Dünya genelindeki en büyük askeri güç olarak bilinen ABD 21'inci yüzyılda 10 farklı ülkeye saldırı düzenlerken bu yıllarda görev alan başkanlar arasında en fazla saldırıyı mevcut başkan Donald Trump gerçekleştirdi.
ABD, İsrail ile birlikte nükleer müzakerelerin ortasında İran'a yönelik bir saldırı başlattı.
Saldırılar sonracı İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney hayatını kaybederken toplam 787 İranlının öldüğü duyuruldu.
Bu saldırının ardından, ABD'nin 21'inci yüzyılda diğer ülkelerin egemenliklerini ihlal ederek yaptığı saldırılar bir kez daha gündeme geldi.
10 FARKLI ÜLKEYE SALDIRDILAR
ABD, bulunduğumuz yüzyılda 10 farklı ülkeye saldırı düzenledi.
Bu ülkelerin büyük çoğunluğu Orta Doğu'da bulunurken en fazla saldırı ABD Başkanı Trump'ın yönetiminde gerçekleştirdi.
Başkan Trump'ı, 7 ülkeye yaptığı saldırı ile Barack Obama takip etti.

CUMHURİYETÇİLERİN TABUSU: BUSH DÖNEMİ
George W. Bush dönemiyle başlayan ve 11 Eylül saldırılarının bir sonucu olarak şekillenen "önleyici vuruş" doktrini, Afganistan ve Irak’ın işgaliyle modern tarihin en büyük askeri sevkiyatlarından birine sahne oldu.
Afganistan’da Taliban yönetimini devirmek ve El-Kaide’yi tasfiye etmek amacıyla başlatılan operasyonlar, bölgede 20 yıl sürecek bir istikrarsızlığın fitilini ateşlerken; 2003 yılında "kitle imha silahları" gerekçesiyle girilen Irak, Orta Doğu’nun tüm dengelerini altüst etti.
Bu süreçte Pakistan, Somali ve Yemen gibi ülkeler de "terör odaklarını imha" gerekçesiyle Washington’ın operasyon sahasına dahil edildi.

PAKİSTAN: DRONE SAVAŞININ GÖLGESİNDE
Afganistan savaşıyla bağlantılı olarak Pakistan’ın özellikle kuzeybatı bölgeleri, ABD’nin insansız hava aracı saldırılarının odağı haline geldi. Bush döneminde başlayan drone operasyonları, Obama döneminde yoğunlaştı ve Trump döneminde de devam etti.
ABD bu saldırıları, El Kaide ve Taliban bağlantılı unsurları hedef alma gerekçesiyle savundu. Ancak sivil kayıplar ve Pakistan’ın egemenlik hakları üzerindeki tartışmalar, bu operasyonları uluslararası hukuk ve insan hakları açısından en çok eleştirilen uygulamalardan biri yaptı.

OBAMA'NIN KURBANI LİBYA OLDU
Barack Obama’nın göreve gelişiyle birlikte, ABD dış politikasında "post-bot" (post-boots) dönemi olarak adlandırılan, karadaki asker sayısını azaltıp hava gücü ve teknolojik üstünlüğe odaklanan yeni bir evreye geçildi.
Obama yönetimi, 2011 yılında Libya’daki iç karışıklıklara NATO müdahalesiyle dahil olarak Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinde kritik rol oynadı.
Ancak bu hamle, Libya’nın yıllarca sürecek bir otorite boşluğuna ve iç savaşa sürüklenmesiyle sonuçlandı.

DEAŞ BAHANESİ İLE SURİYE'Yİ DÜMDÜZ ETTİLER
Aynı dönemde Suriye’de yükselen DEAŞ tehdidi, ABD’nin bu ülkede hem hava operasyonları düzenlemesine hem de yerel unsurlar üzerinden sahada aktif rol almasına neden oldu.
Obama döneminin en belirgin askeri mirası ise Pakistan ve Yemen gibi coğrafyalarda yoğunlaşan ve sivil kayıplar nedeniyle uluslararası kamuoyunda sertçe eleştirilen insansız hava aracı (İHA) saldırılarındaki devasa artış oldu.

YEMEN: TERÖRLE MÜCADELEDEN BÖLGESEL GERİLİME
Yemen, ABD’nin hem El Kaide’nin Arap Yarımadası koluna karşı operasyonlar yürüttüğü hem de son yıllarda Kızıldeniz’deki güvenlik krizleri nedeniyle yeniden gündeme gelen bir cephe oldu.
Obama döneminde yoğunlaşan drone saldırıları, Trump döneminde de sürdü.

BİDEN DEVAM ETTİRDİ
Biden döneminde ise Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıları sonrası ABD ve müttefikleri Yemen’de hava operasyonları düzenledi.
ABD bu saldırıları deniz ticaretinin güvenliği ve caydırıcılık gerekçesiyle savundu.
Ancak Yemen’deki iç savaşın zaten ağır olan insani tablosu, dış müdahalelerin etkisini daha da tartışmalı hale getirdi.

SOMALİ: DÜŞÜK GÖRÜNÜRLÜKLÜ TERÖRLE MÜCADELE
Somali’de ABD müdahalesi, geniş çaplı işgalden ziyade hava saldırıları ve özel operasyonlarla şekillendi. El Şebab’a karşı yürütülen operasyonlar Bush döneminde başladı, Obama döneminde arttı, Trump döneminde zirve yaptı ve Biden döneminde yeniden düzenlendi.
Washington yönetimi operasyonları Somali hükümetine destek ve terörle mücadele kapsamında değerlendirdi.
Ancak ülkedeki kırılgan devlet yapısı ve süregelen iç çatışma ortamı, askeri müdahalelerin kalıcı istikrar sağlayıp sağlamadığı sorusunu gündemde tutuyor.

TRUMP'IN İRAN'A İLK SALDIRISI BU DEĞİL
Trump döneminde 3 Ocak 2020’de İranlı General Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta düzenlenen drone saldırısıyla öldürülmesi, ABD-İran gerilimini zirveye taşıdı. Washington bu adımı “caydırıcılık ve önleyici savunma” gerekçesiyle açıkladı. Tahran ise misilleme tehdidinde bulundu ve bölge kısa süreli bir tırmanma yaşadı.
Sonraki yıllarda İran dosyası, nükleer program ve bölgesel vekil güçler üzerinden gerilim başlığı olmaya devam etti. Doğrudan savaş yaşanmasa da karşılıklı misilleme riski sık sık gündeme geldi.

NİJERYA'YA SALDIRAN DA TRUMP
ABD Afrika Komutanlığı, 2025’in son günlerinde Nijerya’da IŞİD bağlantılı hedeflere yönelik hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.
Operasyonun Nijeryalı makamlarla koordineli yürütüldüğü açıklandı.
Bu adım, ABD’nin Sahel ve Batı Afrika hattındaki terörle mücadele stratejisinin yeni bir boyutu olarak değerlendirildi.

VENEZUELA'NUN PETROLÜNE GÖZ DİKTİLER
Venezuela dosyası, doğrudan geniş çaplı askeri işgalden ziyade siyasi kriz ve müdahale tartışmalarıyla gündeme geldi.
Trump döneminde muhalefete açık destek verilmesi ve başarısız paramiliter girişim iddiaları dikkat çekti.
2025 yılı itibariyle ise beklenen askeri müdahale en sonunda gerçekleşti.
Başkent Caracas'a hava saldırıları gerçekleştiren ABD, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi eşi Cilia Flores kaçırdı.
