Depremde 115 kişiye mezar olan sitenin müteahhidi tahliye edildi
115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi'nin depremden sonra teknesiyle yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan müteahhidi tahliye olurken enkaz altında ailesini kaybeden gazeteci Sait Bilgin, mahkeme kararına isyan ederek Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrıda bulundu.
Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden birini 2023 yılında yaşadı.
Merkez üssü Kahramanmaraş olan büyük depremlerden 11 il etkilenirken, Kahramanmaraş ve Hatay adeta yerle bir oldu.
Bir yandan depremin yaraları sarılırken bir yandan da yıkılan binlerce binanın inşasından sorumlular, hakim karşısına çıkıyor.
Yüzlerce kişiye mezar olan apartmanlarda ihmal sahiplerinin yargı süreçleri devam ederken bazı davalarda yakınlarını kaybedenleri sarsan kararlar alındı.
Onlardan biri de Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde yıkılan Penta Park Sitesi davası.
115 KİŞİYE MEZAR OLDU
Sitenin 1 ve 3. bloklarının 6 Şubat depremlerinde yıkılması sonucu 115 kişi hayatını kaybetti.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, binanın yapım sürecinde yer alan Özcan Çakmak, Mesut Başkır ve Metin Başkır hakkında, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.
Öte yandan, binanın inşa edildiği dönemde Kahramanmaraş Belediyesi'nde görev yapan 13 kişi ile yıkılan blokların altında bulunan iş yerlerinde tadilat yapan 7 kişi hakkında da aynı suçtan dava açıldı, ardından üç dosya birleştirildi.

TEKNEYLE KAÇMAYA ÇALIŞIRKEN YAKALANAN MÜTEAHHİT HAKİM KARŞISINDA
Depremden sonra yelkenli teknesi ile yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan Mesut Başkır ve İstanbul'da yakalanarak tutuklanan Özcan Çakmak hakim karşısına çıktı.

MÜTEAHHİTLER HAKKINDA TAHLİYE KARARI
Kahramanmaraş'ta görülen duruşmada, tutuklu bulunan müteahhitler Mesut Başkır ve Özcan Çakmak'ın tahliyesine karar verildi.

DEPREMZEDELER KARARA İSYAN ETTİ
Mahkemenin bu kararına, yıkılan 2 blokta ailelerini kurban verenler adeta isyan etti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek ve tüm yetkililere çağrıda bulunan depremzedeler, bu karardan dönülmesini istedi.
Onlardan biri de enkazda ailesini kaybeden gazeteci Sait Bilgin.

"BEN MÜTEAHHİT DEĞİLİM DEDİ TAHLİYE EDİLDİ"
Mahkeme kararından sonra X hesabından bir paylaşımda bulunan Bilgin, şu ifadeleri kullandı:
"Ailemi kaybettiğim apartmanın davasında 20 yıldır orada müteahhidim diyerek yaşayan adam, davada ben müteahhit değilim diyor. Bankalar kusurlu, bize suç yükleniyor diyor ve tahliye ediliyor.
"BETON VİNÇLE KALDIRIRKEN DÖKÜLÜYORDU"
O enkazda bizzat çalıştım ben. Oradaki tüm mühendisler ve ustalar betonun berbat olduğuna şahit. Vinçle kaldırırken dökülüyordu betonlar. Bu kusur bile tek başına yeterken nasıl bir Ali Cengiz oyunu? Dava sabahı dosyaya eklenen yeni bilirkişi raporu ile tahliye oldu Özcan Çakmak?

ADALET BAKANI GÜRLEK'E ÇAĞRI
Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu istismarlara fırsat vermeyeceğinize ve bu yanlıştan dönüleceğine inancımız tam. Sessiz sedasız serbest kalmasın onlarca canın katilleri ve seneler sonra açılmasın bu davalar da tekrar.
Penta Park ve Ezgi Apartmanı davaları, Kahramanmaraş depreminde sembol davalardır. Şehrin en bilinen ve en sağlamları diye satılan bu projeler yüzlerce cana mezar oldu. Ne bu davalar oldubittiye gelemeyecek kadar önemsiz, ne de yiten canların yakınları adaletsizliğe sessiz kalacak insanlar. Adaletin tesisini ve raporlarda hatalar varsa raporları hazırlayanların da ayrıca görevi istismardan yargılanmasını talep ediyoruz."
BAKAN GÜRLEK'E AÇIK MEKTUP
Daha sonra Bakan Akın Gürlek'e açık mektup yazan Bilgin şunları kaydetti:
"Sayın Adalet Bakanım, size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum.
Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır.
Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur.
"GÜVENLİK KAMERASINDA BU GÖRÜNTÜLER MEVCUTTU"
Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu.
Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
"BU ÜLKENİN GELECEĞİ OLAN KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARIMIZ CENNET KUŞU OLDU"
Sayın Bakanım, Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda.
Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu.
Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir.
"GÖNÜLERİMİZE MERHEM OLACAK TEK ŞEY, ADALETİN TESİS EDİLMESİDİR"
Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır.
Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir. Saygılarımla arz ederim."