- 6 Şubat depremlerinin 3. yıldönümünde Rasim Ozan Kütahyalı, Türkiye'nin deprem bölgesinde gerçekleştirdiği çalışmaları değerlendirdi.
- Kütahyalı, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'u en iyi bakan olarak nitelendirdi ve yapılan çalışmaların göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
- Erdoğan düşmanlarının bile bu çalışmaları eleştiremeyeceğini vurguladı.
RASİM OZAN KÜTAHYALI'NIN GÜNDEMİ YORUMLADIĞI PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Asrın felaketi olarak tarihe geçen 6 Şubat depremlerinin üzerinden tam üç yıl geçti.
Türkiye’nin hafızasından silinmeyen o günlerin acısı hala hissedilirken; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un önderliğinde, deprem bölgesi yeniden ihya ve inşa edildi.
Ensonhaber YouTube kanalında yaptığı değerlendirmeler ile sık sık gündemi belirleyen Rasim Ozan Kütahyalı da, yeni bölümde bu konuya değindi.
3 yılda yapılan çalışmaların neticesinde Murat Kurum'u, 23 yıllık AK Parti iktidarlarında en iyi Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak niteleyen ve yapılan çalışmaları en azılı Erdoğan düşmanlarının bile eleştiremeyeceğini söyleyen Kütahyalı, şu ifadeleri kullandı;
"BÖLGEYE GİTTİM O KADAR GÜZEL EVLER YAPMIŞLAR Kİ"
Ben o bölgeye gittim. Malatya'ya gittim, Adıyaman'a gittim. Gazeteci gibi gitmedim. Bir dostum Hataylıdır. Ben sessiz sedasız gittim. Hani oradaki yerel otorite çağırır, propaganda yaptırır falan. Orada yapılan evleri en ağır Recep Tayyip Erdoğan düşmanı bile eleştiremez. O yapılan evlerin kalitesi... O kadar güzel evler yapılmış ki. Ben köylere gittiğimde, sabit müstakil ev gördüm. O kadar güzel ki. Apartman denen icat rezil. Ben şu an Sarıyer'de apartman katında oturuyorum. Apartman gayri insani bir şey. Mecbur kaldıkları yerde apartman yaptılar. Ama mecbur olmadıkları yerde yatay mimari yapmışlar ve çok güzel. Tek katlı. Bizim Ilıca'da da zamanında da yapılmıştı. O zaman Başbakan Adnan Menderes, Karayipler'de görüyor, ne güzel evler bunlar diyor. Demokrat Parti konutlarıdır onlar. Demokrat Parti milletvekilleri almıştır.
Sonra tabii elden ele geçti. Tek katlı enfes evler. Vallahi billahi İstanbul'a koy. Çok ağır bir yüksek fiyatla satılır. Ve onlar orada halka ücretsiz veriyor. Küçücük böyle ahırdan bozma evi var. Devlet ona 3 artı 1 ev veriyor. Bu gerçek bir sosyal refah devlet uygulamasıdır. Ve tarihte daha önce yapılmamış bir olaydır. Hani bir laf var ya Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir. Kemalistler kullanmayı çok sever.
"ERDOĞAN LİDERLİĞİYLE MURAT KURUM'UN MUHTEŞEM BAŞARISI VAR"
İşte budur. Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesiyse depremzede vatandaşına sahip çıkıp, hepsine ev veren ülke. Ve orada evi olan herkese ev verildi. Kiracıya da ev verildi. Mülkü verilmedi. Hatta mülkünü isteyenler var. O da biraz bizim Türkiye tarzı. Hani böyle doymamak vardır ya. Ama kiracıya da evi yapıldı. Devlete uygun fiyata kirada kalıyor. Kiracıya ev verilmiyor ama o kadar uygun fiyata kiraya kalıyor ki ömür boyu da kiracı orada kalabilir. Hak onun.
Ve 3 senede bu yapıldı. Recep Tayyip Erdoğan liderliğiyle Murat Kurum'un korkunç bir başarısı var. Yani Murat Kurum, tartışmasız 23 senelik AK Parti tarihinde, 24 sene olacak tarihinde en iyi Şehircilik Bakanı'dır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı deniyor tabii. En iyi şehircilikten sonra devlet bakanıdır. Tartışmasız bu. Diğerlerinin de hizmetleri olmuştur. Ama bunun tartışması yok. 3 senede bu çok başka. Hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı bir iş.

"BU KADAR EVİ 3 SENEDE İNGİLİZLER FRANSIZLAR BİLE YAPAMAZ"
Çünkü orada işte Türkiye'nin mevcut rejiminin faydasını görüyor. Mevcut rejimi dengelebilirsin. Mevcut rejime şu açıdan bu açıdan diyebilirsin ama mesela 90'lar gibi bir siyasal dönem olsaydı, gücün aşırı parçalandığı, koalisyonun olmadığı mümkün değil. Bu kararlılık gidiyorsun ve yapıyorsun.
Bu kadar evi 3 senede yapmayı ben gerçekten İngilizlerin, Fransızların da başaramayacağını düşünüyorum. Onlar bizden şey diye değil. Orada çünkü çok fazla mekanizmalar var.
Bu kararı o bozuyor. Türkiye'nin hakikaten bir kuvvetler birliği rejimi var. Adı bu. Kuvvetler ayrılığı değil. Kuvvetler birliği rejimi. Bu kuvvetler birliği rejiminin zararlarını bulabilirsin. Çeşitli açılardan eleştirebilirsin. Ama 3 senelik süreçte deprem konutlarını inşa etme, yepyeni şehirler inşa etme noktasında inanılmaz bir faydası görüldü ve Cumhuriyet kimsesizleri kimsesidir. Herkese yaşanabilir çağdaş, standart bir konut yapılabildi.
"CUMHURİYET NEDİR?"
Ya bak cumhuriyet nedir? Monarşi olmayan rejim cumhuriyettir aslında. Başka bir şey değildir. İran-İslam Cumhuriyeti, Saddam da cumhuriyetti.
Suriye de cumhuriyet. Eski Esad da cumhuriyetti.
Kaddafi de cumhuriyetti. Cumhuriyet monarşi olmayan her rejime denir. Ama bizim olumlu anlamda cumhuriyetçilik nedir? Bütün toplumu kapsayan en alttaki adamın eğitim vasıtasıyla en tepeye gelebildiği.
Bizim Osmanlı'da da biraz mesela, Süleyman Demirel bakın çobanın oğluydu başbakan. Doğru ama Osmanlı'da da aslında Yedi Sekiz Hasan Paşa vardı. Aşırı cahil ve aşırı fakir bir aileden; hatta Yedi Sekiz Hasan Paşa okuma yazmayı sonradan öğrendiği için imzasını Yedi Sekiz Hasan Paşa diye atıyordu.
Yedi Sekiz Hasan Paşa oradan geliyor. Sadrazamlığa yükseldi. Yani bizim Osmanlı monarşi dönemimizde de aristokrasi sınıfı olmadığı için ya da çok dar olduğu için en dipten gelen adam.
Sizin Beykoz'da da çok. Beykoz'da mesela Beykoz yalılarında, konaklarında oturanlara bak. Hiçbirinin babası zengin değil. Halk çocuğu.
Yani Osmanlı'da da upward mobility dedikleri gavurların, en dipten yukarı çıkma geleneği vardır.
Oraya bir burjuvazi kafayı sokmuştur. Sonra da bir daha kimse kafayı sokamamıştır. Hala da Batı'da, Fransa'da, İngiltere'de özellikle aristokrasinin kralı vardır.
Aristokrasinin içine burjuvazi girmiştir ve belli yerlere belli ama çok altlardan insanların gelmesi çok zordur. Amerika'da aristokrasi yoktur. Amerika'da para konuşur.
Para tek itibar kaynağıdır. Onun da zararlarını biraz Epstein olaylarında görüyoruz. Ama Amerika'da da belli olan "upward mobility", Amerika'ya, Avrupa'ya göre daha çoktur. Bizde bu var. Şimdi de. Ha, Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi.

"CUMURİYETİN İLK YILLARINDA OKUL HASTANE YAPAN YOK"
Cumhuriyet'i kuran karşıda da mesela Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk de aslında fakir fukara çocuğudur. Bakma yani. Ondan sonra Atatürk nereden geldi? Normal bir aileden. Sıfırdan gelmiştir yani. Atatürk de öyledir. Mustafa Kemal Paşa. Ama yani şimdi polemiğe girmek istemiyorum ama ilk 27 sene kimsesizlerin kimsesi olmak adına yapılan okul neredeyse yok. Yol yok. Hastane yok. Kaç okul yapıldı mesela? 50'ye kadar diye. Beni konuşturma. Konuşturma şimdi beni. 1950'ye kadar. 14 ilde lise var. 2 yılda üniversite var. Eğitim seferberliği, okuma-yazma seferberliği. Okuma-yazma seferberliği var. Okuma-yazma var. Süleyman Demirel'den Atatürkçüsü var mı? Bak Tanıl Bora diyor ki; sağ Kemalist'tir. Atatürkçüdür diyor. Onun lafı bu. Bak ondan anlatılıyorum. Adnan Bey geldiğinde diyor; 14 ilde lise vardı. Benim anamın diyor kolları eğilmişti diyor. Anamın kolları benim uzundu diyor. Normal ya. Kolu uzun anası. Niye? Su taşımaktan. Su yok. Elektrik yok. Su taşımaktan Süleyman Demirel'in anasının kolları uzamış. Zaten ondan Süleyman Demirel su aşığıdır. Su ile aşk derecesinde bir ilişkisi vardır. Su ile medeniyet arasında bir bağ kurmuştur.
Su, elektrik medeniyet paketidir. Musluktan su bak. Çok basit değil mi? Musluktan su akması Türkiye'de Menderes, Demirel, Özal, Erdoğan'dan önce tamamlandı.
Bak okul demiyorum. Elektrik yok. Cumhuriyet'in orada baktığında ilk 27 sene ya kardeşim bunlar ideolojik eleştirici değil. Fevzi Çakmak Paşa. Ben bir Kemalist olsam da Fevzi Çakmak Paşa'ya düşman olurdum. Genelkurmay Başkanı o da ya.
Hiçbir hizmet yaptırmıyor adam ya. Yol götüreceğiz diyorlar. Bak samimi söylüyorum.
Yol götürmeyin. Kürtler azar diyor. Kürt milliyetçiliği azar diyor. Oraya onu götürmeyin diyor. İrtica azar diyor. Çok uyanıktır Fevzi Çakmak. Ve Atatürk de hep onu dinliyor. Atatürk, Fevzi Çakmak. Utanarak itiraf ediyorum. Sosyolojik açıdan dediği doğru. Sen okul götürdüğünde, yol götürdüğünde, su götürdüğünde, elektrik getirdiğinde yeni yetişen halk çocuklarının muhalefet olma imkanı var.
Orada, o dönemin CHP idaresinde de ama kendimize düşman bir nesil yetiştirmeyelim. Bu okul işini fazla yaymayalım dediler.
Orada, o dönemin CHP idaresinde de ama kendimize düşman bir nesil yetiştirmeyelim. Bu okul işini fazla yaymayalım, dediler. Ya mesele bak. Ben diyorum. Kemalist tarihçi.
Metin Toker bile. Metin Toker'den Kemalist var mı? İbrahim'in damadı. İbrahim Paşa'nın damadı. 27 Mayıs'ta yapan adamdır bana göre. Kardeşim diyor, "Hizmeti bu halk demokrasi zamanında gördü. Hizmet yoktu. Kabul ediyorum bunu" diyor.

