Avrupa'nın NATO içinde geleceği yeniden tanımlanıyor

Avrupa’nın güvenlik mimarisi Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yeniden şekillenirken uzmanlara göre asıl tartışma, “NATO’dan ayrışma” değil, “NATO içinde daha güçlü Avrupa” ihtimali etrafında yoğunlaşıyor.

AA AA
Avrupa'nın NATO içinde geleceği yeniden tanımlanıyor
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, Avrupa’nın güvenlik mimarisinde yaşanan dönüşüme ilişkin değerlendirmelerini AA Analiz için kaleme aldı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle birlikte Avrupa güvenliği yeniden kıta merkezli bir tartışmanın odağına yerleşirken, “stratejik özerklik” ve “stratejik sorumluluk” kavramları Avrupa’nın geleceğini belirleyen iki ana eksen haline geldi.

AVRUPA GÜVENLİĞİNDE YENİ SORU: ÖZERKLİK Mİ, SORUMLULUK MU?

Uzmanlara göre Avrupa’nın karşı karşıya olduğu temel mesele, Rusya tehdidinden ziyade güvenlik bağımlılığı ile stratejik sorumluluk arasındaki dengesizlik olarak öne çıkıyor.

Bu çerçevede tartışma, Avrupa Birliği’nin NATO’dan bağımsız bir güvenlik yapısı kurup kuramayacağı değil; NATO içinde daha etkin ve yük paylaşımına dayalı bir Avrupa sütunu oluşturup oluşturamayacağına odaklanıyor.

STRATEJİK ÖZERKLİK KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ

“Stratejik özerklik” ilk kez 1998’de Saint-Malo Deklarasyonu ile gündeme gelirken, 2013 Avrupa Konseyi zirvesiyle birlikte AB terminolojisinde resmiyet kazandı.

2016 AB Küresel Stratejisi ve 2022’de kabul edilen Stratejik Pusula belgesi ise Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirme hedefini kurumsal hale getirdi.

Ancak kavram, çoğu zaman NATO’ya alternatif bir yapı arayışı olarak yorumlansa da uzmanlara göre esas amaç, Avrupa’nın kendi güvenlik karar alma ve uygulama kapasitesini artırması.

AVRUPA İÇİNDE FARKLI YAKLAŞIMLAR ÖNE ÇIKIYOR

Stratejik özerklik tartışmalarında Fransa öncü bir rol üstlenirken, Almanya daha temkinli ve NATO merkezli bir yaklaşım benimsiyor.

İtalya daha dengeli bir çizgi izlerken, Doğu Avrupa ülkeleri ABD güvenlik şemsiyesine güçlü şekilde bağlı kalmayı sürdürüyor. İspanya ise Avrupa savunmasının güçlendirilmesini desteklerken Washington ile bazı savunma harcamaları konusunda görüş ayrılıkları yaşıyor.

SAVUNMA KAPASİTESİNDE DİKKAT ÇEKEN ARTIŞ

Son yıllarda Avrupa ülkeleri savunma bütçelerini artırırken, ortak savunma projeleri ve sanayi iş birlikleri de hız kazandı.

Avrupa Savunma Fonu, Avrupa Barış Fonu ve SAFE programı gibi girişimler, kıtanın savunma kapasitesini kurumsal düzeyde güçlendirmeyi amaçlıyor.

Ancak bu gelişmelere rağmen Avrupa’nın kritik askeri yeteneklerde hâlâ ABD’ye bağımlı olduğu vurgulanıyor.

NATO’NUN GELECEĞİ: AVRUPA’NIN ROLÜ ARTIYOR

Uzman değerlendirmelerine göre Avrupa’nın yakın vadede NATO’nun yerini alacak bağımsız bir güvenlik mimarisi kurması beklenmiyor. Buna karşın NATO’nun giderek daha “Avrupalılaşan” bir yapıya evrildiği ifade ediliyor.

ABD’nin Avrupa’nın kendi çevresindeki güvenlik maliyetlerini daha fazla üstlenmesini talep etmesi, ittifak içinde yeni bir görev paylaşımı sürecini hızlandırıyor.

YENİ MODEL: TAMAMLAYICI GÜVENLİK YAPISI

NATO içindeki son düzenlemeler ve komuta yapısındaki değişiklikler, Avrupa’nın savunma sorumluluğunu artıran bir dönüşüm sürecine işaret ediyor.

Uzmanlara göre ortaya çıkan tablo, NATO ile Avrupa savunma girişimlerinin birbirini dışlayan değil, tamamlayan yapılar haline geldiğini gösteriyor.

Bu çerçevede Avrupa’nın daha güçlü bir savunma kapasitesi geliştirmesinin, NATO’nun caydırıcılığını da artıracağı değerlendiriliyor.

AVRUPA İÇİN GERÇEK HEDEF: SORUMLULUK PAYLAŞIMI

Analize göre Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’nde temel tartışma, Avrupa’nın ittifaktan ne kadar bağımsızlaşacağı değil, NATO içinde ne ölçüde daha fazla sorumluluk üstleneceği olacak.

Daha fazla savunma harcaması yapan, entegre üretim kapasitesini geliştiren ve kriz yönetiminde etkin rol alan bir Avrupa’nın, ABD üzerindeki yükü azaltacağı ve ittifakın sürdürülebilirliğini güçlendireceği ifade ediliyor.

TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU

Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğine ilişkin tartışmalarda, Türkiye’nin rolü de öne çıkıyor.

AB üyesi olmayan ancak güçlü askeri kapasiteye sahip bir aktör olarak Türkiye’nin, Avrupa güvenliğinde iş birliği potansiyeli taşıyan önemli bir ortak olduğu değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre Avrupa’nın gelecekteki güvenlik mimarisi yalnızca AB ve NATO ekseninde değil, daha geniş ve kapsayıcı bir çerçevede ele alınmak zorunda.

SONUÇ: STRATEJİK ÖZERKLİKTEN ÇOK SORUMLULUK

Genel değerlendirmeye göre Avrupa’nın geleceği, tam bağımsız bir savunma yapısından ziyade, NATO içinde daha fazla sorumluluk üstlenen ve kapasitesini artıran bir modelde şekilleniyor.

Bu çerçevede “stratejik özerklik” hedefi bir kopuş değil, ittifakın sürdürülebilirliğini güçlendiren bir dönüşüm olarak görülüyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)