Mavi kelebeklere dönüşen Bosnalı çocuklar

Dünyanın gözünün önünde işlenen soykırımı, bölgedeki BM Barış Gücü ise gerçek anlamda seyretti. Bosnalılar, Srebrenitsa’ya için adalet için tanıklığı ise mavi kelebeklerin yaptığına inanıyor. Yakın tarihin en vahşi soykırımlarından Srebrenitsa’nın tüm detayları…

Ensonhaber Ensonhaber
Mavi kelebeklere dönüşen Bosnalı çocuklar
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Karadağ ve Bosna Hersek cumhuriyetlerinin bir araya gelmesiyle ilan edilen Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti, kurucusu General Josip Broz Tito’nun ölümünden sonra hızla dağılma sürecine girdi.

1991 yılında Hırvatistan, Slovenya ve Makedonya bağımsızlıklarını ilan etti.

3 cumhuriyetin ayrılmasıyla federasyon ile federasyonun ordusu fiilen, başında Slobodan Miloseviç’in bulunduğu Sırbistan Sosyalist Cumhuriyeti’nin idaresine girdi.

BOSNA-HERSEK’TE BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU

1992’nin başında Bosna-Hersek de bağımsızlık için referanduma gitti.

Bosna Hersek’teki Boşnaklar ile Hırvatlar, bağımsızlık yönünde oy verirken; Sırbistan’ın idaresine geçmiş Yugoslavya’da yaşamak isteyen Sırpların büyük bölümü referandumu boykot etti.

Referandum sonucunda Bosna-Hersek’in bağımsızlık ilan etmesi üzerine, Bosna-Hersekli Sırplar da Miloseviç’in desteğiyle Sırp Cumhuriyeti’ni ilan etti.

“BÜYÜK SIRBİSTAN” HEDEFİ

Ratko Mladiç öncülüğünde kendilerine “Sırp Cumhuriyeti ordusu” diyen Sırp milisler, “Büyük Sırbistan” hedefi doğrultusunda Sırp nüfusun yaşadığı bölgeleri homojenleştirme hedefiyle Boşnaklara karşı saldırılara başladı.

“BÜYÜK SIRBİSTAN”I BÖLEN KASABA

Srebrenitsa kasabası, “Büyük Sırbistan” hedefinin önündeki büyük bir engel olarak görüldü.

Çünkü kasaba, Sırbistan ile Bosna’daki Sırp bölgelerini birbirinden ayıran, Boşnak nüfusun yoğun yaşadığı Drina Vadisi koridorunda bulunuyordu.

Bu amaçla Drina Vadisi’ndeki Boşnak kasabalar tek tek bombardımana tutuldu.

SREBRENİTSA’YA ABLUKA

Sırp milisler, Nisan 1992’de Srebrenitsa’yı kuşatarak abluka altına aldı.

Abluka sonucu su, gıda, elektrik ve ilaç tedarikinden tamamen mahrum bırakılan kasaba, açık hava hapishanesine döndü.

BM’NİN SİLAHSIZ BÖLGE KARARI

Saldırılar ve ablukanın ardından oluşan uluslararası kamuoyu baskısı sonucunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Nisan 1993’te 819 sayılı kararla Srebrenitsa’nın da aralarında olduğu 6 bölgeyi "her türlü silahlı saldırıdan arındırılmış güvenli bölge" ilan etti.

Bu karar ile bölgeye BM barış gücü askerleri yerleştirildi.

BM GÜCÜ ETKİSİZ BIRAKILDI

Ancak BM tarafından barış gücü birliğine taarruz yetkisi verilmedi ve ağır silah desteği sağlanmadı.

Üstelik lojistik ikmal hatları Sırpların denetimine bırakıldı.

BOŞNAKLARIN SİLAHLARI TOPLANDI

Bölgeyi silahtan arındırma kararının neticesi olarak Boşnak direnişçilerin ellerindeki silahlar toplandı.

Silahların toplanma kararı ise ilerleyen süreçte Bosnalıların saldırılara karşı kendisini savunamamasına neden oldu.

BARIŞ GÜCÜNE HAVA DESTEĞİ VERİLMEDİ

Temmuz 1995’te Mladiç liderliğindeki Sırp milisler, Srebrenitsa’yı “Krivaja 95” adını verdikleri bir harekatla kuşattı.

Srebrenitsa’yı BM adına korumakla görevli olan Hollanda askerlerinden oluşan tabur, Sırpları durdurmak için BM komuta kademesinden hava saldırısı talebinde bulundu.

BM GÜCÜ ÜSSE ÇEKİLDİ

Ancak BM’nin Zagreb'deki askeri yetkilileri ve siyasi temsilcileri tarafından bu talepler bürokratik engeller, koordinasyon eksiklikleri ve Sırpların elindeki BM rehinelerinin hayatını tehlikeye atmama gerekçesiyle sürekli olarak ertelendi veya reddedildi.

Sırpların Srebrenitsa kasabasına kadar gelmesi üzerine Hollandalı Komutan Yarbay Thom Karremans, askeri bir direnişin olanaksız olduğu kararına vararak birliğini Srebrenitsa’nın 5 kilometre kuzeyindeki Potoçari'de bulunan BM üssüne çekti.

SIRPLAR SREBRENİTSA’YA GİRDİ

11 Temmuz 1995 sabahı, Mladiç öncülüğündeki Sırp milisler, Srebrenitsa kasabasına girdi.

Sırpların kasabaya girmesiyle birlikte Srebrenitsa’da çoğu kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluşan 25 bin sivil, Potoçari’deki BM Üssü’ne sığınmak için bölgeye koştu.

Ancak Hollandalı askerler, 5 bin kişiyi üsse aldıktan sonra üssün kapasitesinin dolduğu gerekçesiyle dışarıda kalan yaklaşık 15 bin sivili üssün çevresindeki Sırp milislerin kuşatması altında bıraktı.

FONTANA OTELİ

Sırp komutan Mladiç, Potoçari’yi tamamen kuşatma altına aldıktan sonra Potoçari yakınlarında Sırpların kontrolündeki Bratunac kasabasında bulunan Fontana Oteli'nde Hollandalı Komutan Yarbay Thom Karremans ile görüştü.

11 Temmuz gecesi ve 12 Temmuz sabahı Fontana Oteli’nde yapılan görüşmelerde Sırp tarafının kameralarınca kaydedilen ve Sırp televizyonlarında propaganda amaçlı yayınlanan görüntülerinde, Mladiç’in Karremans ile tehditvari bir dille konuştuğu görüldü.

Mladiç, Hollandalı komutana sivillerin tahliye edileceğini ve kimseye zarar verilmeyeceğini söyledi. BM’den hava desteği alamayan Karremans, Mladiç’in sözünü kabul etti.

SIRPLAR ÜSSE GİRDİ

12 Temmuz sabahı, Hollandalı askerlerin çekildiği üsse Sırplar girdi.

Sırp askerleri, kadınlar ve küçük çocukları otobüslerle Bosna Hersek’in kontrolündeki bölgelerin yakınlarına götürüldü.

KATLİAM

Üssün karşısındaki bulunan iki katlı küçük bir köy evinde yetişkin erkeklere işkenceler yapıldı ve yüzlerce insan bu evin içinde ya da arkasındaki bahçesinde kurşuna dizildi.

Diğer yetişkin erkekler ile yaşları yaklaşık 12-18 aralığında erkek çocukları, “sorgulanacakları” iddiasıyla kamyonlara ve otobüslere bindirilerek civardaki bölgelerdeki depo, fabrika, okul binası gibi büyük binalara götürüldü.

Buralara götürülen esirler, 500’erli 1000’erli gruplar halinde tarla, vadi gibi yerlere götürülerek topluca infaz edildi.

Yan yana dizilen insanlar otomatik silahlarla kurşuna dizildi.

Kravitsa’da bir depoya doldurulan 1.000’den fazla Boşnak erkek, deponun pencerelerinden fırlatılan el bombaları ve otomatik tüfeklerle ateş açılması sonucu katledildi.

11-22 Temmuz tarihleri arasında 8 bin 372 Bosnalı katledildi.

BARIŞ GÜCÜ KATLİAMI İZLEDİ

Tüm bu yaşananlar sırasında BM Barış Gücü olarak bölgeye gönderilen Hollandalı askerler, Potoçari’deki üste bekledi.

Üssün karşısındaki köy evine götürülen insanları gördüler, oradan gelen çığlıkları ve silah seslerini duydular.

Hollandalı askerler, Sırp milisler Potoçari’deki üssün çevresindeki tüm Boşnakları katlettikten ve bölgeden götürdükten sonra 21 Temmuz’da Sırpların izniyle bölgeden ayrıldı.

SOYKIRIMI “ÖRTME” FAALİYETİ

Sırp milisler, öldürülen insanların cansız bedenlerini önceden hazırladıkları toplu mezarlara gömdü.

İnsanlık suçunun ortaya çıkmasını engellemek amacıyla ilerleyen aylarda bu toplu mezarları iş makineleriyle kazdılar.

Bu toplu mezarlardaki cansız beden kalıntılarının yerleri, Sırplar tarafından iş makineleriyle defalarca kez değiştirildi.

KAYIP MEZARLARIN TESPİT EDİLME SÜRECİ

Toplu mezarların tespitinde esas olarak tanık ifadeleri, hava ve uydu görüntüleri, adli incelemeler ve DNA çalışmaları kullanıldı.

DNA ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Toplu mezarlar tanık ifadeleri, hava ve uydu görüntüleri ile adli saha incelemeleri sayesinde tespit edildi. Bulunan kalıntıların kimlikleri ise DNA analizleriyle belirlendi.

Aradan 30 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen her yıl yeni kimlikleri belirlenen kurbanlar, Potocari Anıt Mezarlığı'nda toprağa verilmeye devam ediyor.

MAVİ KELEBEKLER

Srebrenitsa Soykırımı'nın ardından kayıp insanlara ait izlere ulaşılmaya çalışılırken bölgedeki insanlar arasında çok çarpıcı bir anlatı doğdu.

Toplu mezarların bulunduğu bazı bölgelerde mavi kelebekler olması dikkat çekiyordu.

Halk arasında mavi kelebeklerin Sırplar tarafından Bosnalıların gömüldüğü veya sonradan kemiklerinin götürüldüğü toplu mezarları gösterdikleri yönünde simgesel bir inanış doğdu.

Bosnalılar için gerçeklerin ve adaletin bir gün sağlanacağına dair umudun işareti olarak kabul edilmeye başlanan mavi kelebekler, Srebrenitsa'da katledilen kurbanlarının simgesi haline geldi.

SOYKIRIM OLARAK KABUL EDİLDİ

Srebrenitsa’da yaşananlar, Lahey’deki Uluslararası Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi (ICTY) ve ardından Uluslararası Adalet Divanı tarafından 1948 tarihli BM Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi kapsamında hukuken soykırım olarak kabul edildi.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da uluslararası mahkemeler tarafından hukuken tescillenen ilk soykırım kararı, Srebrenitsa oldu.

Srebrenitsa Soykırımı, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en büyük toplu insan kıyımı olarak kabul ediliyor.

SOYKIRIM FAİLLERİNE CEZALAR

Bosnalı Sırpların siyasi lideri Karadziç, savaştan sonra kayıplara karıştıktan sonra 2008’de yakalandı.

Yakalanana kadar Sırbistan’da sahte bir kimlikle “alternatif tıp uzmanı” olarak yaşadığı tespit edilen Karadziç’e, 2019’da ömür boyu hapis cezası verildi.

Soykırımın planlayıcısı ve uygulayıcısı “Bosna Kasabı” diye tanınan Mladiç, 16 yıl kaçtıktan sonra 2011 yılında Sırbistan'ın bir köyünde yakalandı.

Mladiç, 2017’de soykırım ile insanlığa karşı suçlardan ömür boyu hapis cezası aldı.

Soykırımın arkasındaki güç olan dönemin Sırbistan Cumhurbaşkanı Miloseviç, Lahey'de soykırım ve savaş suçlarıyla yargılaması devam ederken 2006’da hapishane hücrelerinde kalp krizinden öldü.

Mladiç ve Karadziç, yıllarca saklandıktan sonra yakalandı ve Lahey'deki uluslararası mahkeme tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

BM GÜVENLİK KONSEYİ’NDE RUS VETOSU

2015 yılında, 20’nci yıl dönümü dolayısıyla Srebrenitsa’da yaşananların soykırım olarak kabul edilmesi için BM Güvenlik Konseyi’ne ABD ve İngiltere tarafından karar tasarısı sunuldu.

BM Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisi bulunan 5 daimi üyeden biri olan Rusya, “yapıcı olmayacağı” ve “bölgede gerilimi tırmandıracağı” gerekçelerini göstererek tasarıyı veto etti.

HOLLANDA MAHKEMESİ HOLLANDALI ASKERLERİ SUÇLU BULDU

Hollanda Yüksek Mahkemesi, 2019 yılında verdiği kararda Hollanda devletinin Srebrenitsa’daki ölümlerde kısmen sorumlu olduğuna karar verdi.

Mahkeme, Srebrenitsa’da Hollandalı askerlerin 13 Temmuz 1995’te üssün içinde bulunan 350 Bosnalı erkeği üsten çıkartıp Sırplara teslim etmeleri nedeniyle yüzde 10 oranında suçlu buldu. Mahkeme, katledilen 350 Bosnalının Hollandalılar tarafından üsten çıkartılmasalardı da hayatta kalma ihtimallerinin yüzde 10 olduğunu değerlendirdi.

İZZETBEGOVİÇ

Srebrenitsa Soykırımı’ndan 7 ay sonra Kasım 1995’te savaşı bitiren Dayton Barış Antlaşması masasına Boşnaklar adına Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı sıfatıyla Aliya İzzetbegoviç oturdu.

Srebrenitsa’nın da aralarında olduğu toprakları Sırp Cumhuriyeti’ne bırakma dayatmasını kabul etmek zorunda kalan İzzetbegoviç, “Bu adil bir barış değil fakat savaşın devam etmesinden daha iyidir” sözlerini sarf ederek anlaşmayı imzaladı.

Aliya İzzetbegoviç'e atfedilen, "Her ne yaparsanız yapın, soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır." sözü, Srebrenitsa'nın hafızasında en çok hatırlanan ifadelerden biri oldu.