Özlem Vural Gürzel: CHP'li meclis üyeleri 'Beykoz'daki pasta büyük hepimize yeter' dedi

Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, yerel seçim öncesinde bazı CHP'li meclis üyesi adaylarının "Arkadaşlar Beykoz çok büyük, bu pasta hepimize yeter" diyerek yolsuzluk hesapları yaptığını söyledi.

  • Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, bazı CHP'li meclis üyesi adaylarının 'Beykoz'daki pasta büyük, hepimize yeter' diyerek yolsuzluk yapmayı planladıklarını iddia etti.
  • Gürzel, bu tür yaklaşım ve tekliflerin AK Parti'ye geçişini hızlandırdığını belirtti.
  • CHP mitinginde yuhalandığını söyleyen Gürzel, yolsuzluğa bulaşmadığı için onurunun kırıldığını ifade etti.

ÖZLEM VURAL GÜRZEL'İN GÜNDEMİ YORUMLADIĞI BÖLÜMÜN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Ensonhaber YouTube kanalı, yaptığı programlar ile gündemi belirlemeye devam ediyor.

Siyaset arenasından önemli konukları izleyici ile buluşturan kanal, bir kez daha çok önemli bir konuğu ağırladı. 

Beykoz Belediye Başkanı Özlem Gürzel, Ensonhaber Yayın Koordinatörü Çağlar Cilara'nın sorularını yanıtladı. 

AK Parti'ye geçiş sürecini anlatan Vural, karar alma sürecine de değinerek şunları kaydetti:

"AK PARTİLİ ARKADAŞLARDAN TEKLİFLER ALIYORDUM"

"Tabii şimdi önümde iki seçenek var. Ki ben bu teklifi aslında birkaç aydır hep duyuyordum. Dışarıda bana söyleniyordu, teklif olarak geliyordu. Bak çok daha rahat edersin, çünkü aslında herkes her şeyin ne olduğunu çok iyi biliyor. Sadece susuyor, konuşmuyor ve izliyor. Ve izliyorlar, benim sıkıştığımı artık görüyorlar bir meclisten.

Kendi ek bütçemi geçiremedim, personel maaşı için istediğim bir ek bütçeyi. Bunu yine CHP'li meclis üyeleri yüzünden geçiremedim. Baktılar ki artık burada çalışılabilir bir durum yok. Öyle bir ortam kalmadı, çalışamıyoruz. Ya ben istifa edip evime dönecektim, vekillikten istifa edip, 'Ya ne haliniz varsa görün, ne yapıyorsanız yapın' diye. Ya da ben bu yola baş koydum, Beykoz için hizmet edeceğim, geldiğim bu makamı da hizmet üreten bir makam haline dönüştüreceğimin ikilemdeydim.

Bu arada da tabii AK Partili meclis üyesi arkadaşlardan, AK Partili başka yöneticilerden hep 'Yapamazsın, artık burada olabilecek durumda değilsin, bak gel bizim tarafa, daha rahat edersin' gibi teklifler alıyordum aslında. Böyle gülüp geçiyorduk."

"CHP'Lİ BİR MECLİS ÜYESİ 'BEYKOZ BÜYÜK PASTA HEPİMİZE YETER' DEDİ"

Çağlar Cilara'nın belediyedeki yolsuzluk iddialarına ilişkin sorduğu soruya da yanıt veren Vural, şu ifadelere yer verdi:

"Şimdi bunları duymuştum. Bir toplantıda, o zaman daha seçim öncesi, hani yerel seçim öncesi bir toplantıda bir meclis üyesi adayının, hem de çok üst sıralarda yer bulmuş listede kendine, bir meclis üyesi adayının çıkıp da şöyle ellerini kaldırıp; 'Arkadaşlar Beykoz çok büyük, bu pasta hepimize yeter' dediğini duydum.

Açık açık. Yani kendince orada bizi motive ediyor çalışmaya. Ya burada dedim ki ne oluyor? Burada bir sıkıntı var. Biz pasta yemeye gelmiyoruz burada. Biz hizmet etmeye geliyoruz. Yani belediye işi, meclis üyeliği tamamen vatandaşla belediye arasında köprü olacaksınız, hizmet getireceksiniz, dert çözeceksiniz, problem çözeceksiniz... Bunun için yani yapılabilen her şeyi vatandaşa hizmet olarak götürmek için geldiğiniz ve tercih ettiğiniz bir makam olmalı. Böyle pasta yenecek bir yer değil, olmamalı yani.

Gözünüz pastada olmamalı bir kere. Ve bu en üst sıralardan listede kendine yer bulan ve şu anda Büyükşehir'de meclis üyesi kendisi. Tabii ben bunun sinyallerini aldım, aldım ama yine de diyorum ki; yok o kadar değildir, sonuçta düzeltilir. Öyle değil yani bastırılır. Bu duygular parti tarafından bastırılır. Herkese 'Ne diyorsun sen?' der. Tabii bu izin vermez böyle bir şeye. 'Hayır böyle şeylere girilmez' denir. Bu kadar rahatlık olmamalı, olmazdı diye düşünüyordum ama varmış. Varmış."

