Dolar
6.9303
0.4551%
Euro
8.2098
0.5412%
Altın
2016.8
-0.1297%
Borsa
1087.16
0%
G. Altın
449.421
0.556%
Bitcoin
77570.16
-0.6986%
23ºC
İstanbul
Açık 23 C
    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk

    “Kapının Ardındaki Ben” ile kalemini sevdiren Güneş Altunkaş, bu kez polisiye türündeki yazdığı “Hokus Pokus” ile yine toplumsal konulara dikkat çekiyor…
    • Özel İçerik
    • 24.02.2020 - 13:47
    • Güncelleme : 24.02.2020 - 13:47
    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk #1

    Güneş’i ilk kez “Kapının Ardındaki Ben” ile tanımıştık. Tarihi roman türünde yazdığı bu kitap çok sevildi. Ondan bir devam romanı bekleniyordu ki, Güneş, polisiye türünde yazdığı “Hokus Pokus” ile selamladı okurunu. Emine Bulut cinayeti onu çok sarsmış, elinde kalemi varken “Sessiz kalmayın, duyarlı olun!” mesajını vermek istemişti. Canlılara verilen şiddetin karşısında bu kez kitabı ile duruyor Güneş. Karakterleri üzerinden okuruna anlamlı mesajlar veriyor…

    Güneş ile Karaköy Novotel’de buluştuk. Otelin kıymetli misafirliğinde video çekimi de yaptık, pek çok derin konudan konuştuk. Yakında onu da sizinle kadinvekadin.net Youtube kanalında paylaşacağım; ama şimdi Hokus Pokus üzerine konuştuğumuz röportajımız ile sizi baş başa bırakıyorum…

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk #2

    EN AZINDAN ROMANIMDA KADINLARIN, ÇOCUKLARIN VE HAYVANLARIN KATLEDİLMESİNE ENGEL OLABİLİRİM

     

    - Güneşcim, harika bir lansmanda yeni kitabınla tanıştık: Hokus Pokus! Bir polisiye roman. Tarihi romandan sonra başka bir tarz. Buradan başlayalım mı konuşmaya? Neden polisiye?

    Evet, şahane bir lansman geçirdik. O akşam beni yalnız bırakmayan, heyecanıma ortak olan tüm dostlarıma teşekkür ederim. Dışarıdan bir göz baktığında tarihi bir romandan, polisiye bir romana geçiş enteresan ve sert gelebilir. Fakat okuyucu bilmeli ki sadece tür olarak yazdıklarım farklı. Benim kitaplarımın ana özelliği hepimizi ilgilendiren, çözümleri bulunamayan toplumsal problemler içermesi… Kısacası bir sesleniş, bir tepki de denebilir.

    - Peki hikâyesi nasıl geldi sana? Böyle bir kurguya nasıl karar verdin?

    Ağustos ayının sonlarıydı yanlış hatırlamıyorsam. Hem akşam haberlerini izliyordum hem de senaryo bitirmeye çalışıyordum. O sırada Emine Bulut haberi ekrana düştü. Kanım dondu, insanlığımdan utandım. Hani balık kılçığı boğazına takılır da nefes almakta zorlanırsın ya tam da o haldeydim işte. Göz göre göre bir kadın, evladının gözleri önünde katledildi ve kimse bir şey yapamadı. Yazdığım senaryoyu bırakıp o an katledilen kadınlara ve çocuklara ithafen polisiye bir roman yazmaya başladım. En azından romanımda kadınların, çocukların ve hayvanların katledilmesine engel olabilirim, iki ayaklı şeytanlara da cezalarını veririm diye düşündüm ve ortaya ‘HOKUS POKUS’ çıktı.

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk #3

    ERCÜMENT’İN HİKÂYESİ HEM ACI DOLU HEM DE İÇİNDEN ÇIKILAMAYACAK KADAR ZOR

     

    - Komiser Ercüment nasıl bir polis? Kitabın kapağında, “Ben Komiser Ercüment, gerçek bir sihirbazım.” diye bir cümle var. Onu sihirbaz yapan ne?

    Komiser Ercüment, cinayet büroda çalışan genç, zeki ve her şeyden önce içinde adalet terazisini dengede tutan birisi, yani benim için iyi bir insan. ‘Hokus Pokus’ u, kitabın yazarı yani ben çocukluktan beri çok kullanırım. Sanki ‘Hokus Pokus’ dediğimde tüm kötülükler yok olacak gibi gelirdi. Çocuk aklı işte ne olacak! İşte yarattığım kahramanım da benim gibi. Sanki benim diğer yarım denilebilir. Ercüment, kısaca Ercü, çocukken yetimhanenin bahçesinde bulduğu bir dal parçasıyla sihirbazlık yeteneğini arkadaşlarına göstermeye çalışsa da büyüdüğünde şehrin en yetenekli komiserlerinden biri olmuştur.

    - Peki ya duygusal yönünde neler var Komiser Ercüment’in?

    Yetimhanede büyümesine rağmen hayata karşı bir sıfır yenik başlasa da yaşamı boyunca hep doğru insanlara denk geldiği için bir o kadar da şanslı denilebilir. Sevmenin, sevilmenin nasıl olduğunu iyi bilen ender insanlardan biri olan genç komiser, iyi bir insan olduğu kadar da suçlular karşısında agresyon problemi olan bir adam. Yani vereceği anlık tepkilerden sebep, aslında kestirilemeyen biri de denilebilir.

    - Kendine kızdığı anlar da çok…

    Şehirde işlenen ve her geçen gün artan kadın ve çocuk cinayetlerini engelleyemediği için kendini sürekli suçlayan, bir taraftan da doğduğu gün doğru adrese yani yetimhane kapısına kundaklanıp bırakılan, geçmişini arayan ve kötülerle savaşmaya ant içmiş bir insandan bahsediyoruz. Yani Ercüment’in hikâyesi hem acı dolu hem de içinden çıkılamayacak kadar zor.

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk #4

    TEK İSTEĞİM, KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN KATLEDİLİŞİNİN DEĞİL DE, BAŞARILARININ KONUŞULDUĞU BİR DÜNYADA YAŞAMAK

     

    - Kadına ve çocuğa yönelik şiddet, hikâyenin ana konusu. Biraz bu konuda konuşalım istiyorum. Romandan bahsedeceğiz; ama genel olarak neler söylemek istersin?

    Yıl 2020... Biz hala önüne geçemediğimiz kadın ve çocuk cinayetlerini konuşuyoruz. Peki bu cinayetleri kim durduracak? Ben akşam haberlerini izlemekten ya da gazete okumaktan korkar hale geldim. Acaba bir kadına, bir çocuğa, bir hayvana yine zarar geldi mi diye korkular içinde yaşıyorum. Ne garip değil mi? Oysaki bu cinayetleri işleyenler yine insan evladı. İnsan artık şeytana bile pabucunu ters giydirecek kadar tehlikeli ve kötü. Bir kadın olarak isyanım çok büyük. Tek isteğim kadınların ve çocukların katledilişinin değil de, başarılarının konuşulduğu bir dünyada yaşamak.

    - Peki sence bunun çözümü nerede?

    Bu hususta devlet yetkililerine büyük görev düşmekte. Kadına karşı şiddetle ilgili dünyanın en önemli sözleşmelerinden biri olan kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa konseyi sözleşmesi yani kısaca İstanbul sözleşmesini ilk imzalayan ülkemiz olmasına rağmen gerekli cezaların yer verilmediğini hepimiz biliyoruz. Bu doğrultuda sözleşmenin ana odağı kadınlar ve çocuklar olmakla birlikte onları korumak da devletin asli görevidir. Öldürmenin ve istismarın bahanesi olmaz o yüzden bu suçların affı olmaz.

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk #5

    HOKUS POKUS İÇİN, HER TÜRLÜ ŞİDDETE HAYIR DİYE YILLARDIR BAS BAS BAĞIRMAMIN YAZIYA DÖKÜLMÜŞ HALİ DE DENEBİLİR

     

    - Peki ya romanına konu olan hikâye? Biraz da ondan konuşalım mı?

    Cinayetleri çözmedeki başarısıyla bir efsane haline gelen Komiser Ercüment suç dolu İstanbul sokaklarının korkulu rüyasıdır. Doğduğu günden bu yana yaşadığı acılar ona hayatla başa çıkmayı öğretirken, çözdüğü her cinayetin ardından bir başka kötülükle yüzleşmeye devam eder. Özellikle de şiddet görüp katledilen kadınlarla çocukları ve zulme tanık olan insanları tanıdıkça tek başına bile olsa kötülüğe karşı savaşmaya ant içer. Bir gün genç komiser 27 yıldır aranan katil zanlısı Bahtiyar’la sorgu odasında karşı karşıya gelir. Bulgaristan’ da bir devlet adamını öldürmekle suçlanan Bahtiyar, ısrarla masum olduğunu söyler. Bu sözler, köşeye sıkışmış bir adamın kendini kurtarma çabaları mı, yoksa 27 yıldır su yüzüne çıkmayı bekleyen gerçeklerin ayak sesleri midir? Ercüment cevapları bulmak için geçmişin izini sürmek zorunda kalacak, ulaştığı gerçek ise birçok insanın hayatını bir anda değiştirecektir. Kısaca Hokus Pokus’ un konusu bu. Her türlü şiddete hayır diye yıllardır bas bas bağırmamın yazıya dökülmüş hali de denilebilir aslında.

    - Kadın karakterlerini de tanıyalım mı?

