Avrupa'nın Siyasi Çıkmazı
Geçtiğimiz hafta İngiltere Başbakanı Keir Starmer istifa etti.
Fransa’ya hükümet dayanmıyor, 3 ayda bir hükümet düşüyor, hükümeti rakımın en düşük olduğu yerde kurmaya çalışıyorlar artık. İngiliz tahvil faizleri ise son 30 yılın en yükseğinde. Soros’un İngiltere’ye short arbitraj darbesinden bu yana İngiltere tahvil faizleri bu kadar yükselmemişti.
Almanya’da ise Başbakan Friedrich Merz’e istifa baskısı var. Merz için bir parantez açalım. Bu aga Merkel’in ardılı, sadece Başbakan olarak ardılı değil, Hristiyan Demokrat Birliği Partisi’nde de ardılı.
Merz’in en dikkat çekici durumu ise uzun süre Black Rock’ta görev yapmış olması. Daha önce Normal ile Savaş yazımda belirttiğim üzere dünyadaki hâkim fonlardan biri Black Rock. Almanya uzun süre Soros ve fonlarının ekseninde siyaset üretti. Soros daha sosyal liberal, woke ve sjw kültürünü dayatan bir anlayış içerisindedir. Soros ve ona bağlı hedge fonlar zayıfladı yani artık merkez sağ ve ulus devlet bilincindeki siyasi akımlar güçlenecek demektir bu.
Başka bir deyişle Merz, ABD’nin Almanya’ya sunduğu son bir şanstı. Zaten Merz, Merkel ile aynı partide olmasına rağmen söylem olarak çok farklı bir yol izledi. Sığınmacılar konusunda sert bir siyaset izleyen Merz, sosyal liberalizmden de uzak durmaya çalıştı. Fakat başaramadı, beceremedi. Almanya’da kökleşmiş sosyal liberalizm ağır bastı. Zaten kötü olan ABD – Almanya ilişkileri daha da kötüleşti.
Almanya’nın genel siyasi durumunun altı pek çizilmez. Çizelim. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD, Almanya’nın sadece ekonomik olarak var olmasına izin verdi. ABD, Almanya’yı siyasi ve askeri olarak kısıtladı. Bu kısıtlama hala devam ediyor. Bir başka deyişle Almanya’da devlet ABD’dir. Almanya ekonomik olarak güçlendikçe bundan sıyrılmak istiyor, kendi iç dinamiklerine dönmek istiyor. Fakat ABD buna izin vermiyor.
ABD ile Avrupa’nın ilişkileri kâğıt üstünde kardeşçe gibi görünüyor, ne de olsa ABD vatandaşlarının çoğu Avrupa kökenli, diye ülkemizde böyle bir görüş hakim ama değil. Bunu iki tarihi olaydan süzebilirsiniz, birincisi Süveyş Kanalı Krizi bu herkesin malumu. İkincisi ise Birinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik mücadeleye giren ABD – İngiltere deniz ticareti savaşları. Kısa dönem ABD ile İngiltere arasında yaşanan deniz ticareti savaşı soğuk savaşa dönüştü ve hatta ABD, İngiltere’nin limanlarına zehirli gaz atmayı planladı.
ABD ile Avrupa arasındaki çekişmenin çatışmaya dönmesi an meselesiyken ABD bu konuda Rusya’ya yol verip bunu biraz erteledi. Fakat Fransa öncülüğünde, Almanya gizliliğinde ve İngiltere ketumluğunda iki kıta arasında çok büyük gerilim mevcut.
Peki bunun bize faydası var mı?
Öncelikle Türkiye- ABD ilişkilerinin son noktasından başlayalım. 3 Mart Süreci sonrası Türkiye ve ABD ilişkileri kopma noktasına geldi. İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD derin devleti ve Türk derin devleti arasında bir bağ olduğu artık tartışılamaz. 90’larda gerilen bu bağ 3 Mart Süreci ile zirveye çıktı, 2011’de ise Türk derin devleti ile ABD derin devletinin ilişkileri düzeldi. 2011’de yaşanan düzelme günümüzde zirveye ulaştı. 2011’den sonra olayları bu kronolojide yorumlarsanız her şey anlamlı gelecektir. ABD pragmatist bir ülke, Türkiye gibi askeri ve ekonomik gücü olan bir ülke ile ittifak kurmayı her zaman doğru bulmuştur.
Artı Türkiye’nin dış siyasette kurduğu denge politikası Avrupa dış siyasetinde temel bir refleks değil. Avrupalı ülkeler ideolojik anlamda başka ülkelere kafadan düşmanlık yapabiliyor, denge politikasından çok uzaklar, bu erken kentleşmenin getirdiği bir megalomanlık ve bunu gerçekten dış siyasete sirayet ettirebiliyorlar.
İşte bu terazide ABD, Türkiye kefesine ağırlık veriyor, Avrupa’yı tercih etmiyor. Avrupa’yı Türkiye’ye karşı kinlendiren olaylardan biri de bu: ABD’nin müttefik olarak Avrupa yerine Türkiye’yi tercih etmesi.
Asıl sorumuza gelirsek, Avrupa’nın ekonomik, siyasal ve sosyal gerilemesinin bize faydası var mı? Ekonomik olarak yok maalesef. Çünkü ne olursa olsun Avrupa ile sınırımız yakın ve ticaret hacmimiz yüksek. İşte bu dengede Türkiye yine çok önemli bir masa daha koyuyor dünya siyaset sahnesine: ABD ile Avrupa arasındaki gerilimi azaltmak.
Türkiye’nin önemi önümüzdeki yıllarda dünya siyasetinde daha da artacak. Bu gerçeğin günümüzde kamuoyuna daha sık deklare edilmesi gerekiyor. Çünkü getirileri olacağı gibi götürüleri de olabilir, götürüleri olmasın diye şimdiden akademik, sosyolojik ve stratejik önlemler alınmalı.