"YOLSUZLUĞA BULAŞMADIĞIM İÇİN YUHALANDIM"

CHP tarafından düzenlenen mitingde yuhalanması hakkında da konuşan Vural, şu ifadeleri kullandı:

"Sonra tabii bu teklifler daha ciddileşti ve Alaattin Bey'in tahliye süreci, bana tahliye olduktan sonra bütün meydanda, Paşabahçe Meydanı'nda bir miting yapıldı. O miting meydanında onlar alkışlandı, ben dik durduğum için, hiçbir şeye karışmadığım için, hiçbir yolsuzluğa bulaşmadığım için yuhalandım.

Bu kadar onurumun kırıldığı bir an hiç olmamıştı. Hiç olmamıştı. Yani bir meydan dolusu insan. Beni yuhalıyorlar orada. Ben onların istediklerini yapmadım ve engel oldum. Yolsuzluğa karışmadım diye. 

Değil mi? Ve orada bir milletvekili var. Milletvekili, biliyorsunuz Alaattin Özel Kalemi Veli Gümüş, çok bilinen artık CHP siyasetinde adını o da yazdırdı tarihe. Onun eli kaldırılıyor, alkışlatılıyor. Kurultay kaç kere iptal olacaktı ya da olmaya doğru gidiyordu yani Veli Gümüş'ün ses kaydı yüzünden? Evet. Milletvekili olarak sen orada elini kaldırıyorsun, alkışlattırıyorsun. Ben bir taraftan yuhalanıyorum. Olacak iş mi?"

"EMEKLERİME ACIDIM"

Yuhalamalar konusunda ne hissettiği sorulan Vural, şunları kaydetti: 

"Çok onurum kırıldı. Bütün, yani sadece onurum kırılmadı, hayallerim yıkıldı, kalbim çok kırıldı. Yani bu kadar hizmet etmişim, geriye dönüyorum 17 yılıma yazık. Gerçekten yazık. Çok daha özgür günlerim olabilirdi ben mitinglere git, o çalışmayı yap, bu çalışmayı yap... Niye bunlara emek harcadım? Emeklerime acıdım.

Sonra dedim ki evet, bir görüşeyim. Bu gelen teklifleri bir değerlendirmek üzere bir görüşme yaptık sadece İl Başkanımızla. Sonra tabii ben her iki tarafın da ortasındayım o ara, görebiliyorum. Yani yöneticilerin tavırlarını, karakterlerini analiz ediyorum. Yani orada Abdullah Bey'in ne kadar yardımcı, ne kadar destek, ne kadar babacan, durumun farkında, son derece profesyonel, sadece hizmet odaklı konuşmasına bir kere hayran oldum zaten.

Dedim ki evet, burada bir sahiplenme var. Onu hissettirdi. Tabii döndüm eve, eşim de yok uçuşta. Ne yapacağım? Onunla konuşmaya çalışıyorum, telefonda böyle uzun uzun konuşuyoruz. Ne yapacağız ne edeceğiz, çok tedirginiz. Bizim bütün sosyal çevremiz yani sosyal demokrat, Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin olduğu bir arkadaş çevrem var."

"BAŞKAN VEKİLİ BAŞKASI OLSAYDI BELEDİYE EN AZ 2-3 OPERASYON DAHA GEÇİRİRDİ"

Bazı CHP'li elitlerin Köseler'in kurduğu yapıyı devam ettirmek istediğini belirten Beykoz Belediye Başkanı, şu şekilde konuştu:

"Seviniyorlar. 'Evet Alaattin Bey gitti, şimdi sıra bizde' diye. Ama kim var orada? Benim imzam var. Benim yetkim var. Her ne olursa olsun, kontrol etmem yani kontrol mekanizmasında ben olduğum için herhangi bir durum olması halinde benim başım yanar. Ben önce kendimi korumak istedim. Yani ben orada kendimi bir zaman sonra şöyle hissettim: Ben bir kadın figür olarak burada herhalde mankenim, konu mankeniyim. Çünkü arkadan onlar istedikleri gibi yönetecekler.

Çünkü öyle bir söz almışlar 'Burayı hep beraber yöneteceğiz' diye. Gerçekten o 4 günlük gözaltı süresince parti büyükleri çok fazla geldi gitti belediyeye ve sürekli şunu söylediler: 'Burayı beraber yöneteceksiniz. Siz beraber yöneteceksiniz.' Siz beraber yöneteceksiniz deyince, içerideki yönetime talip olan kişilerin de niyetinin bu olduğu ortaya çıkınca, ben dedim ki:

'Bir dakika, o zaman bana bu görevi vermeyecektiniz. Benim böyle bir yapım yok, buna izin veremem.' Ha şunu da çok net iddia edeyim; eğer ben olmasaydım, başkan vekili başka birisi olsaydı, o belediye en az 2-3 kere daha operasyon geçirirdi. Son derece cesaretlilerdi çünkü."