    Canan, Ercüment ile beraber yetimhanede büyümüş, ünlü bir rock yıldızı ve sevgililer. Aşkları ilk günkü gibi taze… Kadınlar ve çocuklar yararına bir sürü sosyal projeler yapıp konserler veriyor.

    Ayşen Müdire, Canan ve Ercüment’ in büyüdüğü yetimhanenin müdiresi. Yetimhanedeki hiçbir çocuğu oğlu Cansel’den ayırmaz. Onları o kadar çok sever ki tüm çocukları sevgisiyle boğar. İyi kalpli, çalışkan, bakımlı bir kadındır.

    Elif, olay inceleme sorumlusu. Ercüment’ in iyi dostu. Zeki ve bir o kadar sorumluluk sahibi bir kadın.

    Sadece 3 karakterim onlar; ama kitapta birçok kadın karakterim var. Kitabın büyüsünü bozmak istemediğim için bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Okuduğunuzda tüm kadın karakterlerimle tanışacaksınız.

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk #6

    “SESSİZ KALMAYIN, DUYARLI OLUN!” MESAJINI VERMEK ADINI HOKUS POKUS’U YAZDIM

     

    - Şiddete yönelik pek çok içerik üretiliyor. Peki senin Hokus Pokus’u yazarken amacın neydi?

    Tabii ki farkındalık yaratmaktı. Son dönemlerde anladım ki toplum olarak refleksimizi kaybetmişiz. Yardım çığlıklarına el uzatılmadığını, görmezden gelindiğini, aman mutlaka birisi yardım eder ya da polisi arar diye düşünenlerin fazlalığını fark ettim. Hep birisi çözer, birisi yardımcı olur, biri mutlaka görmüştür, biri mutlaka şikayet eder düşünceleriyle problemi çözmesi için başkasına topu atarak etliye sütlüye karışmadan kenarda durmanın katillere hizmet etmek olduğunu herkesin görmesini istediğim için “Sessiz kalmayın, duyarlı olun!” mesajını vermek adına Hokus Pokus’u yazdım.

    - Karakterlerin kimlere ne anlatacak?

    Karakterlerim şiddete sessiz kalan birçok kişiye insanlık dersi verecek. Bu kadar net söylüyorum.

    - Peki Güneş, bir kadın olarak sen yazarken neler hissettin?

    Tabii ki yazdığım konunun hiddetini, şiddetini çok iyi bildiğim için yazarken kalbim acıdı. Sonuçta insanların yok oluşuna, çaresizliğine kör kalıyorsanız o göze ihtiyacınız yok demektir. Ben kalamadım açıkçası. Zöhre, Şirin, Ayşe, Beyaz… Yazmakla bitmez karakterlerim. Evet, hepsinin üzücü bir hikâyesi var.

    - Hangi karakter seni daha çok etkiledi?

    Ayşe en çok etkileyenlerden biriydi beni. 14 yaşında ailesi tarafından başlık parası karşılığında 35 yaşındaki tecavüzcüsüne satılmış, geride kundakta bir kız bebek bırakıp intihar etmiş bir kız çocuğundan bahsediyorum.

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk #7

    YAZMAK BENİM VAROLUŞUMDA VAR

     

    - Biraz da yazarlığından konuşalım. Kapının Ardındaki Ben’den sonra Hokus Pokus, bir polisiye. Polisiye yazmak zor muymuş? Kıyaslama yapabiliyor musun?

    Yazmak benim varoluşumda var. Senaryolar yazıp, filmler yaparken yanına romanlarımı da ekledim ve eklemeye devam edeceğim. Zaten yazdığım hikâyeleri okuduğunuzda sinematografik bir algı yaratıyor. Bu da yaptığım işlerle alakalı bir durum. Kapının Ardındaki Ben ve Hokus Pokus sadece tür olarak farklı; ama ortak yönleri çok. İkisini de toplumsal sıkıntıları dile getirmek için yazdım. Amaç aynı olunca teknik pek zor gelmiyor.

    - Bundan sonra başka bir tür deneyecek misin? Sırada ne var?

    Sıklıkla polisiye roman yazacağım, şimdilik öyle görünüyor. Kapının Ardındaki Ben ve Hokus Pokus’ un devam niteliğinde kitapları da gelecek ama şuanda komedi türünde bir senaryo yazıyorum. Sanırım biraz gülmeye ihtiyacımız var.

    Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

    Güneş Altunkaş: Teşekkür ederim.

    Güneş Altunkaş ile son romanı Hokus Pokus’u konuştuk #8

    Hokus Pokus

    Güneş Altunkaş

    Nemesis Kitap

    S.: 256

    Kitabı satın almak için tıklayınız: kitapyurdu

    *

    Damla Karakuş

    damla.karakus@ensonhaber.com

    Instagram: biyografivekitap

    Görüş Bildir