- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mehmet Akif İnan'ın ölüm yıldönümünde düzenlenen törende, maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmenin önemine dikkati çekti.
- Tekin, tarih ve kültürü gençlere öğretme çalışmalarının "gerici" olarak yaftalanmasının yanlış olduğunu ifade etti.
- Ayrıca, Türkiye'nin güçlü nesiller yetiştirerek tarihindeki tecrübeleri geleceğe taşıması gerektiğini vurguladı.
Mehmet Akif İnan Vakfı ile Memur-Sen tarafından eğitimci, şair ve yazar Mehmet Akif İnan'ın 26'ncı ölüm yılı dolayısıyla konfederasyonun genel merkezinde, 7. Mehmet Akif İnan Ödül Töreni düzenlendi.
Program, Emekli Memur-Sen Genel Başkanı Ali Küçükkösen'in Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
BAKAN TEKİN EĞİTİM POLİTİKALARINA İLİŞKİN KONUŞTU
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, törende yaptığı konuşmada, rahmetli Mehmet Akif İnan'ın yüreğiyle nesillerin yükünü omuzlamış bir kuşağın öncüsü olduğunu belirtti ve İnan'ı hayırla yad etti.

"MANEVİYATI GÜÇLÜ NESİLLER YETİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ"
Kontrol ve denge mekanizmalarının zayıfladığı, hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada, güçlü olmanın bir mecburiyet olduğuna dikkati çeken Tekin, "Bu güç, zulmetmenin imkanı değil zulümden korunmanın, haysiyeti muhafaza etmenin, hakkı savunmanın dayanağıdır. Kendi güvenliğimiz kadar, mazlumların hukukuna omuz verebilmenin de şartıdır. Bu yüzden teknolojide güçlü, ilimde güçlü, stratejik akılda güçlü, en önemlisi maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmek zorundayız." ifadelerini kullandı.
Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile dünyayı bilen ama kendini de bilen, kökünü inkar etmeden ufkunu büyüten, tarihini ve kültürünü bir hamaset malzemesi değil, bir istikamet kaynağı olarak gören bir nesil inşa etmeyi hedeflediklerini belirterek, "Tarihimizi anlatıyoruz, ecdadımızı öğretiyoruz, kültürümüzü çocuklarımızla buluşturuyoruz diye 'gerici' yaftası yapıştıranlar çıkıyor. Tarih bilinci olmayan millet, başkasının yazdığı hikayede figüranlar olarak yaşamaya mahkumdur. Bugün bir zamanlar 'evrensel' diye yüceltilen kavramların, güç dengeleri değişince nasıl kolayca askıya alındığını, kimi zaman bizzat o kavramları icat edenlerin elleriyle buruşturulup çöpe atıldığına şahit oluyoruz. Bu milletin tarihi tecrübesi, karanlığın içinde istikamet üretme iradesidir." şeklinde konuştu.

