Devlet Bahçeli: Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hakim olmalıdır

Devlet Bahçeli: Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hakim olmalıdır

MHP Lideri Devlet Bahçeli, il ve ilçe başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada Orta Doğu'da bir an önce barışın sağlanması gerektiğini söyledi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, il ve ilçe başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programına katıldı. 

Bahçeli burada, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırısına değinirken Terörsüz Türkiye süreci hakkında da konuştu.

İşte Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkan satırbaşları:

"ÜLKÜDAŞLIK HUKUKUMUZUN PEKİŞMESİNE DAHA DA İVME VERECEKTİR"

Mukaddesatımızın mübarek bir zaman aralığında, Ramazan-ı Şerifin bu muazzez akşamında, kurulan mütevazı iftar sofralarının etrafında sizlerle buluşmaktan, sizlerle aynı havayı solumaktan çok bahtiyarım.

Sözlerimin başında hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyor, her birinize ayrı ayrı hoş geldiniz diyorum.İl ve ilçe başkanlarımızın tam kadro halinde katıldığı bugünkü iftar programımız, aynı zamanda gönüllerin birleşmesine, aynı zamanda ülkülerin kenetlenmesine, aynı zamanda ülküdaşlık hukukumuzun pekişmesine daha da ivme verecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin teşkilat yapısı hamd olsun çelik gibi sağlamdır.Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset ve fikir anlayışı hamd olsun sağlıklı, sağgörülü, sağduyuludur.

İl ve ilçe teşkilatlarımızın kendi yörelerindeki siyasi faaliyet ve çalışmaları ise ziyadesiyle takdire şayandır.Önce ülkem ve milletim diyen bir fedakârlık timsaliyiz.“Devlet ve milletiyle, hep birlikte ve her şeyden önce Türkiye” seslenişinin inanmış temsilcileriyiz.Aklımızda hep Türk milleti, her zaman Türkiye Cumhuriyeti vardır.

"BU KUTLU HAREKETİ ENGELLEYEMEZSİNİZ"

Kafamız toplumsal sorunlarla mayalanmaktadır.Ülkemizin her yerinde üç hilal huzur vadetmektedir.Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı yalnızca Türkiye’nin değil, Türk dünyasının, İslam aleminin ve tüm mazlumların umudu haline gelmiş durumdadır.Yükümüz ağır olabilir.Yolumuz uzun ve çetin de görülebilir.Ancak sahip olduğumuz akıl, sabır, iman ve irade gücüyle hiçbir zorluğa, hiçbir yokluğa, hiçbir ayak oyununa boyun eğmeyeceğimiz de herkesçe bilinmelidir.

Kaldı ki bunun yaşayan tanık ve kefilleri sizlersiniz.Kıt imkanları zengin bir mücadele azmine dönüştüren dava insanları olarak alayınızla gurur duyuyorum.Hayatın olağan akışı içinde pek çok sorunla karşılaşmanıza rağmen üç hilalin itibar ve iffetini yere düşürmeyen gönül insanları olarak hepinizle iftihar ediyorum.

Milliyetçi Ülkücü Hareketi engellemek için her çirkefliğe, her çirkinliğe tevessül edenleri elinizin tersiyle itip, hayır, bu kutlu hareketi engelleyemezseniz, bu tarihi kervanı durdurmazsınız diyerek haklı davanıza leke düşürmediğinizden dolayı her birinizi gönülden kutluyorum.Bizler tek yumruk olursak karşımızda kimse tutunamaz.

Bizler ortak akıl, ortak ağız, ortak vicdan halinde duruş gösterirsek sağımıza solumuza, yanımıza yöremize kimse yanaşamaz.Fitne oklarını varoluşumuzun hisarlarına yağmur gibi fırlatanlar ne kadar yaygın ve yoğun olursa olsun ferden ferda biriken saflarımızı bozmadıktan sonra hiçbir işe yaramaz, hiç kimse de sonuç alamaz.

"SÜPER GÜÇ TÜRKİYE'YE MUTLAKA ULAŞACAĞIZ"

Teşkilat demek; gören göz, duyan kulak, konuşan dil, çarpan kalp, dönen çark, ortak kader ve karar mizanında her gün yeniden güncellenen ve gücüne güç katan dinamik bütünlük demektir.Teşkilat demek; bir bedenin canlılığını koruması için kan taşıyan sayısız damar neyse; mesajlarımızı, özlemlerimizi, ülkülerimizi vatanımızın her yerine ulaştıran müteyakkız şuur demektir.İşte bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57 yıllık şanlı ve şerefli mazisinin en mümeyyiz vasfı elbette güçlü teşkilat bünyesidir ve bu bünyeye ruh aşılayan muhterem dava ve gönül insanlarımızın fazilet, feragat, feraset ve emsalsiz özverileridir.İnsansız siyaset olmaz.

