Eğitimde köklü değişiklik
Bu sene pandemide doğan çocuklar okula başlayacak. Yani çocuk sayısı az, rekolte düşük. Bu yüzden İstanbul’daki özel okullarda panik havası hakim. Kayıt sayısı az. Bu çocuklar birinci sınıf olduğu için gelecek senelerde de ortaokul, lise, üniversite kontenjanları azalacak. Bazı özel okullar kayıt az olduğu için okul açılış tarihlerini erteliyor. Aynı durum devlet okulları için de geçerli. Ama İstanbul özel eğitimin organize sanayii olduğu için bu krizin de membaı olacak.
Eğitimde devletin bakış açısı yavaş yavaş değişiyor. Artık savunma sanayii lisesi, uzay ve havacılık lisesi, elektrik elektronik lisesi, otomotiv lisesi, denizcilik lisesi, ziraat lisesi gibi liseler çoğalıyor. Eskiden düz liseler çok, teknik ve meslek liseleri azdı. Şimdi mesleki teknik liseler çoğalıyor. Zaten bence tam tersi olmalı. Artık yüzde 70 mesleki ve teknik lise, yüzde 30 düz liseler olmalı. Şunu da kabul etmek lazım ki artık Fen Liseleri de düz lise kabul edilmeli.
Çocukların lise çağında mesleki eğitim almadığı her lise düz lisedir. Bu tip liselerden çıkan çocuklar üniversitede de mesleki eğitim alamıyorlar, üniversiteden sonra bir 4 yıl daha çalışıp anca meslek sahibi oluyorlar ki bu çok geç. Özellikle Türkiye gibi çok fazla ekonomik potansiyeli olan bir ülke için de çok büyük risk.
Şimdi şunu kabul etmemiz lazım. Z kuşağı ve alfa kuşağı bizim gibi değil. Çoğu zaman serzenişte bulunuyor ebeveynler, öğretmenler... İşte biz çok küçük yaşta çalıştık, daha 10 yaşında tek başımıza şehirler arası otobüste biniyorduk, her yaz sanayiye gidiyorduk… Evet ama bu çocuklar o çocuklar değil. Biz görüntülü görüşmeyi sadece uzay temalı filmlerde görürken bu çocuklar onun içine doğuyor.
Bu çocuklar zaten saatlerce okula gidiyor, o zaman bu etkinlikler okulda olmalı, eğitime dahil edilmeli. Çocuklar mesela her sene bir hafta öğretmenlerin gözetiminde üretim bandında çalışmalı, her okula tarım dersi mutlaka gelmeli, ticari faaliyet dersi gelmeli. Bu çocuklara bunlar okullarda verilmeli. Bu çocuklar sizin gibi değil diye kınamak yerine eğitimi interaktif olarak değiştirmek gerek. Sürekli teori kasarsanız çocuklar gerçek hayattan kopar.
Kendiniz ile kıyaslamayın bu çocukları. Çünkü siz de artık kendi ebeveyniniz gibi değilsiniz. Diyelim ki çocuğu sanayiye verdiniz, eskiden usta çırağa iş öğretirken döverdi, şimdi siz çocuğunuzu ustaya verseniz ve usta çocuğunuza saygısızca konuşsa siz gidip ustayı döversiniz. Siz de ananız babanız değilsiniz.
Eğitimde köklü değişiklik hep konuşulur ama uygulaması da zordur. Öğretmenlerin sürekli teorik eğitime alışık olduğu bir düzen var, tabii öncelikle öğretmenlerin bu duruma uyum sağlaması lazım. Ayrıca velinin de adapte olması lazım. Çocuğuna “bakkaldan ekmek alamıyorsun” diye kızan ebeveynin de artık çocuğunun kendinden farklı olduğunu kabul etmesi ve pratik eğitimi talep etmesi lazım.
Çocuğu neye maruz bırakırsan mesleki yönelimi de ona göre şekillenir. Çocuklara teknolojik aletleri dayarsan hepsi gamer, youtuber, gamewriter falan olmak ister. 10 milyonlarca çocuktan sadece 50 – 100 tanesi olabilir. Okullarda da etkinlik derslerinde yapay zeka dersleri ve sanal aktiviteler dayatılıyor. Şimdi bu çocuk, bu kadar dijital veriyi alıp kaynakçı olmak ister mi? İstemez çünkü görmedi öyle bir şey, kaynakçı olsa ayda 150-200 bin TL maaşı var şu an. Öbür türlü ev genci olmaya mahkûm.
Bu Anadolu şehirlerinde daha mümkün, büyükşehirlerde sıkışıklıktan dolayı zor. Ama imkânsız değil. Özellikle İstanbul’da eğitim büyük sıkıntı. Çünkü trafik sorunu var, çocukların zamanının ciddi kısmı trafikte geçiyor. Bunun için de önerim var, İstanbul özelinde çocukları okula araçla bırakmak yasaklanmalı. Sadece özel gereksinimi olan çocuklar için özel izinle bu mümkün olmalı. Okul servislerine devlet teşvik vermeli. Okul çıkış saatlerinde tek şoför tek çocuk, trafik kit, okul önleri kit… Buna geçilirse ikinci el otomotiv pazarı rahatlar çünkü birçok erkek, ev hanımı olan eşine çocuğu okula götürsün diye ikinci bir araba almış. Bu hayata geçerse trafik rahatlar, akaryakıta talep düşer, hava kirliliği azalır. Çok avantajı var.
Ama asıl mesele interaktif ve pratik eğitim. Tekrar söylüyorum z kuşağı ve alfa kuşağı bambaşka bir dünyanın insanları, nasıl biz anne babamızdan farklıysak onlar da bizden farklı…