Yastık altındaki altın, Türkiye’nin kaderini değiştirir mi?

Aslı Didari
Aslı Didari

Türkiye’nin en büyük rezervi, yastık altındaki altın.

5 bin ton altın evlerde bekliyor.

Yastık altında 845 milyar dolar yatıyor.

Türkiye’de Dünya Altın Konseyi’nin (WGC) tahminlerine göre yastık altında 5 bin ton altın olduğu biliniyor.

1 kilogram altın yaklaşık 169 bin dolar ediyor. (Bugün 176 bin dolara çıktı bile...)

Buna göre Türkiye'de yastık altında bulunan altının iktisadi değeri yaklaşık 845 milyar dolar yani 36,75 trilyon TL seviyesinde.

Türkiye’de 20 milyon 200 bin hane bulunuyor.

İNG Türkiye’nin 2025 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye'de tasarruf araçları tercihlerinde yastık altı fiziki altın yüzde 35 ile zirvede yer alıyor.

5 BİN TON ALTININ HACMİ NE KADAR OLUR?

Altın o kadar yoğun bir maddedir ki (sudan 19 kat daha ağır), hacim olarak beklediğinden çok daha az yer kaplar.

Türkiye yollarında seyreden standart bir hafriyat kamyonu (damperli kamyon) veya bir TIR, yasal olarak yaklaşık 25-26 ton yük taşıyabilir. Bu şartlarda yaklaşık 200 adet tam dolu kamyona ihtiyaç olur.

Eğer sadece hacim olarak bakarsak, 5 bin ton altın sadece 13-15 kamyonun kasasını tamamen doldurabilir.

Tüm bu altını tek bir yere yığarsan, sadece 7 metre genişliğinde, 7 metre uzunluğunda ve 5,3 metre yüksekliğinde (küçük bir iki katlı ev kadar) bir yer kaplar.

BU RAKAMLA NELER YAPILABİLİR?

- 43 KAAN ölçeğinde savunma sanayii projesi

- 12 bin 35 fabrika

- 5 milyon 800 bin kişilik istihdam

- 725 üniversite

- 2 bin 30 adet 1.000 yataklı şehir hastanesi

- 580 Avrasya Tüneli

- 195 Çanakkale Köprüsü

- 507 Osmangazi Köprüsü

- 160 adet İstanbul Havalimanı

-  551 bin MW rüzgâr enerji santrali ile tek başına Avrupa’nın en büyük enerji gücü olmak

- 1 milyon 15 bin MW güneş enerji santrali. Bu kapasite, Türkiye’nin mevcut elektrik kurulu gücünün yaklaşık 8 katına denk geliyor. Böyle bir durumda enerji ithalatı sıfırlanabilir, cari açık yapısal olarak kapanabilir.

- Dış borç tamamen kapanır: Türkiye'nin Ocak 2026 itibarıyla brüt dış borç stoku yaklaşık 565 milyar dolar seviyesindedir. Bu altınlarla Türkiye'nin tüm dış borcu tek seferde ödenir. Geriye kalan 280 milyar dolar ile de Merkez Bankası rezervleri dünyanın en güçlü seviyelerinden birine çıkarılır.

- Savunma sanayii: Türkiye'nin yıllık savunma bütçesinin katbekat fazlası karşılanabilir; binlerce yerli uçak, gemi ve tank üretilebilir.

- Çip fabrikaları: Dünyanın en gelişmiş çip fabrikalarından 20-30 tane kurulabilir; bu da Türkiye'yi dünyanın teknoloji merkezi yapar.

YASTIK ALTI ALTINLAR FİNANSAL SİSTEME NASIL KAZANDIRILIR?

Burada küçük bir paragraf açmak lazım. Bu 5 bin tonun sahibi devlet değil; Ayşe Teyze, Mehmet Amca veya kuyumcuların kasasındaki şahıslar. Devletin bu kaynağı "kamulaştırması" mümkün değil.

Ekonomistlerin ve merkez bankalarının bu devasa kaynağı yastık altından çıkarıp bankacılık sistemine sokmak için tartıştığı ana formüller şunlardır:

-ALTIN TAHVİLİ VE KİRA SERTİFİKALARI (KÂR PAYI MODELİ)

Vatandaş altınını bankaya teslim eder, karşılığında devletten bir belge ve bankarad kâr alır.

-ALTIN BANKACILIĞININ GENİŞLETİLMESİ (LİKİT TAKI)

İnsanlar takılarını (bilezik, kolye) bankaya yatırmak istemez çünkü banka bunu eritip külçeye çevirir; geri alırken işçilik maliyeti biner. Vatandaş bileziğini bankaya vermeli, banka o bileziğin değerini sistemde göstermeli ama vatandaş istediğinde aynı ayar ve işçilikteki bileziği geri alabilmeli.

-KAYIT DIŞI ALTIN İÇİN "BARIŞ" VEYA "MUAFİYET"

Büyük miktarda altını olanlar, "Nereden buldun?" sorusundan veya vergi incelemesinden korkabiliyor.

YASTIK ALTI ALTINI ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN BUGÜNE KADAR NELER YAPILDI?

Türkiye’de yastık altı altınları finansal sisteme kazandırmak amacıyla son 15 yılda çeşitli araçlar devreye alındı.

2011: TCMB, Zorunlu Karşılıklar Mekanizması’na (ROM) altın opsiyonunu ekledi.

Bankalar, fiziki altını gram altın hesapları aracılığıyla sisteme çekmeye başladı.

Ancak hedeflenen hacme ulaşılamadı. İthal altına başvurulması, yastık altındaki mevcut stokun çözülmesine katkıyı sınırladı.

2011 sonrasında: Bankaların hurda altın kampanyaları ve kuyumcu iş birlikleriyle yaklaşık 60 ton altın sisteme kazandırıldı. 

2017: Hazine ve Maliye Bakanlığı, altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikaları ihraç etti. Fiziki altının vade sonunda aynen geri alınabilmesi ve altın cinsinden ek getiri sunulmasıyla güven oluşturulması hedeflendi. 

2022: Darphane tarafından çıkarılan ve Borsa İstanbul’da işlem gören "Darphane Altın Sertifikası", küçük tutarlarla dijital ve güvenli altın yatırımı imkânı sundu. 

2026: En son, "Kıymetli madenlerde kayıt ve takip sistemi” (KMTS) ile altının üretimden son kullanıcıya kadar tüm aşamalarının izlenmesi amaçlanıyor. 

DÜNYADA YASTIK ALTINDA ALTIN UYGULAMASI VAR MI?

Dünyada "yastık altı" altın (halkın elindeki kayıt dışı fiziki altın) dendiğinde Türkiye, kültürel alışkanlıklar nedeniyle akla gelen ilk ülkelerden biri olsa da, dünya genelinde bu konuda çok daha büyük devler var.

Bu durum, ülkelerin tasarruf alışkanlıkları, finansal sistemlere duyulan güven ve altının kültürel anlamıyla yakından ilişkili.

Altına kültürel yakınlığı olan ülkelerde bu durum daha belirgin. Türkiye ve Hindistan bu ülkelerin başında geliyor.

Hindistan: 25 bin - 30 bin ton

Çin: 20 bin - 30 bin ton

ABD: 25 bin - 26 bin ton

Almanya: 9 bin - 9 bin 100 ton

Türkiye: 5 bin ton

İtalya: 2 bin 500 ton

Fransa: 2 bin ton

Suudi Arabistan: 1.000 ton

İran: 900 ton

Rusya: 700 - 800 ton

HİNDİSTAN

Hindistan, yastık altı altının en yaygın olduğu ülkelerin başında geliyor. Ülkede hanehalklarının elinde 25 bin ila 30 bin ton arasında altın bulunduğu tahmin ediliyor. Bu büyük birikimi ekonomiye kazandırmak amacıyla 2015 yılında çeşitli programlar başlatıldı. Ancak yıllar içinde sisteme kazandırılabilen altın miktarı 22 ton civarında kaldı. Bu tablo, Hindistan’da da yastık altı altının çözümünün kolay olmadığını ortaya koyuyor.

