- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Altay Tankları Teslimat Töreni'nde, Türk savunma sanayii için büyük bir gurur yaşadıklarını belirtti.
- Her ay 8 Altay ve 10 Altuğ tankı üretileceğini müjdeleyen Erdoğan, bu hedefler doğrultusunda kimseye bağlı olmak istemediklerini vurguladı.
- BMC Ankara Tank Üretim Tesisi'nde 1500 personelin çalışacağı 840 bin metrekarelik bir alan kullanılacak.
Türkiye'nin savunma sanayiinde gurur günü...
ALTAY Tankı bugün, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girdi.
Kahramankazan'da BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisi Açılışı ve İlk Yeni Altay Tankları Teslimat Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, diğer savunma ürünlerinde olduğu gibi ALTAY Tankı'nda da hedeflerinin kritik malzemede kimseye bağlı olmamak olduğunu dile getirdi.
Altay'ın her ay 8, Altuğ'un ise her ay 10 adet üretileceğinin de altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 840 bin metrekarelik tesiste 1500 bin personelin görev yapacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı şöyle devam etti;
"YERLİ VE MİLLİ ARAÇLARIMIZI ENVANTERİMİZE KATIYORUZ"
Savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru ilerliyoruz. Yerli ve milli araçlarımızı envanterimize katıyoruz. Bundan 2 iki ay önce sistemler sistemi Çelik Kubbe'yi kahraman ordumuza kazandırdık. 1,5 milyar dolarlık ASELSAN üretim tesisinin temelini atmıştık.

"HER AY 8 ALTAY, 10 ALTUĞ ÜRETİLECEK"
840 bin metrekarelik alana yayılan bu devasa tesiste 1500 personelimiz görev yapacak. Kapsamlı bir teknoloji üssü savunma ekosistemimize entegre olacak. Bu tesiste her ay 8 Altay, 10 adet Altuğ üretilecek.
Hedefimiz kritik malzemelerde kimseye bağlı olmamaktır. Ambargolara rağmen nasıl bu seviyeye geldiysek, bundan sonrada çalışmalarımıza devam edeceğiz.
"YENİ BİR JEOPOLİTİK DENKLEM KURULUYOR"
Önümüze çıkan bizi sadece yavaşlatır, belki biraz geciktirir ama menzile ulaşmamıza asla mani olamaz.
Ya bir yol bulur ya bir yol açar hedeflediğimiz yere ulaşırız. Bu modern tesisin hedeflerimize bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum. Yeni araçlar, yeni imkanlar, yeni kabiliyetler küresel mücadelenin alanını genişletiyor.
Gümrük vergilerinin teknolojik gelişmeleri etkilediği hassas bir dönemin içindeyiz. Yeni bir jeopolitik bir denklem kuruluyor. Uluslararası sistem artık hem kabuk hem sistem değiştiriyor.
