Milli Mücadele ve İstiklal Harbi: Bir asırdır kullanılan kavramlar

Ümit Yenişehirli, yaklaşan "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" nedeniyle "Milli Mücadele ve İstiklal Harbi: Bir asırdır kullanılan kavramlar" başlıklı yazısını kaleme aldı.

Ensonhaber Ensonhaber
Milli Mücadele ve İstiklal Harbi: Bir asırdır kullanılan kavramlar
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, I. Dünya Savaşı sonrası Anadolu’da düşmanlara karşı yürütülen mücadele için kullanılan “Kurtuluş Savaşı” ifadesinin müfredattan çıkarılacağını açıklaması, kimi kesimleri fazlasıyla rahatsız etti. Oysa tarihi gerçekler, o dönem için sürekli olarak Milli Mücadele ve İstiklal Harbi ifadelerinin kullanıldığını, “Kurtuluş Savaşı” ibaresinin ise dünya genelindeki kavramsal kullanım pratiğinin, sömürge olan ülkeler için geçerli olduğunu ortaya koymakta.

KARABEKİR’E, CEBESOY’A DA KARŞILAR!

Hükümetten hangi niyet ya da icraat sadır olursa olsun, adeta otomatik refleksle karşı çıkan kesim, Milli Mücadele-Kurtuluş Savaşı tartışmasında da muhaliflik adına, bir asır önce bu mücadelenin ön saflarında yer almış isimlerin bizzat tercih ettiği adlandırmalara bile karşı çıkıyor. Milli Mücadele’nin kurucu aktörlerinden olan Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy gibi isimlerin, anılarını kitaplaştırırken seçtikleri isimlerin “İstiklal Harbi” veya “Milli Mücadele” olması da bu çevreler için bir anlam ifade etmiyor. Geçmişte bu isimle yazılmış kitapları okurlarına promosyon olarak dağıtan gazeteler bile şimdi Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredat değişimi planlamasına karşı çıkıyor.

DEVLET KURUMLARI DA BİR ASIRDIR YA MİLLİ MÜCADELE YA DA İSTİKLAL HARBİ DİYOR

En az bu realite kadar önemli bir başka boyut ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti Genelkurmay Başkanlığı, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu ve çok sayıda üniversitenin son yüzyılda yaptığı birçok yayında “Milli Mücadele” ve “İstiklal Harbi” ifadelerini sıklıkla kullanmış olması.

Kısa bir tarama bile, gerek devlet kurumlarının heyet ile kaleme aldırdığı gerekse de dönem şahitlerinin anılarını kurumsal olarak bastığı yayınlarda bu ibarelerin yer aldığını gözler önüne seriyor:

“İstiklal Harbimiz Kazım Karabekir, İstiklal Harbi Hatıraları Ali Fuat Cebesoy, Türk İstiklal Harbi Cevdet Kerim İncedayı, Türk İstiklal Harbi Serisi Genelkurmay Başkanlığı ATASE Yayınları, İstiklal Harbi’nin Ana Hatları Türk Tarih Kurumu, Milli Mücadele Şehir Serisi Türk Tarih Kurumu, Milli Mücadele’nin 100. Yılı Belleten Özel Sayısı Türk Tarih Kurumu, Türk İstikbal Harbi’inin Son Safhası 103. Yılı Sempozyumu Türk Tarih Kurumu, Milli Mücadele’nin 100. Yılı Türk Dili Dergisi Özel Sayıları, Milli Mücadele ve İstiklal Harbi Sabahattin Selek Cumhuriyet Gazetesi Kitapları, İstiklal Harbi ve Anadolu Mehmet Turgut Argun, İstiklal Harbi’nde Bahriyeliler Rasim Ünlü Ali Rıza Seyfi. Osmanlı’dan Milli Mücadele’ye Seçilmiş Mülakatlar Prof. Dr. Sabahattin Özel İstanbul Üniversitesi, Türk İstiklal Savaşı ve Cumhuriyet Tarihi Prof. Dr. Yücel Özkaya Ankara Üniversitesi.”

KURTULUŞ SAVAŞI’NI SÖMÜRGE TOPLUMLAR VERİR

Milletlerin tarihlerinde yer alan mücadele dönemleriyle ilgili olarak, gerek Türk düşünce dünyası ve akademisinde gerekse de uluslararası literatürde kabul görmüş ölçütlere ilişkin tartışmalarda da “Kurtuluş Savaşı” ifadesiyle ilgili farklı noktalara dikkat çekiliyor. Tarihçi yazar Murat Bardakçı da uzun yıllardır, bu ayrımı vurguluyor. Bardakçı, pek çok kez yazılarında, “Kurtuluş Savaşı” (War of Liberation) kavramının dünya siyaset ve tarih literatüründe genellikle Cezayir veya Hindistan ile Afrika’da uzun yıllar “sömürge” kalmış toplumların bağımsızlık hareketleri için kullanıldığını örnekleriyle işlemişti.

“EPİK KURTULUŞ ANLATISI”

Bu konuda yapılan tartışmalarda ayrıca Türkiye’de bir asır önce yaşananların, bir imparatorluğun küllerinden yeni bir devletin doğması dolaysıyla devamlılığın söz konusu olduğu dile getirilirken, “Kurtuluş Savaşı” ifadesiyle ise “işgalden, esaretten ve yok oluşturan kurtulma/kurtarılma" şeklindeki “epik anlatı”nın korunmak istendiği vurgulanmakta.

Ar. Grv. Coşkun Türkkan’ın, Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih ve Günce dergisinin 2021 Kış sayısında yer alan, “Milli Mücadele Dönemi Söyleminde Millet ve Milliyetçilik” başlıklı makalesinde, “İstiklal/Milli Mücadele yıllarında kullanılan kavram ve sıfatların, ‘milli istiklal’, ‘hakimiyet-i milliye’, ‘millî hareket’ ve ‘Kuva-yı Milliye’ gibi genel olarak ‘millî’ vurgulu olduğu bilinen bir gerçektir.” satırları yer almakta.

MİLLETİN DEĞERLERİ İLE SÖZ DAĞARCIĞINI DİKKATE ALMAK

Makalede, 1920’li yıllardaki mücadele için “İstiklal Mücadelesi” ve “Milli Mücadele” ifadelerinin kullanılmasıyla ilgili şu değerlendirmelere de yer verilmekte:

“Kurtuluşu yürüten kadro, Anadolu halkını mücadeleye katma konusunda oldukça dikkatli bir söylem geliştirmeleri gerektiğinin farkındaydı. Dolayısıyla içinde bulunulan toplumsal yapının değerlerini ve söz dağarcığını dikkate alan bu kadro, daha geleneksel bir söylemle kitleleri mücadeleye dahil etmeye çalıştı. Bunun yolu da sıklıkla, ‘millet’ ve ‘milli’ vurgulu ifadelerle kitlenin ‘istiklal’ mücadelesine davet edilmesinden geçiyordu.”