Milli anti-drone sistemlerine NATO Zirvesi'nde tam not
Türkiye'nin savunma sanayii tarafından geliştirilen milli drone karşı tedbir sistemleri, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi boyunca hava güvenliğinde etkin şekilde kullanıldı.
Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nde güvenlik önlemlerinin önemli bir parçasını, modern savaşların vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelen drone tehditlerine karşı geliştirilen milli sistemler oluşturdu.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda geliştirilen anti-drone çözümleri, zirvenin hava sahasının korunmasında güvenlik güçlerinin en önemli destek unsurlarından biri olarak görev yaptı.
DRONE TEHDİDİ NATO'NUN ÖNCELİKLİ GÜNDEMLERİ ARASINDA
Son yıllarda savaş alanlarında etkinliği giderek artan insansız hava araçları, NATO ülkelerinin savunma planlamalarında da önemli bir başlık haline geldi.
NATO Zirvesi kapsamında açıklanan "NATO Drone Edge" girişimiyle, droneların tespit edilmesi, tanımlanması ve etkisiz hale getirilmesine yönelik kapsamlı bir savunma altyapısının oluşturulması hedefleniyor.
Bu kapsamda müttefik ülkelerin önümüzdeki 5 yıl içerisinde drone karşıtı savunma kabiliyetlerine 40 milyar doların üzerinde yatırım yapması planlanıyor.

KATMANLI SAVUNMA SİSTEMLERİ ÖNE ÇIKIYOR
Drone'lara karşı mücadelede; radar sistemleri, radyo frekans (RF) algılama teknolojileri, elektro-optik sensörler, elektronik karıştırma sistemleri, GPS yanıltma teknolojileri, lazer çözümleri, kinetik imha sistemleri ve gelişmiş komuta-kontrol yazılımları kullanılıyor.
Bu sistemler genel olarak pasif ve aktif tedbirler olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Pasif sistemler drone'ları tespit ve teşhis etmeye yönelik çalışırken, aktif sistemler tehdit oluşturan araçları etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor.
Aktif tedbirler ise hedefe fiziksel zarar vermeyen "soft kill" ve drone'u doğrudan etkisiz hale getiren "hard kill" yöntemleri olarak sınıflandırılıyor.

TÜRK SAVUNMA SANAYİİNDEN NATO ZİRVESİ'NE TEKNOLOJİK DESTEK
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda geliştirilen yerli sistemler, drone karşı tedbir teknolojilerinin farklı alanlarında sunduğu çözümlerle dikkat çekiyor.
Türkiye'nin geliştirdiği milli anti-drone sistemleri, Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin güvenlik faaliyetlerinde de aktif olarak kullanıldı.
Bu sistemler, kritik bölgelerde olası drone tehditlerini tespit ederek erken uyarı, takip ve etkisizleştirme süreçlerinde güvenlik güçlerine destek sağladı.
İLTER AİLESİ SİSTEMLERİ ZİRVE GÜVENLİĞİNDE GÖREV ALDI
Boğaziçi Savunma Teknolojileri tarafından geliştirilen İLTER ailesi sistemleri, NATO Zirvesi boyunca kritik noktalarda konuşlandırıldı.
RF algılama, radar, elektro-optik takip, elektronik karıştırma ve koordinat yanıltma gibi farklı yetenekleri bünyesinde barındıran sistemler, zirvenin hava güvenliğine katkı sundu.
Operasyon kapsamında uzun menzilli elektronik karıştırma kabiliyetine sahip İLTER J400, hibrit aktif faz dizinli radar teknolojisiyle geliştirilen İLTER HSPAR ve yapay zeka destekli elektro-optik takip sistemleri birlikte kullanıldı.

YAPAY ZEKA DESTEKLİ TAKİP VE ETKİSİZLEŞTİRME KABİLİYETİ
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile Boğaziçi Savunma Teknolojileri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında geliştirilen İLTER MRKAS da zirvede görev yapan milli sistemler arasında yer aldı.
Jandarma Genel Komutanlığı envanterine teslim edilen sistem, drone tehditlerine karşı Türkiye'nin öne çıkan çözümlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Yapay zeka destekli hedef tespit, teşhis, takip ve elektronik etkisizleştirme yeteneklerini tek bir komuta-kontrol altyapısında birleştiren İLTER ailesi, zirve boyunca hava sahasının korunmasında kritik rol üstlendi.

MİLLİ TEKNOLOJİLERDEN YENİ OPERASYONEL BAŞARI
Kritik altyapıların, stratejik tesislerin ve uluslararası organizasyonların güvenliğinde daha önce de kullanılan milli anti-drone sistemleri, NATO Zirvesi'ndeki başarılı performansıyla dikkat çekti.
Türkiye'nin drone tehditlerine karşı geliştirdiği yerli ve milli çözümler, hem güvenlik operasyonlarında hem de uluslararası organizasyonlarda etkin şekilde kullanılabilecek seviyeye ulaşırken, savunma sanayisinin bu alandaki ihracat ve teknoloji geliştirme hedeflerine de katkı sağlıyor.
