Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Rojda Altıntaş
28.08.2026 07:30

İnsan ne ile yaşar?

Rojda Altıntaş
Rojda Altıntaş @rojdaaltints_

İnsanın parayla, güçle, başarıyla ve sahip olduklarıyla yaşadığına inandırıldığımız bir çağdayız. Daha çok kazanırsak daha güvende, daha güçlü görünürsek daha değerli, kimseye ihtiyaç duymazsak daha özgür olacağımız söyleniyor. Hayat da sanki yalnızca iyi hesap yapanların ayakta kaldığı büyük bir yarışmış gibi anlatılıyor.

Tolstoy’un İnsan Ne ile Yaşar? kitabı ise çok eski ve çok basit görünen bir soruyu önümüze koyuyor. İnsan gerçekten ne ile yaşar?

Hikâyenin merkezinde yoksul bir ayakkabıcı olan Simon var. Kazandığı para ancak ailesinin karnını doyurmaya yetiyor. Kışın ortasında kendisine bir palto yaptıracak parayı bile denkleştiremiyor. Buna rağmen yol kenarında çıplak ve çaresiz hâlde gördüğü bir yabancıya sırtını dönemiyor. Önce korkup uzaklaşıyor, sonra vicdanına yenilip geri dönüyor. Üzerindekileri çıkarıp ona veriyor ve evine götürüyor.

Simon’un eşi Matryona ise karşısında iki kişiyi görünce öfkeleniyor. Çünkü evde ertesi güne kalacak kadar bile yiyecek yok. Onun öfkesi kötülükten değil, yoksulluğun yarattığı korkudan doğuyor. Fakat bir süre sonra yabancının yüzüne bakıyor, hâlini görüyor ve önündeki son lokmayı onunla paylaşıyor.

Tolstoy ilk cevabı tam burada veriyor; İnsanın içinde sevgi vardır.

Kitaptaki yabancı aslında Tanrı tarafından yeryüzüne gönderilen Mihail adlı bir melektir. Ondan üç gerçeği öğrenmesi istenir. İnsanın içinde ne vardır? İnsana neyi bilme gücü verilmemiştir? İnsan ne ile yaşar?

İkinci cevap, dükkâna gelen zengin bir adam üzerinden anlatılır. Adam, uzun süre dayanacak sağlam bir çizme ister. Önündeki ayları, yapacağı işleri ve ihtiyaçlarını hesaplamıştır. Ancak o gün öleceğini bilmez. Kendisi için çizme sipariş ederken aslında ona cenazede giydirilecek terlik hazırlanmaktadır.

İnsana kendi geleceğini ve gerçekte neye ihtiyaç duyacağını bilme gücü verilmemiştir.

Bugün de farklı değiliz. Bir yıl sonrasını, beş yıl sonrasını planlıyor; hayatın bütünüyle bizim kontrolümüzde olduğuna inanıyoruz. Elbette plan yapmak zorundayız. Fakat Tolstoy’un itirazı plana değil, insanın her şeyi bildiğini sanan kibrine. Çünkü bazen uğruna herkesi kırdığımız bir makamın, biriktirmek için ömrümüzü tükettiğimiz paranın ya da kazanmak için insanlığımızdan vazgeçtiğimiz bir kavganın ertesi gün hiçbir anlamı kalmayabiliyor.

Üçüncü cevap ise annelerini kaybeden ikiz çocuklarla geliyor. Çocukları hayatta tutan, onları dünyaya getiren annelerinin yaptığı plan değil; onlarla hiçbir kan bağı bulunmadığı hâlde bakımını üstlenen başka bir kadının sevgisi oluyor.

Mihail o zaman insanın yalnızca kendisini koruyarak değil, başkalarının sevgisi sayesinde yaşadığını anlıyor.

Belki de kitabın bugün hâlâ bu kadar sarsıcı olmasının nedeni bu. Çünkü bize yıllardır tam tersi öğretiliyor. “Herkes kendisini kurtarsın” deniliyor. Yoksula neden yoksul olduğu, işsize neden iş bulamadığı, şiddet gören kadına neden gitmediği, sokakta kalan çocuğa ailesinin nerede olduğu soruluyor. Başımıza gelmeyen her felaketi, yaşayan kişinin hatası gibi görmeye alışıyoruz. Böylece yardım etmediğimiz için vicdan azabı duymuyor, yalnızca başımıza gelmediği için şükrediyoruz.

Oysa hiçbir insan yalnız başına ayakta kalmıyor. En güçlü görünenin bile bir zamanlar elinden tutan biri, önüne bir tabak yemek koyan biri, düştüğünde kaldıran biri mutlaka vardır. Bazen bunu aile yapar, bazen bir arkadaş, bazen hiç tanımadığımız bir insan. İnsanın “Ben her şeyi tek başıma yaptım” cümlesi çoğu zaman kendisine anlatmayı sevdiği bir masaldır.

Elbette sevgi, adaletin ve sosyal devletin yerine geçemez. Tolstoy’un anlattığı merhameti, yoksulluğu kabullenmenin bahanesine çeviremeyiz. İnsanlar yalnızca iyi kalpli bir komşu karşılarına çıkar diye hayatta kalmamalı. Devletin, kurumların ve toplumun sorumluluğu vardır. Ancak kanunların işlemesi, kurumların görevini yapması ve adaletin sağlanması için de en başta insanı bir sayı değil, insan olarak gören bir vicdana ihtiyaç vardır.

Rojda Altıntaş - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Fatih Yıldırım Fatih Yıldırım Hayalet ilanlar can yakıyor Cüneyt İnay Cüneyt İnay Eğitimde köklü değişiklik Mustafa Armağan Mustafa Armağan Batı dünyasında ‘İnsanat bahçeleri’ gerçeği Serkan Kalemciler Serkan Kalemciler Neymiş o başka bir yol?
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
  • Dünya Kupası 2026
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.