Hayalet ilanlar can yakıyor
İş var gibi görünüyor, ama yok.
İş arıyorsunuz. Özgeçmişinizi güncelliyor, size uygun olduğunu düşündüğünüz ilanları tek tek inceliyor ve başvurunuzu gönderiyorsunuz. Sonra beklemeye başlıyorsunuz.
Bir gün geçiyor, bir hafta geçiyor, bazen haftalar...
İlandaki pozisyon hala açık. Şirket hâlâ çalışan arıyor gibi görünüyor. Ancak ne bir telefon geliyor ne de başvurunuzun sonucu hakkında bilgi veriliyor.
Belki de sorun sizin özgeçmişinizde değildir.
Çünkü son dönemde iş dünyasında giderek daha fazla konuşulan bir kavram var: Hayalet ilan.
Hayalet ilan, işverenin ilanı yayımlamasına rağmen o pozisyon için gerçekte aktif bir işe alım yapmadığı ilanları ifade ediyor. Bazen şirket gelecekte ihtiyaç duyabileceği adayları bir havuzda toplamak için ilan yayımlıyor, bazen pozisyon çoktan dolmuş olmasına rağmen ilan güncellenmiyor, bazen de şirketin gerçekten işe alım yapıp yapmayacağı belli olmadan ilan yayında tutuluyor.
Sonuçta ekranda bir iş fırsatı görünüyor ama o fırsatın gerçekten var olup olmadığı belli değil.
Peki şirketler neden böyle ilanlar yayımlar?
Her zaman kötü niyet aramak doğru olmayabilir.
Bazı şirketler gelecekte ihtiyaç duyacakları çalışanları önceden belirlemek, aday havuzu oluşturmak veya piyasadaki yetenekleri görmek isteyebilir. Bazı ilanlar ise pozisyon doldurulduktan sonra zamanında kaldırılmayabilir.
Fakat aday açısından bakıldığında sonuç değişmiyor.
İş arayan kişi, gerçek bir pozisyon olduğunu düşünerek zaman harcıyor. Özgeçmiş hazırlıyor, ön yazı yazıyor, mülakata hazırlanıyor. Belki başka bir iş fırsatını da sırf bu ilana güvenerek erteliyor.
İşin en yorucu tarafı ise belirsizlik.
“Acaba neden dönüş yapılmadı?”
Aday kendisini sorgulamaya başlıyor. Deneyimini, eğitimini, yaşını, becerilerini hatta bazen yeterliliğini...
Oysa ortada başvurunun değerlendirileceği gerçek bir pozisyon bile olmayabilir.
En büyük zarar: Güven kaybı
Hayalet ilanların en önemli sonuçlarından biri yalnızca zaman kaybı değil, güven kaybı.
Bir iş ilanına başvuran aday, şirketle ilk temasını daha işe girmeden kuruyor. İlan açık, başvuru yapılıyor ve doğal olarak aday bir geri dönüş bekliyor.
Geri dönüş gelmediğinde ise adayın zihninde yalnızca o ilan değil, şirketin tamamı hakkında bir fikir oluşuyor.
“Bu şirket çalışanlarına da böyle mi davranıyor?”
İnsan kaynakları süreçlerinde küçük görünen bu ayrıntı, aslında işveren markasının önemli bir parçası.
Üstelik bir şirketin gerçek ilanları da hayalet ilanlarla aynı platformda yer alıyorsa, zaman içinde bütün ilanların güvenilirliği sorgulanmaya başlayabilir.
Adayın zamanı değerli
İş arayanların çoğu için başvuru yapmak basit bir “tık” işleminden ibaret değil.
İlanı okumak, şirketi araştırmak, özgeçmişi pozisyona göre düzenlemek, ön yazı hazırlamak, referansları belirlemek ve mülakata hazırlanmak ciddi bir emek gerektiriyor.
Bu nedenle iş ilanlarının yalnızca şirket açısından değil, aday açısından da bir zaman taahhüdü içerdiğini kabul etmek gerekiyor.
Bir şirket gerçekten işe alım yapmıyorsa bunu mümkün olduğunca açık ifade etmeli.
Pozisyon doldurulduysa ilan kaldırılmalı. Gelecekteki ihtiyaçlar için aday havuzu oluşturuluyorsa bunun belirtilmesi, adayın beklentisini doğru kurmasını sağlar.
İlan gerçekse umut da gerçektir. Hayalet ilanlar ise yalnızca zamanı değil, iş dünyasına duyulan güveni de tüketir.