Çetelerin çocuk düzeni bozuluyor
Bir motosiklet düşünün.
Önde genç bir sürücü, arkasında ise elinde silah bulunan bir çocuk.
Bir iş yerinin önünden geçiyorlar. Çocuk birkaç el ateş ediyor. Sonra hızla uzaklaşıyorlar.
Polis kısa süre sonra çocuğu yakalıyor.
Haberlere de genellikle şu cümle düşüyor:
“Saldırıyı gerçekleştiren şüpheli yakalandı.”
Peki gerçekten saldırıyı gerçekleştiren kişi sadece o çocuk mu?
Silahı ona kim verdi?
İş yerinin adresini kim gönderdi?
Motosikleti kim ayarladı?
Saldırı karşılığında parayı kim ödedi?
Asıl sorular bunlar.
Çünkü sokak çetelerinin son yıllarda kurduğu sistem, yalnızca silahlı birkaç gençten ibaret değil.
Bu sistemin en altında çocuklar var.
Onlara önce kolay para gösteriliyor. Ardından güç ve itibar vadediliyor.
“Yaşın küçük, sana fazla ceza vermezler” deniliyor.
Silah veriliyor.
Motosiklete bindiriliyor.
Sonra hiç tanımadığı bir esnafın dükkânına ateş etmesi isteniyor.
Çocuk yakalanınca da çetenin yöneticileri; başka bir telefon hattından, başka bir şehirden, hatta bazen başka bir ülkeden yollarına devam ediyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 81 ile gönderdiği yeni genelgenin değiştirmeye çalıştığı düzen tam olarak bu.
Yeni yaklaşım, dosyayı tetiğin çekildiği yerde kapatmıyor.
Tetiğe basan çocuktan geriye doğru gidiyor.
O çocuğu kim buldu?
Kim ikna etti?
Silah nereden geldi?
Para hangi hesaptan gönderildi?
Talimat hangi telefondan verildi?
Bu soruların cevabı bulunmadan dosyanın tamamlanmış sayılmaması hedefleniyor.
Çünkü ortada klasik anlamda, yalnızca bir mahallede faaliyet gösteren çeteler yok artık.
Saldırı İstanbul’da gerçekleşebiliyor.
Talimat yurt dışındaki bir telefon hattından gelebiliyor.
Ödeme başka bir şehirdeki hesaptan yapılabiliyor.
Silahı ise saldırganın daha önce hiç görmediği biri teslim edebiliyor.
Böyle bir yapıyla, her olayı birbirinden bağımsız değerlendirerek mücadele etmek mümkün değil.
Bu nedenle dosyalar arasındaki bağlantılara bakılacak. Gerektiğinde aynı soruşturmada birden fazla savcı görev alacak. Polis, jandarma ve savcılık daha koordineli çalışacak.
Meselenin bir de para tarafı var.
Çünkü hiçbir çete yalnızca silahla ayakta kalmaz.
Bir kasası vardır.
Haraçtan, yasa dışı bahisten, uyuşturucudan veya başka suçlardan elde edilen para bu kasada toplanır.
O para bazen banka hesabından, bazen kripto para üzerinden, bazen de elden dolaştırılır.
Tetikçiyi yakalamak önemlidir.
Ama kasayı yöneten kişi dışarıdaysa yeni bir tetikçi bulmak uzun sürmez.
Bu yüzden yeni mücadelenin asıl hedeflerinden biri de para trafiği olacak.
Bir başka alan ise sosyal medya.
Eskiden çeteler güçlerini sokakta gösterirdi.
Şimdi telefon ekranında gösteriyorlar.
Silahlarla çekilen videolar…
Lüks otomobiller…
Deste deste paralar…
Tehdit mesajları…
Bütün bunlar yalnızca gösteriş için paylaşılmıyor.
Aynı zamanda birer eleman toplama ilanı gibi kullanılıyor.
Hayatında başarı, para ve saygınlık arayan bir çocuğa, suç dünyası parlak bir hayatmış gibi sunuluyor.
Oysa videonun sonunda görünen lüks otomobilin arkasında çoğu zaman cezaevi, ölüm veya ömür boyu taşınacak bir suç dosyası var.
Yeni genelgenin başarısı elbette yalnızca kaç kişinin yakalandığıyla ölçülemez.
Asıl mesele, çocukların bu yapıların elinden ne kadar korunabildiği olacak.
Çünkü bir çocuk suç işlemeye başladığında sadece bir adli dosya açılmıyor.
Bir hayat da kaybediliyor.
Sadece motosikletin üzerindeki çocuk değil, o motosikleti harekete geçiren bütün düzen soruşturulacak.
Çünkü suç örgütleri için en büyük tehlike, tetikçilerinin yakalanması değildir.
Asıl tehlike, görünmez olduklarını düşündükleri yöneticilerin görünür hâle gelmesidir.