Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Rojda Altıntaş
15.05.2026 07:30

Marmara’nın başında yine aynı kılıç

Rojda Altıntaş
Rojda Altıntaş @rojdaaltints_

Marmara Denizi’ne baktığımızda yüzeyde şimdilik korkulacak bir manzara yok.

Yani denizin üstünde o beyaz, yapışkan, boğucu müsilaj tabakası görünmüyor.

Peki bu iyi haber mi?

Evet.

Ama sadece bugünün iyi haberi.

Çünkü Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın anlattığı tablo bize şunu söylüyor:

Marmara’da müsilaj yok ama müsilaj tehlikesi hâlâ orada duruyor.

Hem de başımızın üstünde sallanan bir kılıç gibi.

Mustafa Hoca son dalışını pazar günü yapmış. Marmara’nın derinliklerine inmiş, gözlem yapmış. Söylediği net.

“Şimdilik müsilaj yok.”

Ama hemen ardından bir cümle daha kuruyor.

“Bu hiç olmayacak anlamına gelmiyor.”

İşte asıl mesele de bu.

Biz her defasında denizin yüzeyinde müsilajı görünce panikliyoruz. Görmeyince de unutuyoruz.

Oysa Marmara unutulacak bir deniz değil.

Çünkü Marmara hasta.

Çünkü Marmara kirli.

Çünkü Marmara yıllardır bizim atıklarımızı, ihmallerimizi, plansızlığımızı, vurdumduymazlığımızı taşıyor.

2021’de büyük müsilaj felaketini yaşadık. Hepimiz ekranlardan o görüntüleri izledik. Deniz nefes alamadı. Balıkçılar isyan etti. Bilim insanları uyardı.

Sonra ne oldu?

Bir süre konuştuk.

Bir süre yazdık.

Bir süre toplantılar yaptık.

Sonra gündem değişti.

Ama denizin yükü değişmedi.

Mustafa Sarı’nın anlattığı üç temel şart var.

Deniz suyu sıcaklığı yüksek olacak.

Deniz durağan olacak.

Azot ve fosfor yani kirlilik yükü fazla olacak.

Bugün bu üç şarttan ikisi zaten var.

Deniz suyu sıcaklığı yüksek.

Kirlilik hâlâ yüksek.

Şimdilik eksik olan tek şey denizin tam anlamıyla durağan hale gelmesi.

Yani Marmara, müsilaj için gereken kapının eşiğinde bekliyor.

Kapı açılırsa ne olacak?

Algler aşırı çoğalacak.

Denizin içindeki canlı yaşamı bozulacak.

Görüş azalacak.

O yapışkan madde tekrar ortaya çıkacak.

Ve biz yine aynı cümleyi kuracağız.

“Nasıl oldu bu?”

Oysa nasıl olduğu belli.

Biz yaptık.

Denizi biz kirlettik.

İklimi biz değiştirdik.

Atığı biz bıraktık.

Arıtmayı biz erteledik.

Denizi sonsuz bir çöp kutusu sandık.

Sonra da müsilaj çıkınca şaşırdık.

Bir de işin sıcaklık boyutu var.

Mustafa Hoca çok basit anlatıyor:

Su, toprağa göre daha yavaş ısınıyor ama daha yavaş soğuyor.

Yani deniz bir kez ısındığında hemen eski haline dönmüyor.

Havalar biraz serinledi diye deniz de hemen normale dönmüyor.

Bu sıcaklık artışı sadece müsilajı tetiklemiyor.

Şiddetli yağışları, fırtınaları, selleri, su hortumlarını da artırıyor.

Son yıllarda yaşadıklarımızın sebebi biraz da bu.

Ama burada en kritik cümle şu:

“İklim bizim yüzümüzden bu hale geldi.”

Çünkü bazen “iklim değişikliği” deyince sanki olay bizim dışımızda gelişen doğal bir süreçmiş gibi davranıyoruz.

Değil.

Bu bizim eserimiz.

Marmara’nın bugünkü hali de bizim eserimiz.

Bugün denizin yüzeyinde müsilaj yok diye rahatlayabiliriz.

Ama sevinmek için erken.

Çünkü mesele müsilajın görünüp görünmemesi değil.

Mesele, Marmara’nın neden hâlâ bu kadar kirli olduğu.

Mesele, yıllardır verilen sözlerin ne kadarının tutulduğu.

Mesele, derin deşarjla, yetersiz arıtmayla, sanayi ve evsel atıkla bu denizin daha ne kadar dayanabileceği.

Marmara bize her yıl aynı şeyi söylüyor.

“Ben yoruldum.”

Biz ise her yıl aynı şeyi yapıyoruz:

Duymazdan geliyoruz.

Bugün Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın dalıştan getirdiği haber şu:

Müsilaj yok.

Ama tehlike bitmedi.

Ve belki de en doğru cümle şu.

Marmara bugün temiz görünmüyor.

Sadece şimdilik susuyor.

Rojda Altıntaş - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Fatih Yıldırım Fatih Yıldırım Bayramda çalışanlar Mustafa Armağan Mustafa Armağan Yalçın Küçük, birilerinin ‘kahraman’ ilan ettiği Hasan Tahsin’e ‘iş birlikçi’ demişti Adem Metan Adem Metan Kadraj ve algı Cüneyt İnay Cüneyt İnay Yabancı Hoca
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.