Altın, Hint kültüründe düğünlerin, dini törenlerin ve mirasın ayrılmaz bir parçasıdır. Köylerde bankacılık sistemine güven düşük olduğu için halk servetini takı ve külçe olarak evinde tutar.

ALMANYA

Almanya’da ise durum oldukça farklı. Hanehalklarının elinde yaklaşık 9 bin 100 ton altın bulunmasına rağmen, bu durum ekonomik bir sorun olarak görülmüyor. Devlet destekli bir toplama programı bulunmuyor ve altın daha çok bireysel bir yatırım tercihi olarak değerlendiriliyor.

Avrupa'da yastık altı altın kültürünün en yaygın olduğu ülke Almanya'dır. Ülkede yastık altında 9 bin ton altın olduğu tahmin ediliyor.

Almanlar, tarihlerindeki hiperenflasyon dönemlerini (1923 gibi) unutmadıkları için kağıt paraya karşı temkinlidirler. Fiziksel altına sahip olmak, Alman hane halkı için en büyük güvenlik sigortasıdır.

ABD’DE ALTIN KİRALAMA YÖNTEMİ UYGULANIYOR

Amerika Birleşik Devletleri’nde de fiziki altın birikimi yaygın değil. Tasarruf sahipleri, altın yerine borsa yatırım fonları ve benzeri finansal araçları tercih ediyor. Bu nedenle yastık altı altının ekonomiye kazandırılması yönünde özel bir programa ihtiyaç duyulmuyor.

Genelde ABD denince akla sadece Merkez Bankası (Fort Knox) rezervleri gelse de, bireysel yatırımcıların elindeki miktar da devasadır. Ülkede yaklaşık 26 bin ton tahmin ediliyor.

ABD'de "gold bugs" (altın böcekleri) olarak bilinen büyük bir kitle, olası bir ekonomik sistem çöküşüne karşı fiziki altın ve gümüş biriktirmeyi bir yaşam felsefesi haline getirmiştir.

ABD merkezli altın kiralama modelleri teknik olarak başarılı olsa da Türkiye’deki yastık altı altın sorununun ölçeği ve niteliği açısından sınırlı bir karşılık sunuyor.

ÇİN

Çin hem dünyanın en büyük altın üreticisi hem de en büyük tüketicilerinden biridir.

Çin’de hanehalklarının elinde 20-30 bin ton altın bulunduğu tahmin ediliyor.

Ancak ülkede altın piyasası büyük ölçüde devlet kontrolü altında yürütülüyor. Bireysel altınlar bankalar üzerinden izlenirken, yastık altı altının sisteme kazandırılmasına yönelik şeffaf ve kapsamlı bir mobilizasyon programı bulunmuyor.

Çin hükümeti geçmiş yıllarda halkı altın almaya teşvik etti. Ayrıca, borsa ve gayrimenkul piyasasındaki risklerden kaçan Çinliler, altını en güvenli liman olarak görüyor.

ALTIN KİRALAMA MODELİ

Altın kiralama modeli, yastık altındaki altınların satılmadan ve mülkiyet el değiştirmeden reel sektöre kullandırılmasını, altın sahibine ise altın cinsinden getiri sağlanmasını amaçlıyor.

Model, altını pasif bir değer saklama aracından çıkararak üretken bir varlık hâline getiriyor ve “altın altınla kazanır” ilkesine dayanıyor.

Altın sahibi, altınını güvenli biçimde platforma emanet ederken; işletmeler altını satın almadan kiralayarak üretimde kullanıyor ve kira bedelini altın olarak ödüyor.

Böylece yatırımcı anaparasını koruyor, enflasyon ve kur riskinden bağımsız bir getiri elde ediyor.

Süre sonunda altın, kazanılan ek altınla birlikte geri alınabiliyor ve kontrol her zaman yatırımcıda kalıyor.