Sıfır Atık'ta yeni dönem: Musluk suyunu, içme suyuna dönüştürecek apart geliştiriliyor
Sıfır Atık Vakfı, musluk suyunu güvenli içme suyuna dönüştürecek yeni nesil bir aparat geliştirme çalışması başlattı. Plastik atık azaltımı ve sürdürülebilir su erişimi hedeflerine yönelik geliştirilen çalışmayla, sürdürülebilir, erişilebilir ve çevre dostu bir çözüm geliştirilmesi hedefleniyor.
2017'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, bugün küresel bir vizyona dönüştü.
Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığı'nı da üstlenen hareket, atık yönetimini dönüştürerek ekonomiye yüz milyarlarca lira katkı sağladı.
Geri kazanım oranlarını önemli ölçüde artırdı ve çevre koruma alanında öncü uygulamalara imza attı.
DAMACANA VE PLASTİK ŞİŞELER ATIK MİKTARINI ARTIRIYOR
Günümüzde su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alan Türkiye'de, güvenli içme suyuna erişim ve plastik ambalaj kullanımı önemli bir gündem maddesi.
Şebeke sularına ilişkin kaygılar nedeniyle vatandaşlar sıklıkla damacana veya tek kullanımlık plastik şişe tercih ediyor.
Bu durum, hem plastik atık miktarını artırıyor hem de lojistik ve üretim süreçlerinden kaynaklanan karbon ayak izini yükseltiyor.

MUSLUK SUYU KOLAYCA İÇME SUYUNA DÖNÜŞECEK
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarına göre güvenli içme suyu, fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik kirleticilerden arındırılmış su olarak tanımlanıyor.
Bu bağlamda Sıfır Atık Vakfı, musluk suyunun kalitesini evde kolayca yükseltecek bir çözümle harekete geçti.
MUSLUKTA BAŞLAYAN SIFIR ATIK DÖNÜŞÜMÜ
Sıfır Atık Vakfı, yaptığı açıklamayla musluğa takılan yeni nesil bir aparat geliştirme çalışmasını başlattığını duyurdu.
Amaç, musluk suyunu daha güvenli içme suyuna dönüştürerek tek kullanımlık plastik şişe ve damacana kullanımını azaltmak, hane düzeyinde sürdürülebilir tüketimi teşvik etmek.

ERİŞİLEBİLİR VE ÇEVRE DOSTU ÇÖZÜM
Sıfır Atık Vakfı'nca başlatılan çalışma kapsamında, musluk suyunun kalitesinin artırılmasına yönelik farklı filtrasyon teknolojileri incelenerek, sürdürülebilir, erişilebilir ve çevre dostu bir çözüm geliştirilmesi hedefleniyor.
Vakıf tarafından hazırlanan değerlendirme çalışmasında, musluğa takılan filtre sistemleri ve ev tipi arıtma teknolojilerinin güvenli içme suyuna erişimde önemli bir potansiyele sahip olduğu ancak her filtrasyon sisteminin aynı performansı göstermediği aktarılıyor.
Kullanılan teknolojinin niteliği, düzenli bakım süreçleri ve mevcut su kalitesi gibi unsurların, elde edilen suyun güvenliği açısından belirleyici olduğu ifade ediliyor.
Bu kapsamda vakıf, 'sıfır atık' yaklaşımıyla uyumlu, yenilikçi ve erişilebilir bir çözüm geliştirmek üzere harekete geçiyor.
ÇEVRESEL BİR DÖNÜŞÜM ARACI OLMASI ÖNGÖRÜLÜYOR
Geliştirilmesi planlanan yeni nesil aparatın yalnızca bir filtreleme sistemi değil, aynı zamanda sürdürülebilir yaşamı destekleyen çevresel bir dönüşüm aracı olması öngörülüyor.
Musluk suyuna takılan filtre sistemleri aktif karbon, ters ozmoz (RO), ultraviyole (UV) ve seramik filtre teknolojileri gibi farklı yöntemlerle çalışabiliyor.
AKTİF KARBON FLİTRELER BİRÇOK SORUNA ÇÖZÜM SAĞLIYOR
Uzman değerlendirmelerine göre, aktif karbon filtreler özellikle klor, tat ve koku problemlerinin azaltılmasında etkili olurken ters ozmoz sistemleri ağır metaller, nitrat ve çeşitli kimyasal kirleticilerin gideriminde daha yüksek filtrasyon kapasitesi sağlayabiliyor.
UV teknolojileri ise mikroorganizmaların etkisiz hale getirilmesine yönelik çözümler sunuyor.
SİSTEMİN ETKİNLİĞİ KULLANIMA BAĞLI OLARAK DEĞİŞİYOR
Bununla birlikte bilimsel değerlendirmeler, her filtrasyon sisteminin aynı performansı göstermediğine dikkati çekiyor.
Bir sistemin etkinliği kullanılan teknolojiye, filtre bakımına, mevcut su kalitesine ve kullanım koşullarına bağlı olarak değişiyor.
YENİ GİRİŞİMİN AMACI
Yeni girişimle tek kullanımlık plastik şişe tüketiminin azaltılması, damacana kaynaklı plastik kullanımının düşürülmesi, güvenli içme suyuna erişimin kolaylaştırılması, hane halkı düzeyinde sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının teşvik edilmesi, taşıma ve lojistik süreçlerinden kaynaklanan karbon ayak izinin azaltılması, çevre dostu ve yenilikçi teknolojilerin desteklenmesi amaçlanıyor.
Vakıf, üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve ilgili uzmanlarla işbirliği içerisinde yürütülmesi planlanan çalışmalarla hem toplum sağlığına hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunacak bir model geliştirmeyi hedefliyor.
BM'nin su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmaları da güvenli suya erişim, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir teknolojilerin önemine dikkati çekiyor.
YENİLİKÇİ BİR ÇÖZÜM
Günümüzde güvenli içme suyuna erişim ile plastik atıkların azaltılması hedeflerinin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğine işaret eden vakıf, geliştirilecek sistemin bireylerin günlük yaşamında sürdürülebilir tercihleri kolaylaştıran yenilikçi bir çözüm olmasını amaçlıyor.
Geliştirilecek sistemin yalnızca bir filtrasyon ürünü olarak değil, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını destekleyen, kaynak kullanımını azaltan ve çevresel dönüşüme katkı sağlayan yenilikçi bir çözüm olarak konumlandırılması planlanıyor.

ÇEVRE DOSTU TEKNOLOJİLERİN DESTEKLENMESİ HEDEFLENİYOR
Sıfır Atık Vakfı'nın bu çalışmasıyla, çevre dostu teknolojilerin teşvik edilmesi, kaynakların verimli kullanılması ve daha yaşanabilir şehirlerin inşası açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Su güvenliği ile sıfır atık hedeflerini aynı çatı altında buluşturan bu girişimle Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma vizyonuna katkı sunma ve geleceğin çevre dostu yaşam modellerine öncülük etme hedefleniyor.
UYGUN FAİZLİ KREDİ İMKANI
Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı'nın Başkanı Samed Ağırbaş, atıkların çevreye verdiği zararı en aza indirmek için yeni çalışmalar başlattıklarını açıkladı.
Adalet Bakanlığı ile atığını çevreye bırakan firmalara yönelik cezaların artırılması ve hapis cezası getirilmesi konusunda çalışma yürüttüklerini anlatan Ağırbaş, ayrıca bankalarla da çevre dostu biyobozunur sistemlere geçecek işletmelere uygun faizli kredi imkanı için görüştüklerini söyledi.

DÜŞÜK FAİZLİ KREDİ GÖRÜŞMELERİ BAŞLADI
Ağırbaş, işletmelerin sıfır atık sürecine uyumunu artırmak için bankalarla biyobozunura geçecek işletmelere düşük faizli, uzun vadeli kredi verilmesi konusunda görüşmelere başladıklarını açıkladı.
Yurt dışından Türkiye'ye hammadde olarak plastik atık geldiğini anlatan Ağırbaş, şunları söyledi:
"Türkiye'deki ham madde bize yeter. Burada doğru bir planlama ile Türkiye sınırları içerisindeki atıklarla üretim ihtiyacımızı karşılayabiliriz. Biz burada 'Atık tesisini çalıştıran firmalar batsın' demiyoruz.
Kamu eliyle, düşük faizli kredilerle plastik yerine başka ürünler üretsinler. Biz Türkiye'yi doğa dostu malzemenin üretim merkezi yapalım. Türkiye'deki plastik sektörüne kamu eliyle ucuz kredi verelim. O zaman bizim plastik sektöründeki firmalar Avrupa'yı ürüne boğarlar."
PARA VE HAPİS CEZASI
Adalet Bakanlığı ile de çevreye atık döken, kirleten sanayi kuruluşlarına yönelik cezaların artırılmasına yönelik bir çalışma yaptıklarını anlatan Ağırbaş, şu sözleri kullandı:
"Cezalar şu an düşük. Geçenlerde mesela bir firmanın kendi atıklarını arıtmadan dereye döktüğü tespit edildi, oradaki bütün doğal yaşam öldü, derede kurbağa bile kalmadı. Kesilen ceza 4 milyon TL.
Şimdi bizim üzerinde çalıştığımız oranın bütün rehabilitasyon masraflarını bu şirket ödemeli. Bu şirkete gerekli cezayı kesmeyen yerel yönetime de bir yaptırım olması lazım, çünkü o da suçlu. Ayrıca ikinci ihlalde hapis cezası da olmalı."