- Hindistan Yüksek Mahkemesi, 2020'deki şiddet olaylarıyla suçlanan iki Müslüman aktivistin kefaletle serbest bırakılma talebini reddetti.
- Mahkeme, aktivistlerin komploda merkezi rol oynadıklarını ve yargılamadaki gecikmenin serbest bırakılma için yeterli bir sebep olmadığını belirtti.
- Aktivistlerin tutukluluğu uluslararası insan hakları kuruluşları ve ABD Temsilciler Meclisi üyeleri tarafından eleştiriliyor.
Hindistan'da yaşanan gelişme, hukukun üstünlüğünü sorgulattı.
Mahkeme, tartışmalı vatandaşlık yasasının yürürlüğe girmesinin ardından 2020'de Yeni Delhi'de patlak veren toplumsal şiddeti kışkırtmak için komplo kurmakla suçlanan öğrenci aktivistler Omar Khalid ve Sharjeel Imam'ın, aynı davada yargılanan ve kefaletle salıverilen diğer 5 sanıktan farklı olarak "komploda merkezi rol" oynadıklarını savundu.
KEFALET TALEPLERİ REDDEDİLDİ
Yargılamadaki gecikmenin kefaletle serbest bırakılma için tek başına yeterli gerekçe olmadığını belirten mahkeme, yaklaşık 5 yıldır yargılanmadan gözaltında tutulan iki aktivistin kefaletle salıverilmesi talebini reddetti.

ABD'DEN TEPKİ GÖSTERENLER OLDU
Öte yandan, ABD'de bazı Temsilciler Meclisi üyeleri, aktivistlerin uzun süren yargılama öncesi tutukluluğuna ilişkin endişelerini dile getiren mektubu Hindistan'ın Washington Büyükelçiliğine iletti.
Uluslararası insan hakları kuruluşları da bu tutuklulukların hukuki güvenceleri ihlal ettiği gerekçesiyle iki aktivistin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

VATANDAŞLIK YASASI VE MÜSLÜMAN GÖÇMENLER
Hindistan'da komşu ülkelerden gelen 6 dini gruba vatandaşlık yolunu açan ve aynı konumdaki Müslüman göçmenleri dışarıda bırakan "vatandaşlık yasasında değişiklik öngören tasarı" 2019'da kanunlaşmıştı.
Bu yasaya karşı aylar süren protestoların ardından, Şubat 2020'de Yeni Delhi'nin bazı bölgelerinde şiddet olayları başlamış, çoğunluğu Müslüman 53 kişi yaşamını yitirmişti.
Khalid ve Imam'ın da aralarında bulunduğu bazı aktivistler, şiddeti kışkırtmakla suçlanmıştı.