlı bakım evi ihtiyacı
Son açıklanan etki analizine göre, Türkiye'de 176 resmi huzurevi bulunuyor. Bu kurumlar 18 bin 164 yaşlı bireye hizmet sunuyor. Ayrıca 107 engelli yatılı bakım kuruluşunda, 8 bin 427 kişilik kapasiteyle hizmet sunuluyor.
Halen 5 bin 200 engelli ve 25 bin 698 yaşlı bakım hizmeti için bekleme listesinde yer alıyor.
Uzmanlar, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bekleyen kişi sayısının önümüzdeki yıllarda artacağını, 2050 yılına gelindiğinde ise 70 bine ulaşabileceğini öngörüyor.
Türkiye'nin nüfusu hızla yaşlanırken, büyük aile yapısı çekirdek aile yapısına dönüşürken, bakıma muhtaç yaşlıların son yıllarını geçirebileceği daha fazla mekana ihtiyaç var.
Avrupa ülkelerinde uzun dönemli bakım hizmetlerinin büyük bölümü evde destek modelleri üzerinden yürütülürken, Türkiye’de kurum bazlı kapasite ihtiyacı ön plana çıkıyor.
Demografik dönüşümün kaçınılmaz bir sonucu olarak, "Politikaların, donanımlı yaşlı bakım ve sağlık merkezlerinin sayısının artırılmasına yönelik olması gerek." diye düşünüyorum.
Bu kapsamda, yalnızca yatak kapasitesinin artırılması değil evde bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, gündüz bakım merkezlerinin geliştirilmesi ve bakım personelinin niteliklerinin artırılması da kritik önem taşıyor.
Hem kalınacak yer kapasitesi, hem kalifiye ekip yetiştirmek açısından şimdiden kolları sıvamakta yarar var.
Bugünden bekleme listesine girenlerin her yıl daha da artacağı düşünüldüğünde -bakım merkezi ihtiyacı- önemli bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor.
Bir yaştan sonra çocuklaşan, derdini anlatmakta zorlanan, giderek savunmasız hale gelen, ilgiye ihtiyaç duyan büyüklerimize bunu borçluyuz.
Bugüne kadar esnaf olarak, çiftçi olarak, öğretmen olarak, belki de sanatçı olarak topluma hizmet eden kıymetlerimiz, yaşlandıktan sonra bizim emanetlerimize dönüşüyor. Bakınız, burada roller, iç yakıcı bir biçimde değişiyor.
Ekranlara zaman zaman yansıyan olumsuz görüntüler ve yaşlılara yalnızca kazanç kapısı olarak bakan bakım evleri, hepimizin ortak kâbusu olmamalı.
Yaşlılarımız, sağlık desteği alabildiği, güler yüzle karşılanacağı, yaşıtlarıyla sosyalleşebilecekleri modern mekanları hak ediyor.
Bu konu, birer yaşlı adayı olarak hepimizi ilgilendiriyor.
Yaşlılık, bir gün herkesin deneyimleyeceği ortak bir yaşam evresi. Bu nedenle bugün atılacak her adım, yalnızca mevcut yaşlılar için değil, gelecekte hepimiz ve hatta yeni nesil için de bir yaşam standardı belirleyecek.