Yalçın Küçük, birilerinin ‘kahraman’ ilan ettiği Hasan Tahsin’e ‘iş birlikçi’ demişti
6 Nisan 2026’da hayatını kaybeden Prof. Dr. Yalçın Küçük, neresinden bakılırsa bakılsın eskilerin deyişiyle nev-i şahsına münhasır bir aydındı.
Sosyalistti elbette ama fanatik değil, eleştirel bir sosyalistti.
Devrimciydi tabii ama Kemalist devrimlere ve devrimcilere en yaman eleştirileri yönelten oydu.
“Biz bu ülkeyi Sabetayistlerle beraber kurduk” diyen de, Sabetayistleri deşifre etmek için yıllarını ve sayfalarını veren de ondan başkası değildi.
Velhasıl kaba kacağa sığmayan bir aydındı ki, Türk aydınını da en sivri eleştirilere tabi tutmasıyla maruftu.
Sözü, bugün 107. yıl dönümünü idrak ettiğimiz Yunanların İzmir’e çıkışına getireceğim.
Bundan 107 yıl önce, 15 Mayıs’ta İtilaf devletlerinin hukuku ayaklar altına alan bir kararla İzmir’e çıkardıkları Yunanlara ‘ilk kurşun’u sıkan bir kahraman icat edilmiştir 27 Mayıs darbesinden sonra. Nitekim bugün Konak Meydanı'nı, Hasan Tahsin’i Yunan askerlerine kurşun atarken gösteren bir heykel süsler.
Ne ki Hasan Tahsin, ne ilk kurşunu sıkmıştır ne de bir kahramandır. Sahte kahramandır.
Biz de Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi
Bize kalan aziz borç asırlık zamanlardan
Tarihi temizlemek sahte kahramanlardan
şiarıyla Hasan Tahsin’in millete kahraman diye yutturulduğunu dile getirip durduk.
Kaldı ki Hasan Tahsin’in kahraman olmadığı ve ilk kurşunu atmadığının en susturucu delili, Nutuk’ta, hatta 30 ciltte toplanan yazışma ve söylevlerinde bir defa dahi Hasan Tahsin’den söz etmemiş olmasıdır.
Atatürk’ün izinden gittiğini söyleyenlerin, resmi tarihe onun ölümünden çeyrek asır sonra sokuşturulan sahte kahramanı nasıl olup da kabul ettikleri ayrı bir araştırma konusudur.
Öte yandan Yalçın Küçük, yalnız sahte kahraman olduğunu söylemekle kalmaz Hasan Tahsin, onun gözünde “Bir iş birlikçidir” de. Gerekçelerini Aydınlık Zindan adlı kitabında şöyle anlatır:
“Elimizdeki bilgiler şunlardır:
a) Hasan Tahsin’in Kuvayı Milliyeci olduğunu gösteren hiçbir işarete sahip bulunmuyoruz. Bütün bilgiler, Hasan Tahsin’in işgale mukavemet düşüncesine karşı, bir iş birlikçi olduğu yönündedir.
b) Hasan Tahsin’in nasıl öldüğü ve öldürüldüğü konusunda hiçbir kanıt yoktur. İşgal günü ne yapmakta olduğu noktasında ise güvendirici bir tanıklık bulunmamaktadır.
c) Asıl adı “Osman Nevres” olan ve yeni bir kaynakta “dönme” olduğu ileri sürülen Hasan Tahsin’in bütün yaşamında, açıklanamayan kuşkulu noktalar bulunmaktadır.” (Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, Aydınlık Zindan, Kaynak: 2000, s. 146-147.)
En önemli kitabı olan Türkiye Üzerine Tezler’in 5. cildinde ise daha etraflı bir Hasan Tahsin analizine girişmiştir:
“İzmir’in Helen kuvvetleri tarafından işgali, Türkiye kurtuluş hareketinin başlangıcı değildir; bu, ciddiyetten son derece uzak bir iddia olarak ortada duruyor. Daha da ciddiyetsiz bir iddia ise ilk kurşunun İzmir’de atılması oluyor; İzmir’de bir “ilk kurşun” anıtının olmasını bir tarih tuluatı olarak görüyorum. Türkiye’nin modern kurtuluş savaşında ilk kurşun İskenderun çevresinde ve yine Ermeni tehdidi karşısında atılıyor. (…)
Bezmi Nusret Kaygusuz, anılarında, Hasan Tahsin’in her türlü direnişe karşı olduğunu, İngiliz yanlısı “Osmanlı Sulh ve Selamet Cemiyeti” üyesi olduğunu, İzmir’de başyazarlığını yaptığı Hukuk-u Beşer gazetesinin de aynı rengi taşıdığını ortaya koyuyor; “bu gazete, Cemiyeti, tamamen Prens Sabahattin’e bağlamaktadır” diyor. Türkiye kurtuluş mücadelesinde ilk kurşunu attığı ileri sürülen kimsenin, kurtuluşa ve direnmeye karşı olması (gibi) bir tarihin cilvesi üzerinde (…) durmak gereğini duyuyorum.
Hasan Tahsin, gözü dönmüş bir ihbarcıdır; gizli direniş yuvalarını, işgal kuvvetleri delegelerine açıklamayı açıkça savunabiliyor. Böyle bir insanın bir direnişçi veya kurtuluşçu olmasını imkân dahilinde göremiyorum…” (Türkiye Üzerine Tezler, 5, Tekin: 1992, s. 360-364.)
Bize bağımsızlık yanlısı ve anti-emperyalist olarak yutturulan Hasan Tahsin’i tam tersine iş birlikçi ve İngiliz yanlısı olarak gösteren Yalçın Küçük, aslında bir hakikati dile getiriyordu. Kaldı ki Milli Mücadele’de ilk kurşun İzmir’de değil, Hatay Dörtyol’da atılmıştı. Bu hakikati de dile getiren, Yalçın Küçük’ten başkası değildi. Hatta Tekelistan adlı kitabında ‘İşgalciye ilk kurşun Dörtyol’da sıkıldı’ dediği için 1,5 yıl hapse dahi atılmıştır. O satırlar şöyle:
"Asıl adı Osman Nevres olan Hasan Tahsin, her davranışı kuşkulu, kurtuluş mücadelesine karşı bir Yahudi dönmesi idi ve tarihte ilk kurşunun İzmir’de atıldığını gösteren hiçbir güvenilir kayıt bulunmamaktadır. İlk kurşunu atanlar isimsiz halk kahramanlarıdır. İskenderun’a bitişik Dörtyol’dandır." (Tekelistan, YGS: 2000, s. 351.)
Nitekim bugün 19 Aralık 1918’de Dörtyol ilçesinde ilk kurşun kutlaması yapılmaktadır. İşin garibi ise Nutuk’ta, ilk kurşunun 28 Mayıs 1919’da Ayvalık’ta atıldığı yazılmaktadır. Gazi’ye göre bu tarihe kadar Yunan kıtaları hiçbir tarafta ateşle karşılık görmemişti.
Gazi, Nutuk’ta ilk kurşun 28 Mayıs’ta Ayvalık’ta atıldı diyor, Genelkurmay Başkanlığı 19 Aralık’ta Dörtyol’da atıldığını ilan ediyor ama ders kitaplarımızda 15 Mayıs 1919’da İzmir’de Hasan Tahsin attı diyor.
Hangisi doğru? Ve bu nasıl bir tarih?

*Hasan Tahsin'in bilinmeyen bir fotoğrafı

*İzmir'in işgali sırasında Yunanların yaptığı katliamdan bir sahne

*Prof. Dr. Yalçın Küçük (1938-2026)