Ümit Yenişehirli yazdı: İnönü’yle Ecevit de ‘butlanlık’ olmuştu

Ümit Yenişehirli, mutlak butlan kararının CHP'nin tarihinde tek olmadığını, 'baba-oğul' gibi görülen; dönemin Genel Başkanı İsmet İnönü ile Bülent Ecevit'in de zamanında benzer bir süreçten geçtiğini anlattığı bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi Haber Merkezi
Ümit Yenişehirli yazdı: İnönü’yle Ecevit de ‘butlanlık’ olmuştu
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Cumhuriyet Halk Partisi’nin hukukî kavramların hercümercindeki macerası hız kesmeden devam ediyor. Taraflar karşılıklı; yargısal, mevzuatsal, tüzüksel ataklarla muhatabını geriletmeye çalışıyor.

CHP çevreleri, bu son duruma “şaşırmış gibi” yapsa da aslında parti içi nizalara çok alışkın bir kurum ve kitle söz konusu. Tarihinin büyük bir bölümünde zaten parti içi çekişmeleriyle müştehir olan CHP’nin, devreye yargının da girdiği iç çatışmalar arasında başka mahkemelik olunan vakalar da görülmüştü.

CHP BASINININ “BABA-OĞUL GİBİ” YALANI

Türk siyasi tarihinin en büyük kapışmalarından birisinin tarafları, 1970’li yılların başlarında CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ile CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit olmuştu. Her devirde olduğu gibi, o yıllarda da parti yandaşı basının, CHP’de hiçbir sorun yokmuşçasına yaptığı “baba-oğul gibiler” haberlerinin aksine İnönü ve Ecevit, alttan alta kıyıcı bir mücadele içindeydiler.

Mücadelenin ayyuka çıkması ise 12 Mart 1971 Muhtırası ile olmuştu. “Ortanın solu” diye bir retorik geliştiren Ecevit, “tutucu” İnönü’yü zaten yeterince rahatsız ediyordu. Muhtıralı askeri darbe ise Ecevit’in beklediği fırsatı sağlamış, “12 Mart ortanın solu hareketine yapıldı.” tezini ileri sürerek, darbe yönetimine bakan verilmemesini istemişti. İsmet İnönü ise her zamanki asker yanlısı tutumuyla hükümete CHP’li isimlerden bakan verince de Ecevit genel sekreterlikten istifa etmişti.

İNÖNÜ ECEVİT’E, ECEVİT İNÖNÜ’YE MUTLAK BUTLAN DAVALARI AÇMIŞTI

İstifa sonrası ise partide kurultay toplama çekişmesi başlamıştı. İsmet İnönü, Ecevit’in ardından Kamil Kırıkoğlu’nu genel sekreterlik görevine getirmiş ancak kısa sürede bu ismin de Ecevit yanlısı olduğu ortaya çıkmıştı. Partideki iki kanat da kurultayı toplamak için harekete geçmiş, tarafların hukukçuları kurultay çağrıları için Ankara mahkemelerinde karşılıklı “mutlak butlan” talepli davalar açmaya başlamışlardı.

ALT KATTA İNÖNÜ, ÜST KATTA ECEVİT; TAM GAZ MÜCADELE

O günlerde Ulus Rüzgarlı Sokak’taki CHP genel merkezi, iki odak ismin etrafında bölünmüş haldeydi. Binanın giriş katında partinin genel başkanı İsmet İnönü oturuyor, müstafi genel sekreter Ecevit’in önünü kesebilmek için planlar üzerine çalışıyordu. Üst katta ise Bülent Ecevit’in kontrol edip, talimat verdiği genel sekreter Kamil Kırıkoğlu, alt kattaki genel başkan İnönü’nün kurultay planlarını baltalayabilmek için uğraşıyordu.

İNÖNÜ’DEN DELEGELERE: “YA BEN, YA BÜLENT!”

Bu süreçte taraflar, bir yandan Ankara mahkemelerinden, muarızlarının kurultay girişimleri için “mutlak butlan” kararı almaya çalışırken, bir yandan da fiili durum oluşturup farklı gündem içerikleri ve yöntemlerle kurultayın – neticede iki taraf da bunu istiyordu - toplanmasına işlerlik kazandırmışlardı. Sonuçta, 6-7 Mayıs 1972’de CHP’nin 5. Olağanüstü Kurultayı toplanmıştı. İsmet İnönü, ilk gün kalp spazmı geçirdiği için kurultaya katılamamış, ikinci gün geldiğinde ise delegelere, “Ya ben, ya Bülent!” demişti. Delege de muhaliflerden oluşan Parti Meclisi’nin güven oylamasında 507’ye karşı 709 oyla “Bülent” deyince İnönü, kurultay bitmeden salonu terk ederek evinin, Pembe Köşk’ün yolunu tutmuştu. İsmet İnönü, ertesi gün, 8 Mayıs 1972’de de CHP Genel Başkanlığından istifa etmişti. Bülent Ecevit ise 14 Mayıs 1972 tarihinde toplanan 6. Olağanüstü Kurultay’da tek aday olarak CHP Genel Başkanlığına seçilmişti.

BAYKAL MAHKEME KARARIYLA CHP’NİN SAHİBİ OLMUŞTU

CHP’nin, 1972’deki o tarihi kırılmadan sonra adliye koridorları, tüzük maddeleri ve mahkeme ilamlarıyla olan bağı sonraki yıllarda da devam edecekti. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası, CHP de diğer partiler gibi kapatılmış, mallarına el konulmuş, bu ismin yeni bir partide kullanılması da yasaklanmıştı. 1992 yılında ise siyasi partilerin eski isimleriyle açılmasına izin veren kanun çıkınca, CHP’nin siyasi mirası etrafında kümelenen grupların “CHP’ye sahip olma” mücadelesi başlamıştı. Mahkemelerdeki bu kapışmanın tarafları eski CHP’li Deniz Baykal, Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Erdal İnönü ve Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Bülent Ecevit olmuştu. Sonunda mahkeme kararıyla “CHP’yi kazanan” Deniz Baykal olmuştu.

SARIGÜL İLE İNCE DE PARTİYLE MAHKEMELİKTİ

CHP, Genel Başkan Deniz Baykal döneminde ise Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün parti genel başkanlığına talip olması sürecinde bir kez daha mahkeme kapılarında görülmüştü. Bu adaylık çekişmesinde, 2004 ve 2005 yıllarında Baykal yönetimi Sarıgül’ü ihraç istemiyle disipline sevk etmiş ancak CHP Yüksek Disiplin Kurulu Sarıgül’ü ihraç etmeyince yönetim soluğu mahkemede almıştı. Sonrasında Mustafa Sarıgül, Baykal’a karşı aday olsa da hem kurultayı kazanamamış hem de mahkeme kararıyla partiden ihraç edilmişti.

CHP ile ilişkisi bir dargın bir barışık seyreden Muharrem İnce ise 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından, organize ettiği ulusalcı ve değişimci kanatla Kemal Kılıçdaroğlu yönetimine karşı olağanüstü kurultay için imza toplama sürecini başlatmış ancak genel merkez girişimin yasal dayanağı olmadığını iddia etmişti. İnce ve taraftarları, “Hakkımızı mahkemede arayacağız.” diyerek eylemler yapmış, tam mahkeme başvurusu yapılacağı sırada ise karşılıklı bir dizi taktik savaşıyla genel merkez öne geçmiş, bunun üzerine Muharrem İnce CHP’den istifa ederek Memleket Partisi’ni kurmuştu.

ÖZEL’İN KAZANDIĞI KURULTAY ÖNCESİNDE İSTANBUL KONGRESİ YARGIYA TAŞINMIŞTI

CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’e karşı kaybettiği Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultay öncesinde de adliyelik olmuştu. Kılıçdaroğlu taraftarı çok sayıda partili, kurultaya en fazla sayıda delege gönderecek olan İstanbul İl Başkanlığı’nın delegelerini belirleyen ilçe kongreleri ile il kongresinde usulsüzlükler olduğunu içeren dilekçelerle asliye hukuk mahkemelerine başvurmuş ama kurultay tarihine kadar olumlu bir sonuç alamamışlardı.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi