Türk Dizisi Münakaşası
Düzeltme: Geçen haftaki yazımda Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı’nın Avrupa’daki başarılarını yazmamışım. Kadın basketbol takımlarımızın Avrupa’da 4 kupası olduğunu yazmıştım, Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı’nın tek başına 4 kupası daha var, 2 FIBA Avrupa Ligi, 2 FIBA Süper Kupası olmak üzere süpürmüş. Basketboldaki başarılarımız say say bitiremiyoruz. Türk Basketbolu inanılmaz başarılı. Sizler bu satırları okurken belki hala bir yerlerde kupa alıyor olabiliriz, onu da düzeltiriz. Allah artırsın.
Gelelim asıl konumuza, Türk Dizilerine…
Türk Dizileri türleri son yıllardı tek tipe döndü. Senede 40-50 kadın draması başlıyor ama sadece 3-4 tanesi tutuyor. Dizi sektörü riskleri en aza indirip deneme yanılma yöntemiyle yönünü bulan bir sektör. Fakat kadın dramalarında deneme yanılma olayı kendini aştı ve bu yanılmama payı yüzde 10 civarlarında, aslında çok düşük.
Ama yapılmaya devam ediyor. Neden? Çünkü bu diziler 3 bölüm dahi olsa yurtdışı satışı oluyor.
Önce bu işin faydalarından bahsedelim. Bu işin en büyük faydası Türkçe’yi yayması. Türkçe’yi yaymasının faydası ise Türkiye’nin etki alanıyla alakalı. Bu diziler daha çok Ortadoğu, Balkanlar, Rusya, Pakistan, Afrika’nın tamamı, Kafkasya, Güney Amerika’da izleniyor. Türkiye’nin stratejik olarak buralarda etkisi ve çıkarları var. Bu etkiyi Türkçe ile pekiştirmek mantıklı. Kadın dramaları Türkçe için Tarih dizileri de Türk kültürünün yayılması için oldukça etkili ve gerekli. Buraya itirazı olmaz kimsenin. Hatta daha çok tarih dramasına ihtiyaç var. Ayrıca sektörel bir sirkülasyon yaratıyor. Set çalışanları olsun oyuncular olsun post-pro stüdyoları olsun sürekli istihdam halinde, artı setler meslek öğretilen insan yetiştirilen ortamlar.
Kadın dramaları çok baskın olduğu için diğer türlere hiç sıra gelmiyor. Aslında erkek işlerine bile daha az sıra geliyor. Artı erkek işlerinin tutma oranı kadın dramalarına göre çok daha yüksek. Polisiye 1 ya da hiç, komedi uzun zamandır ana akıma yapılmıyor, diğer türler platformlarda yer bulabiliyor. Bana çok sık soruluyor, neden tv’de, yani ana akımda komedi yok, işte bu yüzden.
Bu işin zararlarına gelirsek kadın dramaları senede 40-50 adet yapılınca haliyle hikayeler çakışıyor. Hikayeler çakışmasın, farklı olsun ve sansasyonel olsun diye de bu sefer dejenerasyona doğru gidiliyor. İki üç eşli adamlar, yengesiyle evlenmek zorunda olan kayınbirader, kuzen aşkı, üvey kardeş aşkı derken iyice prime-time’ın çivisi çıkmaya başladı. Orta Çağ İngiltere’sine döndük, nereye gidiyoruz.
Normalde erkek dizileri, yani mafya dizileri sakıncalı mı, diye tartışmak yerine bunları hiç tartışmıyoruz. Mafya dizilerinde mafya kötüyse sorun yok, mafya sempatize ediliyorsa sorun var. Fakat oransal olarak ekranı domine eden kadın dramalarında daha fazla toplumsal dejenerasyon var. Artık oralarda normal insan, normal dertler asla yok. Ekranda zaten normal insan göremiyoruz, hatta platformlarda daha çok görebiliyoruz. Normalde daha ekstrem işler platformda olur, biz de ana akımda çok ekstrem iş var.
Eskiden aile dizisi, okul dizisi, mahalle dizisi, gençlik dizisi, sektör dizisi, polisiye diziler, sit-comlar, hatta deneysel diziler bile yapılırdı. Yaz aylarında yeni konseptler denenirdi. Şimdi yaz ayında da kadın draması, kış ayında da kadın draması.
Bir de bunun reklam tarafı var. Şimdi bu kadın dramaları yüzde 10 başarılıysa başarılı sayılmaz. Yani aslında bu arz kalabalığının karşılığı yok, ez cümle aslında bu kadın dizileri Türkiye’de çok izlenmiyor ama yurt dışı satışından dolayı yedekli bir şekilde sürekli çekiliyor, yani biri tutmazsa diğeri, o da tutmazsa diğeri hazır. Tutana kadar. Aynı gün ve saate üç yedekli kadın draması…
Reklam verenler de olaya biraz uyandı. Bu yıl bazı dizilerin bölümleri reklam yetersizliğinden dolayı yayınlanmadı. Reklam dediğin şey sempatik içeriklerin içinde daha çok çalışır, hem kuşak reklamı olarak hem de entegrasyon olarak.
Kadın draması sirkülasyonu yurt dışı çıkarlarımız için iyi olsa da Türk izleyicisi için ızdıraba dönüşmeye başladı. Kadın dramasının da iyisi yapılamaz mı yapılır, eskiden yapılıyordu, çok iyi örneklerini izledik. Ama şimdi o kadar çok yapılıyor ki fabrikasyon haşlama makarnaya döndü…