"GERİYE TASALLUT KALIR, SOĞUK BİR KORKU KALIR"
Kendini kurtarmak için değil, milletinin ve tarihinin sorumluluğunu omuzlarında hissederek öğrenen şuurlu bir nesil yetiştirmek istediklerini vurgulayan Tekin, şunları kaydetti:
Tarihimizle neslimizin bağını yeniden kuran, çocuklarımıza bu öz güveni aşılayan, dünyanın gittiği yönü erkenden görüp milletimizi ve devletimizi yeni dünyanın eşiğine hazırlayan irade, liderimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğidir. Uzak bir coğrafyada seçilmiş bir devlet başkanının gece vakti konutundan çıkarılıp götürüldüğü görüntüler hepimizin gündeminde. Böyle anlarda, devlet iddiası taşıyan herkesin elinde bir mizan bulunur ya da bulunmalıdır. O mizan, egemenlik ilkesinin ne kadar zedelendiğine, milli iradenin nasıl tahfif edildiğine, insan onurunun hangi sınırda incindiğine bakar. Uluslararası nizam, güçlü olanın keyfine göre açılıp kapanan bir kapıya döndüğü anda hukuk hükmünü icra edemez. Geriye tasallut kalır, soğuk bir korku kalır.
"MİLLİ İRADEYE YÖNELMİŞ TEHDİDİ NORMALLEŞTİRME ÇABASI"
Bakan Tekin, ABD'nin 3 Ocak gecesi Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoymasına değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Böyle bir eşiğin konuşulduğu günlerde, ana muhalefet partisinin genel başkanı çıkıyor, söz konusu bir fotoğrafı eline alıp Türkiye'nin seçilmiş Cumhurbaşkanı'na hitap ediyor. Meseleyi egemenliğin yarası üzerinden değil, iç siyaset hesabı üzerinden okuyan bu yaklaşım, aslında kendi geçmişiyle kuramadığı muhasebatın de aynası. Bu milletin yakın hafızasında darbeler, muhtıralar, vesayet teşebbüsleri var. Tank paletlerinin gölgesi bu şehrin caddelerinden, darbe bildirilerinin tortusu bu toplumun şuuraltından henüz çekilmedi. Yıllarca sandıkta karşısına çıkamadığı iradeyi manşetle, bildiriyle, sokak baskısıyla hizaya getirmeye heves eden bir siyaset diliyle yaşadık. 15 Temmuz gecesi bunun en ağırını yaşadık. Böyle bir ülkede, başka bir coğrafyada seçilmiş bir yöneticinin zorla evinden alınmasını hatırlatıp, o fotoğrafı Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'na 'ibret sahnesi' gibi çevirmeye yeltenen her söz, sıradan bir muhalefet cümlesi olamaz. En hafif tabirle milli iradeye yönelmiş bir tehdidi normalleştirme çabasıdır.

"GÜNLÜK POLEMİKLERE İNDİRGEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çizgisinin, milli iradeye kasteden her tasarrufun karşısında durma kararlılığıyla şekillendiğini belirten Tekin, "Bu tavrı şahıs tartışmalarına, günlük polemiklere indirgemek mümkün değildir. Gerisinde darbelerle sınanmış bir tarih şuuru, devletin vakarını koruma hassasiyeti ve milletin izzetine sahip çıkma iradesi bulunur. Türkiye, nerede ve kime karşı tezahür ederse etsin darbe çağrışımı taşıyan yöntemlere mesafe koymayı sürdürecek, egemenlik ilkesini ve milli iradenin dokunulmazlığını savunacak, insan onurunu pazarlık mevzusu haline getiren her pratiğe karşı sözünü de tavrını da muhafaza edecektir. Eminim ki ileride tarihçiler, bugün atılan bu adımları, milletimizin kaderindeki en mühim kırılma noktalarından biri olarak kayda geçecektir." şeklinde konuştu.
"VEFA DEDİĞİMİZ HASLET FİKRE, EMEĞE VE SADAKATE HAKKINI TESLİM EDEN AHLAKİ BİR DURUŞTUR"
Maarif davasını, omuz omuza verildiğinde manası derinleşen, ancak birlikte taşındığında hakkı verilebilecek bir emanet olarak gördüklerini belirten Tekin, "Bu emaneti yüklenirken belki de en ziyade gözetmemiz gereken, emeği kıymetli kılan ölçüyü diri tutmak, yapılan her işi bir vefa terazisinden geçirebilmektir. Vefa dediğimiz haslet fikre, emeğe ve sadakate hakkını teslim eden ahlaki bir duruştur." ifadelerini kullandı.
Tekin, Mehmet Akif İnan Ödüllerinin her yıl ölçüsünü tazeleyen, sözü, sanatı, fikri ve hizmeti aynı mizanda tartarak hakkaniyeti gözeten bir şahitlik vesilesi olarak telakki ettiğini belirterek ödül alanları tebrik etti.
Ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekildi.