Siyaset insansız yapılamaz.Nitekim siyasetimizin öznesi de her zaman insanla ihata edilmiştir.İnsan-insan, insan-toplum, insan-devlet ilişkilerini doğru okumalıyız.İnsandan yola çıkarak toplum ve millet bağlarını isabetle yorumlamalı, buna müzahir siyaset oluşturmalıyız.Şu gerçeği gönül huzuruyla paylaşmak isterim ki, tam 57 yıldır yaptığımız, yapmayı amaçladığımız da aynısıyla budur. Dik baş, tok karın, mutlu yarın derken kast ettiğimizle; Türkiye’nin tok esirler, aç hürler ülkesi olmayacağına dönük hedefimizin kesiştiği nokta insani değer ve emanetlerdir.

Huzurlu insan, huzurlu insanlık arayışımız hiç bitmeyecektir.Güvenli toplum, müreffeh millet, güçlü devlet gayemiz hiç zaaf geçirmeyecektir. Buna bağlı olarak 2053’de, yani İstanbul’un fethinin 600’uncu yıldönümünde süper güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız.Türk ve Türkiye Yüzyılı, refah ve bereket yüzyılı olacaktır.Türk ve Türkiye Yüzyılı, barış ve kardeşlik yüzyılı olacaktır.Türk ve Türkiye Yüzyılı, kabuğunu kıran, kamburlarını atan, dar kalıplarını yaran, karanlık kampanyaları yıkan, kadife eldiveniyle dosta güven, düşmana korku salan büyük Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır.

"İRAN'IN ABLUKA ALTINA ALINMASI EKONOMİK VE POLİTİK HEDEFLERLE İLİŞKİLİ"

Değerli Arkadaşlarım,“Terörsüz Türkiye” hedefimiz zamanın ve çağın ibresini milletimiz lehine çevirecek güçlü bir hamledir. Bu hedef kalıcı barış ve huzurun müjdesidir. Bu hedef bin yıllık kardeşliğimizin hayat pınarıdır. Bu hedef karışan ve kaynayan, aynı şekilde artan risk ve tehditlerle kanayan ve karmaşıklaşan bölgesel ve küresel anafora karşı milletimizin kendi azim ve iradesiyle hamle üstünlüğü kazanmasıdır.Pakistan ile Afganistan savaştadır.Rusya ile Ukrayna savaştadır.

ABD-İsrail ortaklığı İran’la savaş halindedir.Enerji dengeleri, ticaret rotaları, ekonomik sistemler, stratejik ittifaklar, siyasi ve diplomatik ağlar bambaşka ve tehlikeli bir noktadadır.Geçtiğimiz ay yapılan Münih Güvenlik Toplantısı’nın sonuç raporunda; yaklaşık 80 yıl sonra ABD liderliğindeki 1945 sonrası uluslararası düzenin yıkıma uğradığı, ABD düzenin yine doğrudan ABD tarafından tahrip edildiği ifade edilmişti.

Mevcut uluslararası kurum ve kuralların yıkım altında olduğu da belgelenmişti.Yıkılanın ne olduğu bilinse de, bunun yerine ne konulacağı, kimlerin koyacağı belirsizdir.Afganistan-Pakistan arasındaki silahlı çatışmanın geri planında hakimiyet mücadeleleri vardır.İran’ın Siyonist-emperyalist şiddet tarafından abluka altına alınması da stratejik, ekonomik ve politik hedeflerle ilişkilidir.

"BÖLGEMİZDE BARIŞ DİLİ HAKİM OLMALIDIR"

Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş coğrafyalar artık her ihtimale açık haldedir.İran’ın farklı kentlerine isabet eden füzeler sonucunda, bu ülkenin yüksek misilleme yapmasıyla Katar’dan Kuveyt’e, Bahreyn’den Suudi Arabistan’a, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ürdün’e, Güney Kıbrıs’tan Umman’a kadar ABD üslerinin bulunduğu ülkeler havadan vurulmuştur.Savaş çok vahim derecede tırmanmaktadır.Komşu coğrafyaların gökyüzü füze ve insansız hava araçlarının karşılıklı uçuşlarına ve müteakiben de tespit edilmiş nokta hedeflere ulaşmasına sahne olmaktadır.

