ATEŞKES VE TAM ENTEGRASYON ANLAŞMASI

Serkan Kalemciler
Serkan Kalemciler

Evet, bazı Kürtler için yine bir ham hayalin daha sonuna geldik.

Şam yönetimi ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) (Yani PKK) arasında Halep'ten Fırat'ın batısına kadar süren kovalamaca imzalanan ateşkesle sonlandı. 14 maddelik anlaşma Şam’da imzalanacak.

Bizi ilgilendiren iki önemli nokta var:

Birincisi; SDG "tüm yabancı PKK liderlerini ve unsurlarını Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarmayı taahhüt etmektedir" ifadesi anlaşmada yer alıyor. Aynı cümleden olmak üzere SDG'nin silahlı unsurlarının 10 Mart anlaşmasında öngörüldüğü üzere merkezi orduya entegre olması öngörülüyor. Zaten anlaşmanın adı da “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması.”

İkincisi: Deyr ez-Zor, Rakka ve Haseke’nin kontrolü tamamen Şam'a geçiyor.

Bunun anlamı şu; yeni Suriye yönetimi 10 yıldır SDG kontrolü altındaki sivil kurumları, sınır geçiş noktalarını ve PETROL-DOĞALGAZ SAHALARINI devralacak.

Siz bakmayın “General” Mazlum Abdi’nin “kazanımlarımız korunacak” tesellisine. Para gidince ortada SDG falan kalmayacağını o da biliyor.

Peki, neymiş bu kazanımlar?

Kürtler kendi dillerini konuşabilecekler ve Kürt yeni yılı Nevruz ulusal bayram ilan edilecekmiş.

Yani Türkiye’deki tüm Kürtlerin zaten sahip oldukları haklar.

Ama bu “Suriye'nin 1946'da Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasından bu yana Kürtlere ait hakların ilk kez resmen tanınması anlamına geliyor”muş…

Büyük ilerleme…

Hani YPG (SDG) Fırat’ın batısına geçecekti, biz de mal mal bakacaktık?

Suriye yönetimi krediyi toplasın ama herkes biliyor ki Mehmetçik Suriye’de Fırat’ın doğusuna geçtiği için bunar gerçekleşti.

Emperyalistler sırtlanlar gibidirler, fırsatları değerlendirirler, olursa olur, olmazsa olabilene razı olurlar.

Bizde de Sevr’i imzalatmak için Yunanı İzmir’e çıkartmışlar, Yunanlılar denize dökülünce de Lozan’a razı olmak zorunda kalmışlardı.

10 yıldır Suriye’nin kuzeyine, sınırımıza “binlerce” TIR silah yığdılar, sözüm ona 20 binden 80 bine kadar bir ordu beslediler. Fakat o “muhteşem” ordu 3 günde teslim oldu. Tıpkı 10 yıl eğittikleri Irak ordusunun sözüm ona DEAŞ’ı görünce sıvışması, Afganistan’da 10 yıllık orduyu Taliban’ın sopayla kovalaması gibi…

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekâtı, İdlib operasyonu, Zeytin Dalı Harekâtı, Barış Pınarı Harekâtı olmasaydı bugün Suriye’nin bütünlüğü sağlanamazdı.

“Suriye’de ne işimiz var?” diyenler de orada Rojova kantonundan Kürt devletine geçişi aval aval seyrederlerdi.

Türkiye kendi “Kürt sorununu” çözmek için çok uğraştı. Elbette barışın düşmanı dostundan daha çoktu. “Çözüm süreci” işte bu Rojova hayali nedeni ile akamete uğratıldı. “Size Suriye’de devlet kuracağız” diyenlere inananlar, Oslo’da masaya tekmeyi attı.

Şimdi de “Terörsüz Türkiye” süreci yürütülüyor.

Ben de uzun süre bekledim, bakalım nerede bir provokasyon olacak, nerede bir bomba patlatılıp güya PKK hortlatılacak diye. Anlaşılan MİT, sürece o derece hâkim ki denenen bu tür birçok girişimi başlamadan bitirdi.

Artık sırtlarını dayayacak bir YPG ve PYD kalmadığına göre umarım Kürt kardeşlerimizi temsil etme iddiasındakilerin de ayakları suya ermiştir.

Keşke önceki çözüm sürecindekiler daha öngörülü olsaydı, keşke sorun o günlerde çözülseydi, şimdi çok daha farklı şeylerle uğraşıyor olurduk.

Umarım bu süreç de akamete uğratılmaz ve yeni boş hayaller peşinde koşulmaz.

İnanıyorum ki artık “Terörsüz Türkiye’ye” bir adım daha yakınız.

Elbette onca silahın verdiği bir cesaret var ve yönetici düzeyinde mağlubiyeti kabul etmeyenler olacaktır.

Nitekim Abdi, Şara ile oturduğu masayı terk etti.

Bu yazı yazıldığında henüz bir açıklama yapmamıştı ama tahmin ediyorum “özerk statü” falan diye geveleyecektir.

Fark etmediği bir şey var, güvendiği dağlara çoktan karlar yağdı.

PYD anlamlı bir direniş gösterecek durumda değil, ancak birkaç yüz kişinin daha ölümüne yol açacak çaresiz bir direniş gösterebilir.

Abdi’nin gerçeği kabullenmesi biraz zaman alır ve birkaç yüz insan daha ölür, hepsi bu…

@kalemciler