Yastığın altındaki zorbalık
Yıllardır bir tekerlemedir gidiyor.
“Çocuktur, kendi aralarında hallederler.”
Eskiden mahalle arasında, okul bahçesinde lakap takılan, dışlanan, hor görülen çocuk için “biraz pişsin, hayatı öğrensin” denirdi.
Biz buna “hayat dersi” derdik, meğer bu bir infazmış. Bugün uzmanlar bunun adını koydu.
Akran zorbalığı…
Psikolog Solin Çekin ve Prof. Dr. Veysi Çeri ile konuştum. İki uzman da tabloyu net bir şekilde önümüze koyuyor. Mesele yeni değil, etkisi her zamankinden daha yıkıcı.
Neden mi?
ÇÜNKÜ ZORBALIK ARTIK EVE SIZDI…
Veysi Hoca çok kritik bir noktaya parmak basıyor. Eskiden çocuk okulda canı mı sıkıldı? Eve gelir, kapıyı kapatır, sığınağına çekilirdi. Şimdi öyle değil. Zorbalık artık çocuğun yastığının altında, o küçük ekranın içinde.
Bir çocukla dalga mı geçiliyor? Çat diye kameraya alıyorlar. Pat diye gruba atıyorlar. O görüntü orada kalıyor. Silinmiyor. Eskiden üç kişinin bildiği olay, şimdi yüzlerce kişinin elinde malzeme oluyor. Çocuk o utancı her bildirim geldiğinde bir kez daha yaşıyor.
PEKİ, BU ÇOCUKLAR NEDEN SUSUYOR?
Solin Çekin diyor ki; çocuk hem “ispiyoncu” damgası yemekten korkuyor hem de ailesinin “E sen de kendine vurdurtmasaydın!” diyeceğini biliyor.
Çocuğun kulağına “Sen de ona vursaydın” diye fısıldamak, onu kavgaya azmettirmektir. Çözüm bu değil. Çocuğun kavgacıya değil, güveneceği bir yetişkine ihtiyacı var.
OKUL YÖNETİMLERİNE…
“Çocuklar arasında olur böyle şeyler” demek, mağdur çocuğu kurdun önüne atmaktır. Rehberlik servisleri, öğretmenler, idareciler... Kimse kafasını kuma gömmesin…
Zorbalık bir davranış bozukluğudur. Eğer bugün o çocuğun kalbinde açılan yarayı pansuman etmezseniz, o yara okul bitince kapanmaz. O çocuk yarın öbür gün iş hayatına atıldığında da, yuva kurduğunda da o travmayı sırtında bir küfe gibi taşır.
Yani demem o ki; “çocuktur yapar” deyip geçmeyin. Çocuk yapıyorsa, evin ebeveyni de o eli durduracak…
Bu işin şakası yok.