Bazı insanlar yeni aldıkları şeyleri kullanmaya kıyamıyor

Kullanılmak için alınan eşyaların yıllarca dolapta kalması sanıldığından daha yaygın. Koruma isteğiyle başlayan bu alışkanlık, zamanla o eşyanın hiç kullanılmamasına yol açabiliyor.

Ayşe Sancak Ayşe Sancak
Bazı insanlar yeni aldıkları şeyleri kullanmaya kıyamıyor
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Dolaplarında yeni ayakkabılar dururken yıllardır kullandıkları eski ayakkabıları giymeye devam eden insanlar var. Yeni telefonunun jelatinini aylarca çıkarmayanlar, aldığı ajandaya ilk cümleyi yazamayanlar ya da satın aldığı bir ürünü uzun süre kutusunda bekletenler sanıldığından daha fazla.

Hatta kimi zaman ürünün kendisinden çok, ilk günkü hissinin kaybolacağı düşünülüyor. Bu nedenle günlük hayatta rahatlıkla kullanılabilecek birçok eşya bir çekmecede, kutuda ya da dolabın bir köşesinde beklemeye başlıyor. İlk bakışta bunun nedeni titizlik ya da dikkatli olmak gibi görünse de davranışın arkasında daha farklı nedenler bulunabiliyor.

YENİ OLAN ŞEYİN ESKİMESİ İSTENMEYEBİLİYOR

Yeni alınan bir ürün kullanılmaya başladığı anda değişmeye başlıyor. Çiziliyor, kirleniyor, yıpranıyor ve ilk günkü halinden uzaklaşıyor. Bu nedenle bazı insanlar yeni ayakkabı aldığı halde dışarı çıkarken yine eski ayakkabısını seçebiliyor.

Yeni telefonun jelatini aylarca çıkarılmayabiliyor ya da yeni alınan bir ürün uzun süre kutusundan çıkarılmadan saklanabiliyor. Sonunda ilginç bir durum ortaya çıkıyor: Kişi en çok koruduğu şeyi değil, en az koruduğu şeyi kullanmış oluyor. Yeni olan dolapta beklerken günlük hayatın yükünü yine eski olan taşıyor.

KORUNAN ŞEY HER ZAMAN EŞYANIN KENDİSİ OLMUYOR

Bazı eşyalar zamanla günlük kullanım nesnesi olmaktan çıkabiliyor. Uzun zamandır istenen bir saat, ilk maaşla alınan bir çanta ya da özel bir günde hediye edilen bir eşya, kişinin gözünde yalnızca bir ürün olarak kalmayabiliyor.

Bu yüzden bazı insanlar yıllar önce gelen bir hediyeyi kullanamıyor ya da ihtiyaç duymadığı halde saklamaya devam ediyor. Çünkü bazen korunmaya çalışılan şey eşyanın kendisi değil, onun temsil ettiği dönem oluyor. Eşya yerinde durdukça o dönem de kaybolmamış gibi hissedilebiliyor.

HİÇBİR GÜN YETERİNCE ÖZEL GELMEYEBİLİYOR

Bazı insanlar için bir şeyi kullanmak yalnızca ihtiyaç meselesi olmuyor. O eşya için daha güzel bir gün, daha uygun bir ortam ya da daha özel bir zaman beklenebiliyor.

Bu yüzden bazı evlerde yalnızca misafir geldiğinde çıkarılan yemek takımları, kullanılmayan havlular ya da yıllardır dolapta bekleyen kıyafetler bulunabiliyor.

Bu eşyalar genellikle eskidikleri için değil, kullanılacak kadar özel bir gün bulunamadığı için yerlerinde kalıyor. Ancak hayatın büyük bölümü zaten o beklenen sıradan günlerden oluşuyor.

EŞYALAR HİÇ KULLANILMADAN ESKİYEBİLİYOR

Bu alışkanlığın en dikkat çekici tarafı ise yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Bazı insanlar yıllarca sakladıkları bir ürünü yeniden bulduklarında onu neden hiç kullanmadıklarını hatırlayamıyor. Satın aldıkları günkü heyecanı hatırlıyorlar ama onu kullanacakları günü hatırlamıyorlar. Çünkü o gün hiç gelmemiş oluyor. Bazı ürünler kullanılmadıkları için değil, kullanılacak kadar doğru bir gün bulunamadığı için eskiyebiliyor.

Çünkü bazı insanlar eşyalarını kullanmak için doğru zamanı beklerken, zamanın kendisinin geçtiğini fark etmeyebiliyor. Yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında ise çoğu zaman eskittikleri şeyleri değil, hiç kullanamadıkları şeyleri hatırlıyorlar. Bazen dolapta bekleyen yalnızca bir eşya olmuyor; onun için ayrılmış ama hiç yaşanmamış bir gün de bekliyor.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi