Zidane’dan Gerrard’a: Şampiyonlar Ligi’nin en ikonik 5 final performansı

Şampiyonlar Ligi arenası yüzlerce finale sahne oldu ancak bazı futbolcular, tek başlarına birer efsaneye dönüştü. Biz de büyük final öncesi Devler Ligi finallerine damga vuran ve futbolseverlerin hafızalarına kazınan en ikonik 5 bireysel performansı mercek altına aldık.

Kübra Kireççi Kübra Kireççi
Zidane’dan Gerrard’a: Şampiyonlar Ligi’nin en ikonik 5 final performansı
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Şampiyonlar Ligi finalleri, yeşil sahaların görebileceği en yüksek baskı ortamlarıdır.

Bu sahnede sadece kazanmak değil, tek başına bir maçı sürükleyip adını tarihe yazdırmak bambaşka bir seviye gerektirir.

Arsenal - PSG büyük final öncesi Şampiyonlar Ligi tarihine damga vuran, bireysel olarak kelimenin tam anlamıyla resital sunan en ikonik final performanslarını derledik.

1. Steven Gerrard — Liverpool (2005, İstanbul)

Futbol tarihinin en unutulmaz geri dönüşünün mimarı olan Steven Gerrard, 2005 yılında Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda sadece bir futbolcu gibi değil adeta bir savaşçı gibi oynadı. AC Milan karşısında ilk yarıyı 3-0 geride kapatan Liverpool tamamen çökmüş durumdaydı.

54. dakikada attığı harika kafa golüyle fitili ateşledi ve tribünleri ayağa kaldırdı. Hemen ardından kazanılan penaltıda da payı büyüktü.

Maç uzatmalara gittiğinde sakatlanan takım arkadaşları nedeniyle orta sahadan sağ beke geçti. Serginho ve Shevchenko gibi dünya yıldızlarını sağ bekte neredeyse tek bacağıyla savunarak maçı penaltılara taşıdı. O gece gösterdiği liderlik, Şampiyonlar Ligi tarihinin en büyük karakter performansıydı.

2. Zinedine Zidane — Real Madrid (2002, Glasgow)

Hampden Park'ta oynanan Real Madrid - Bayer Leverkusen finali, futbol tarihinin en estetik gollerinden birine ev sahipliği yaptı.

Ancak Zidane'ın o günkü performansı sadece o golden ibaret değildi, sahada bastığı her noktada oyunu kontrol eden bir maestro gibiydi.

Skorda 1-1'lik eşitlik varken, Roberto Carlos'un gökyüzüne doğru havalandırdığı topu ceza sahası çizgisinde bekledi. Topun gelişine, sol ayağıyla öyle kusursuz bir vole vurdu ki, top tam dokuza gitti.

Maç boyunca Leverkusen orta sahasını tek başına paralize etti. Baskı altındayken bile topu nasıl saklayacağını ve takımını nasıl rahatlatacağını gösteren ders niteliğinde bir performans sergiledi.

3. Lionel Messi — Barcelona (2011, Londra)

Wembley Stadyumu'nda Manchester United'a karşı oynanan 2011 finali, Pep Guardiola'nın Barcelona'sının ve Lionel Messi'nin zirve noktasıydı.

Messi o gün Manchester United'ın Vidic ve Ferdinand'dan oluşan taş gibi savunmasını adeta paramparça etti.

Maç 1-1 devam ederken, ceza sahası dışından Van der Sar'ı avlayan inanılmaz sert ve düzgün bir şutla Barcelona'yı öne geçirdi (2-1). David Villa'nın attığı 3. golden önce de sağ kanatta yaptığı baş döndürücü çalımlarla pozisyonu hazırlayan isimdi.

Maçı 10 başarılı çalım, 5 şut ve %90'ın üzerinde pas isabetiyle tamamladı. Manchester United oyuncuları maç bittiğinde Messi'nin baş döndüren hareketlerinden dolayı kelimenin tam anlamıyla tükenmişti.

Tarihi maçın ardından Alex Ferguson’ın bu sözleri hafızalarda yerini koruyor: “Karşılaştığımız en iyi takım onlardı. Kimse bizi bu duruma düşürememişti.”

4. Cristiano Ronaldo — Manchester United (2008, Moskova)

Cristiano Ronaldo'nun dünya futbolunu tamamen domine etmeye başladığı dönemin en büyük kanıtı Moskova'daki Chelsea finaliydi. Henüz 23 yaşında olan genç Ronaldo, sol kanatta Chelsea sağ beki Michael Essien'e hayatının en zor gecelerinden birini yaşattı.

Wes Brown'ın sağ kanattan yaptığı ortaya arka direkte öyle bir yükseldi ki, havada asılı kaldığı o an fotoğraf karelerine kazındı. Petr Cech'i çaresiz bırakan bu kafa golü maçı açan goldü.

Seri penaltılarda kendi penaltısını kaçırıp büyük bir dram yaşasa da, John Terry'nin kaçan penaltısı ve van der Sar'ın kurtarışıyla kupa United'a geldi. Ronaldo'nun 120 dakika boyunca bitmek bilmeyen enerjisi, driplingleri ve hücum tehdidi o finalin en baskın rengiydi.

5. Gareth Bale — Real Madrid (2018, Kiev)

Bir oyuncunun oyuna sonradan girip bir finalin kaderini bu kadar radikal bir şekilde değiştirdiği başka bir örnek bulmak çok zordur.

Real Madrid ile Liverpool arasındaki Kiev finalinde skor 1-1'ken, 61. dakikada Isco'nun yerine oyuna dahil olan Gareth Bale, Şampiyonlar Ligi tarihinin en sansasyonel iki golüne imza attı.

Oyuna girdikten sadece 3 dakika sonra, Marcelo'nun ortasında ceza sahası içinde öyle bir rövaşata vurdu ki, top Loris Karius'un uzanamayacağı köşeye gitti.

Maçın sonlarında yaklaşık 30 metreden vurduğu sert şutla Karius'u hataya zorladı ve skoru 3-1 yaparak kupayı Real Madrid'in müzesine kilitledi.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi