- Sebahat Tuncel, Kürtlerin Batı ile stratejik değil, taktiksel ittifaklar kurduğunu belirtti.
- Orta Doğu'da dış güçlerle ilişki kurmanın zorunluluğuna değinen Tuncel, diplomasinin gerekliliğini vurguladı.
- Kürtler stratejik ittifaklarını halklarla ve sosyalist güçlerle, taktik ittifaklarını ise emperyalist güçlerle yapıyor.
Orta Doğu'da iki önemli ve birbiriyle bağlantılı süreç aynı anda ilerliyor.
Biri Terörsüz Türkiye süreci, diğeri ise Suriye'de PKK terör örgütünün uzantısı SDG ile entegrasyon.
Türkiye'de hayli ilerleme kaydedilirken Suriye'de SDG, yakın zamana kadar entegrasyon sürecini ağırdan almaya çalıştı.
Suriye hükümetinin silaha başvurması, ABD ve İsrail başta olmak üzere Batı'nın Kürtlere sırt çevirmesi ve bölgedeki Arap aşiretlerinin Suriye hükümeti tarafına geçmesi tüm dengeleri altüst etti.
SDG entegrasyon için yeni bir anlaşma imzalayıp ilişkiler düzelmeye başlarken Kürt tarafında bir şok etkisi yaşandı.
Özellikle Türkiye'deki DEM Parti'nin önde gelen isimlerinin dile getirdiği 'Batı'nın Kürtlere sırt çevirmesi', siyasetin gündeminde.
"KÜRTLER TAKTİKSEL İTTİFAKLAR KURUYOR"
Bu kapsamda Sebahat Tuncel açıklamalarda bulundu. Son dönemde entegrasyon sürecinin başlamasına değinen Tuncel, Kürtlerin stratejik değil taktiksel ittifaklar kurduğuna dikkat çekti.
T24'ten Cansu Çamlıbel'e konuşan Tuncel, şunları söyledi:
"Rojava yönetimindeki Kürtler; ABD, İsrail, Rusya ve birçok ülkeyle ittifak ve ilişki kurarken bunların bir kısmını stratejik, bir kısmını da taktik ittifaklar olarak gördüler.
Kürtler esas olarak halklarla stratejik ittifaklar kuruyor. Sosyalist güçlerle, ezilen emekçilerle stratejik ittifaklar kuruyor. Emperyalist güçlerle ittifakları ise daha taktik.
Yani onlara çok güvendikleri için kurmuyorlar bu ilişkileri ya da ittifakları.

"ORTA DOĞU'DA İLİŞKİ KURULMADAN YÜRÜNEMEZ"
Ama en nihayetinde Orta Doğu’da bu güçlerle ilişki içerisinde girmeden yürümeniz zor. Diplomasinin gereğidir bu. Türkiye de bugün birçok ülkeyle ilişki ve diyalog içerisinde olmak durumda.
Ama burada Kürtler açısından en önemli şey bu ilişkilere tamamen güvenmek yerine çıkarların ortaklaştığı bir yerden siyaset yürütmek."
Tuncel'e benzer açıklamalar, yakın zamanda DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'dan gelmişti.