Soyumuzu kurutmaya çalışıyorlar olabilir
Bir beyaz eşya markası Anneler Günü reklamında köpekleri çocuk ile aynı değerde bir reklam yapmış.
Reklamın başında iki kadının çocuklarını anlattığını zannediyorsunuz fakat eve gidip “Gel oğlum” deyince kadın, bir köpek koşuyor. Tepkiler çığ gibi büyüdü, anında reklamı geri çekti.
Aslında bu reklamda rahatsız eden şey sadece köpeğin olması. Oysaki bu reklam bir amaca hizmet etmiyor olsa, çocukla birlikte köpek koşsa hiçbirimiz tepki vermeyecektik. Fakat Anneler Günü’nde kalkıp köpek annesi algısı oluşturmak ne kadar normal?
Oyunun büyüklüğünün farkında mısınız!
Psikolojik harekatın farkında mısınız!
Soyunuzu kurutmaya çalışıyorlar!
Adeta “çocuk yerine köpek” propagandası yaptılar!
Fakat aynı marka; Körfez ülkelerinde ve Avrupa’da anne, baba, çocuk, hatta büyükanne olan aile konusunu işledikleri reklamlara yer verdi.
Güya reklamda köpek tüyü toplayan bir makinenin reklamı yapılıyormuş. Hayırdır neden?
Kaldı ki Avrupa Avrupa’da evcil hayvan sahibi yüzde 25 Türkiye’de yüzde 5!
Tam tersi olması gerekmiyor muydu?
Neden Avrupa’da anne, baba, çocuk; Türkiye’de köpek, yani hayvan?
Çifte standardı ve yapılmak isteneni anlayın artık.
Köpeklere sahip olunur, bakıcı olunur ama asla ve asla bir insan bir köpeğin annesi ya da babası olamaz.
Ben de hayvanları seviyorum, evimde hayvan sahiplenen bir insanım fakat insan canının ve sevgisinin önüne geçen bir hayvan sevgisini reddediyorum.
Köpekleri veya kedileri hayvanları evlat yerine koymaya dayatan zihniyetin, bir proje olduğunu, insan nüfusunu azaltmak isteyenlerle aynı kişiler olduğunu hepiniz anlayın artık.
Ayrıca Anneler Günü sebebiyle; kadınları bir reklam filminde kullanarak bir köpeğin annesi olarak göstermek; öncelikle çocuk doğurmuş, anne olmuş tüm kadınlara ve tüm evlatlara bir hakarettir!
Bu reklamda “Hayvan sevgisi değil kadına, kadının annelik kimliğine, insana, Türk aile kurumuna nefreti ihaneti“ görüyorum ben!
Avrupa’ya gelince; evli, mutlu, çocuklu bir aile tablosu.
Türkiye’ye gelince köpek annesi!
Sizi sömürüyorlar, sizi duygusuzlaştırıyorlar, sizden insanlık duygularınızı alıp hayvandan beter hale getirmeye çalışıyorlar.
Aile kurumunun içine kibrit suyu koyup aile kurumunu yok etmeye çalışıyorlar.
Ve bunu her zamanki gibi annelik üzerinden, kadınlık üzerinden yapıyorlar.
Çünkü kadını bozarsan çocuk bozulur, çocuğu bozulursa dünya bozulur,
düzen bozulur, insanlık bozulur, aklınıza gelebilecek her şey bozulur.
Senelerdir söylüyorum; bütün operasyonları kadınlar üzerinden çekiyorlar.
Feminist kadın, özgür kadın derken savruk ve duygusuz kadınlar oluşturdular.
Ondan sonra kadınlık duygularını boşaltıp, annelik duygularını kadından yok etme çalışmasına başladılar.
Çocuk doğurma, hayvan sahiplen kafasına getirdiler.
Hayvan sahiplenmek güzel bir şeydir ama bu kafada değil.
Hayvan sahiplenmek güzeldir ama çocuğun yerine hayvanî koyma zihniyeti sağlıksız bir zihniyettir.
Fakat unutmayın ki annelik içgüdüsü; kedi, köpek besleyerek tatmin edilecek bir duygu değildir.
Bu sebeple çocuk sahibi olamamış bazı kadınlar bu oltaya çok çabuk geliyor. Zannediyorlar ki hayvan sahiplenmedeki duyguyla çocuk sahibi olmadaki duygu aynı. Değil!
Bu toplumun değerini hiçe sayanlar ciddi bir meydan okuma yapmaya kalkmış! Ve hadlerini aşmışlardır!
İnsan ile ilgili probleminiz nedir tam olarak ne bilmiyorum ama bunlara inananlar ve bu zihniyetlerin peşinden gidenlerin kendileriyle, akıllarıyla, vicdanlarıyla, insanlıklarıyla problemleri var başka da bir şey değil.
Aklını kullan; eğer sen aklını kullanmazsan alırlar aklını, böyle rezil kepaze ederler!
Bir de firmanın kurucusu rahmetli boş amca ne demişti?
Güveni kaybedersen parayı da kaybedersin.
İyi bir özür dilemeleri lazım, bunu yapan, yaptıranı şirketten kovmaları lazım.
Biz bunları tartışırken diğer taraftan bir parfüm firmasında farklı bir şey ortaya çıktı.
Arzum Onan’ın oynadığı reklamda anne ve çocuk teması işleniyor fakat yine reklamda çocuk yok ve Arzum Hanım çiçeğe “Sen ne zaman bu kadar büyüdün?” diye hitap ediyor.
Bir şeyin farkına varalım: Toplumumuzun en önemli kurumu aile kurumu üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. Ve bu oynanan oyunlar hep modernlik, gelişmişlik adı altında kadını bozarak devreye sokuluyor. Oysaki tüm bilimsel araştırmalarda aile olmanın ne kadar önemli olduğu ispatlanmış. Kadınları yalnızlaştırarak ayrıca bir bunalıma sokuyorlar. Tabii ki bu oyunlara gelen kadınlar bunu ne zaman anlayacaklar; doğurganlık yaşları geçtiğinde ve artık doğurmayacakları yaşlarda çocuklarıyla değil antidepresanlarla yaşamaya çalıştıkları zaman anlayacaklar. Nebahat Çehre ünlü ve zengin, bir röportajında ne demişti: Keşke evlenseydim, çocuklarım torunlarım olsaydı da şimdi beni ziyarete onlar gelseydi.
Aslında konunun özeti bu. Fakat ülkemizde maalesef bu olayı da siyasi bir olaya çevirerek kadınlarımızı yanlış yönlendiriyorlar. Tabii ki ekonomi önemli ama dünyanın her yerinde ekonomi şu sıralar zor durumda. Fakat kendi toplumlarına çocuk doğurmayı pek geniş aile olmayı öğütleyenler, bizim toplumlarımıza böyle tam tersini akımlarla veya farklı kavramlarla bilinçaltına yerleştirmeye çalışıyorlar. Çünkü bu operasyonu çekenler biliyorlar ki nüfusu azalan toplum ayakta kalamaz.
Ne diyelim; oyuna gelme Türkiye’m!