Mezkur çatışmaların kontrolden çıkması, yaygınlık kazanması, hatta küreselleşmesi kaygı duyulan bir ihtimal haline gelmiştir.Bu haksız ve hukuksuz savaşı başlatan bellidir.İsrail’in tahrikleriyle, diplomatik namusun göz ardı edilmesiyle, süregelen müzakerelerin tek taraflı askıya alınmasıyla komşu coğrafyalar silah ve çatışmaların tasallutu altına girmiştir.Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hakim olmalıdır.Silahlar mutlaka susmalı ve ateşkes ilan edilmelidir.

Şayet ABD-İsrail ile İran arasındaki karşılıklı hava saldırıları durmazsa, muhtemel kara harekatının neden olacağı kıvılcım 3.Dünya Savaşı’nın taşlarını birer birer döşeyecektir.Bu felakettir.Bu dehşet dengesi son bulmalıdır.Yanlıştan dönmek bir erdemdir.Uluslararası hukukun şemsiyesi altında biraz canlılık emaresi gösteren Birleşmiş Milletler derhal devreye girmelidir.Çatışmaların Rusya Federasyonu’na, Çin Halk Cumhuriyeti’ne, Avrupa ülkelerine çok boyutlu tesir etmesi halinde cehennemin kapıları beşeriyetin önüne açılacaktır.

"KARDEŞ İRAN HALKININ HER ZAMAN YANINDAYIZ"

ABD Başkanı Trump, Kongre’den yetki almadan Venezuela’dan sonra başlattığı İran operasyonunun bedelini çok yönlü ödeme tehlikesiyle karşı karşıyadır.Amerikan Anayasası’nın I.Madde 8.Bölümü kapsamında; savaş ilan etme, ordu kurma ve destekleme, donanma sağlama ve sürdürme, askeri harcamaları finanse etme ve düzenleme yetkisi sadece ve sadece Kongre’ye aittir.

Kongre’den böylesi bir karar çıkmadığına göre, ABD’yi yöneten karanlık üst akıl kim veya kimlerdir?Siyonist lobi, dahası cani Netenyahu ABD yönetimini kafa kola nasıl alabilmiştir?Baştan ayağa çelişkiyle bezenmiş bu rezalet tablo evlatlarını haksız ve hukuksuz bir savaşta kaybeden ABD halkına saygısızlık değil midir?ABD halkı bu savaştan ne kazanacaktır?Ne çıkarı olacaktır?

Uzayan bir savaşta çok sayıda ölüm olması halinde bunun altından kim veya kimler nasıl kalkacaktır? 25 yıl boyunca devam eden Vietnam kabusu ne çabuk unutulmuştur?Doğrudur, kurallara dayalı uluslararası düzen yıkım altındadır.Fakat bu yıkım bununla sınırlı kalmayacak, pek çok çatıyı da uçuracaktır.Türkiye olarak dost, kardeş ve komşu ülke İran halkının her zaman yanındayız.Barışı savunuyoruz, huzuru savunuyoruz, diplomatik görüşmeleri savunuyoruz.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TÜRK MİLLETİNİN YENİ YÜZYILA AÇILAN HURUZ SANCAĞIDIR"

İstihbarat operasyonlarıyla hazırlanan bu suikastların ahlaka, hukuka, insan haklarına temelden karşı olduğunu değerlendiriyoruz.Çevremizde bunlar olup bitiyorken, bizim içimizde barışmamız, eğer varsa kırgınlıkları gidermemiz, milli birliği tahkim ve takviye etmemiz binlerce yıllık devlet ve millet aklının muazzam bir iradesidir.

Şucular bucular rahatsızmış, onlar bunlar hoplayıp zıplıyormuş, hepsi fason iddia, hepsi fosilleşmiş söylemdir.Terörsüz Türkiye, Türk milletinin yeni yüzyıla açılan huzur sancağıdır. Bu sancak düşmeyecek, Türkiye bölünmeyecek, şu mübarek günlerin mehabet ve muhabbet iklimi Allah’ın izniyle kökleşip kalıcı nitelik kazanacaktır.Gündüz vaktinin korkak gecelere, nezih ve serazat bir kalbin zalim bedenlere acıdığını en iyi bilen, en iyi gören Milliyetçi-Ülkücü Hareket’tir.

Toprağına merhamet tohumu serpilmeyen ülkeler, nice fatihlerin matemi ve mezarı olmuştur.Gönüller arasında karanlık uçurumlar açan anlayışsızlık, katılık, kötülük, sevgi kıtlığı ve bunlardan mülhem insani felaketler merhamet cevherinden mahrumiyetin çok soğuk esintisidir.Bu esintiye yüreğimizin sıcaklığıyla direniyoruz.İftira salgınına inancımızın şifasıyla karşılık veriyoruz.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi