Ümit Yenişehirli yazdı: Avrupa ve cinsel istismar

Ümit Yenişehirli, Parlamentosu'nda Türk askerine yönelik iftira atan Avrupa'nın tarihte özellikle kadın ve çocuklara ettiği işkence ve zulümlerin onlarca örneğini anlattığı bir yazı kaleme aldı.

Ensonhaber Ensonhaber
Ümit Yenişehirli yazdı: Avrupa ve cinsel istismar
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Avrupa Parlamentosu, 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı sırasında “Türk askerlerinin Rum kadın ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet uyguladığı” iftirasını attı. Yunanistan’ın Yeni Demokrasi Partisi’nden AP Milletvekili olan Eleonora Meleti tarafından genel kurula sunulan karar tasarısı, 575 lehte ve 33 aleyhte oyla kabul edildi.

Müslüman Türk askerinin asırlara sari fazilet ve civanmertlik yüklü tarihinde yeri olmayan, Kıbrıs örneğinde de asla gerçekleşmemiş ithamlar Avrupa’nın yalan hanesine yazılırken, tarih ise aynı Avrupa’nın savaşlarda kadın ve çocuklara yönelik cinsel istismarının sayısız örneğini sergiliyor.

ANTİK ÇAĞLARDA KARŞILIKLI KİTLESEL TECAVÜZLER

Eski Yunan devirlerindeki savaşlarda yaşananlar, Avrupa kıtasındaki kadına yönelik cinsel şiddetin ne kadar eski bir geçmişe sahip, kitlesel ve sistematik bir olgu olduğunu ortaya koymaktaydı. Sık sık savaşan Yunan şehir devletleri, ele geçirdikleri yerlerdeki kadın ve çocuklara karşı fevkalade acımasızdı. Homerik destanlarda, bu vahşi tutumlar Truva’nın Yağmalanması, Peloponez Savaşları gibi başlıklarda ayrıntılarıyla dile getirilmişti.

Kadınlar, ilk karşılaşmada toplu tecavüzlere maruz kalır, sonrasında da köle statüsünde cinsel istismar devam ederdi. Eski Yunan’ın vahşileri, Galya, Kartaca veya Cermen kavimlerine karşı da gene kitlesel tecavüzler gerçekleştirirdi. Bu konuda, saldırılan da aslında saldıran gibiydi. Zira Yunan merkez şehirlerini ele geçirenler, bu defa da Yunan kadınlarına tecavüz ederdi.

ASIRLARCA BİRBİRLERİNİN KADINLARINA TECAVÜZ ETTİLER

Avrupalılar, Orta Çağ döneminde de aynı soy ve dinden olduğu gruplar da dahil karşılarında kim varsa tecavüzü bir savaş yöntemi olarak kullanmıştı. Batılı ülkelerin aralarındaki bitmek tükenmek bilmez çok sayıda savaş ile özellikle İngiltere ve Fransa arasındaki (1337-1453) 100 Yıl Savaşları ve Katolik ve Protestanların (1618-1648) 30 Yıl Savaşlarında, tarafların yaşadığı her galibiyet, mağlup taraftaki kadınların sistematik tecavüzlere maruz kalmasına yol açmıştı.

BATI’DAKİ YASA HÜKMÜ: İLK ÜÇ GÜN BOYUNCA YAĞMA VE TECAVÜZ SERBEST

Batılı devletlerin kanunlarında, antik çağlardan gelen ve “kuşatma hukuku” olarak adlandırılan bir düzenleme yer almaktaydı. Bu hükme göre, savaştaki askerler, bir şehri ele geçirdiğinde, “İlk 72 saat içinde işlenen suçlardan muaf sayılır”dı. Düzenleme, düşen şehre giren askerlere “üç gün boyunca yağma ve tecavüz hakkı” tanımak anlamına geliyordu. Askerler, geçtikleri köy ve kasabalarda para ve kıymetli eşyaları yağmalar, kadınlara tecavüz eder, bazı kadınları da cinsel kölelikte kullanmak üzere yanlarında alıkoyarlardı.

NAZİLER, “BELÇİKA’YA TECAVÜZ” DİYE BİR KAVRAMA NEDEN OLMUŞLARDI

Batılıların birbirlerine karşı sürdürdükleri ahlaksız savaş yöntemleri modern zamanlarda da devam etmişti. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Alman askerlerinin Belçika ve Kuzey Fransa’yı işgalinde binlerce Belçikalı kadına tecavüz etmesi, tarih literatürüne “Belçika’nın Tecavüzü/Belçika’ya Tecavüz” kavramını kazandırmıştı. Bu kavram; binlerce kadına yönelik cinsel şiddetten hareketle tarafsız olduğunu ilan etmesine rağmen işgale uğrayan Belçika’nın topraklarına tecavüzü anlatan bir metafor olarak ortaya çıkmıştı. Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nda da işgal ettiği bölgelerde askerlerinin kadınlara tecavüzüne göz yummuştu.

MÜTTEFİKLER’İN ESİR ALMAN KADINLARLA KURDUĞU “ASKERİ GENELEVLER”

II. Dünya Savaşı’nın ana akım tarihçilikteki Nazi aleyhtarı anlatısında pek yer verilmese de aslında Almanlara karşı savaşan ülkelerin askerleri de Alman kadınlarına karşı çok sayıda tecavüz olayına karışmıştı. ABD, İngiliz ve Fransız güçleriyle ortak hareket eden Sovyet ordusundaki askerler için “askeri genelevler” bile kurulmuştu. Sovyet askerlerinin yanı sıra Müttefik güçlere bağlı askerler de Alman, Macar ve Polonyalı kadınların zorla tutulduğu bu genelevlerin müdavimi olmuştu.

SIRP ÇETNİKLER BOSNALI KADINLAR İÇİN “TECAVÜZ KAMPLARI” AÇTILAR

Balkanlarda, 1992’de başlayıp üç yılı aşkın süren Bosna Savaşı, bölgedeki Hıristiyan güçlerin Müslüman topluma karşı tam bir soykırımı saldırısına dönüşmüştü. Avrupa’nın göbeğinde, Avrupalıların sırtını sıvazladığı dindaşları Hıristiyan unsurlar, Müslüman Türklere acımasızca saldırmış, İslam toplumu binlerce şehit vermişti.

Bir toplumun genetik ve biyolojik dengesini bozmak üzere yapılan sistemli cinsel saldırıları adlandırmak üzere kullanılan “genkırım” kavramı, Bosna Savaşı’nda da gündeme gelmişti. Sırp ve diğer etnik gruplara mensup “çetnikler”, yakın tarihin en organize cinsel suçlarından birini işlemek için “tecavüz kampları” kurmuşlardı. Bu eylemler, uluslararası hukukta ilk kez “insanlığa karşı suç” ve “genkırım unsuru” olarak kabul edilen sistematik tecavüz davalarına konu olmuştu.

“VAHŞİ BATILI”, BAŞKA KITALARDAKİ KADINLARA DA SALDIRDI

Avrupalıların, kendi kıtalarında sergiledikleri katliam ve tecavüzler asırlarca devam ederken, aynı Avrupalılar bu alçaklıkların çok daha fazlasını, sömürmek için işgal ettikleri coğrafyalarda da ortaya koymuşlardı.

Bu çerçevede; Haçlı Seferi düzenleyen Avrupalı kana susamışların İslam coğrafyasında, İspanyol ve Portekiz sömürgecilerin Güney ve Orta Amerika’da İnka, Aztek ve Maya toplumlarına karşı, İngiliz ve Fransızların Kuzey Amerika kolonizasyonu sırasında Kızılderililer arasında, Belçika’nın Afrika Kongo’da, Almanya’nın Namibya’da, Fransa’nın Cezayir’de, İngilizlerin Hindistan ve Orta Doğu’da, ABD güçlerinin Japonya başta olmak üzere Pasifik kıyılarında işledikleri cinsel şiddet ve kadın istismarı suçları milyonlarca insanı etkilemişti. Antik çağlardan 1990’lara kadar geçen upuzun zaman diliminde sadece kadınlar değil henüz genç kızlığa bile adım atmamış kız çocukları da “Vahşi Batılı”nın ahlaksız ve acımasız saldırılarından paylarına düşeni almışlardı.

- Wiley Savaş Ansiklopedisi, Muhtelif Maddeler