Başucunda olan kaldırsın! Meğer yatağın yanında 1 bardak su koymamak gerekiyormuş

Uzun yıllardır büyüklerimizin söylediği ancak nedeni hakkında bir fikrinizin olmadığı çeşitli batıl inançlar vardır. Bu batıl inançlar arasında yer alan yatağın yanına su konulmaz uyarısının altında yatan neden oldukça şaşırtıcıymış. Bakın başucunuzda su bulundurmamanız gerekmesinin nedeni neymiş…

Başucunda olan kaldırsın! Meğer yatağın yanında 1 bardak su koymamak gerekiyormuş
  • Yatağın yanında açık su bırakma alışkanlığı hijyen ve enerji açısından riskli bulunuyor.
  • Uzmanlar, açıkta kalan suyun bakterileri, tozları ve kimyasalları çekerek sağlıksız hale geldiğini belirtiyor.
  • Halk inançları ise bu durumun olumsuz enerjiyi çektiğini ve huzursuzluk yarattığını öne sürüyor.

Gece susadığınızda kolayca ulaşabilmek için yatağınızın yanına bir bardak su bırakıyor musunuz? Milyonlarca insanın alışkanlık haline getirdiği bu davranış, göründüğü kadar masum olmayabilir.

İlginçtir ki, hem modern tıp uzmanları hem de halk arasındaki kadim inanışlar, bu konuda aynı uyarıyı yapıyor: “Başucunuza üstü açık su koymayın.”

Halk arasında bu alışkanlığın “negatif enerjiyi çektiği” şeklinde yorumlanan inançlar yüzyıllardır dilden dile aktarılırken, modern bilimin sunduğu gerekçeler ise çok daha somut.

Uzmanlara göre, gece boyunca açıkta kalan bardaktaki su, ortamdaki tozları, bakterileri ve hatta kimyasal partikülleri içine çekiyor.

Bu da sabah uyandığınızda içtiğiniz suyun göründüğünden çok daha sağlıksız hale gelmesine yol açıyor. Ayrıca kapalı alanlarda uzun süre bekleyen suda mikrobiyal üreme riskinin arttığı da belirtiliyor.

SAĞLIK SORUNLARINA ZEMİN HAZIRLANIYOR

Gece susadığınızda elinizin altında bulunsun diye yatağınızın yanına bir bardak su koymak, aslında hem sağlık hem de enerji dengesi açısından düşündüğünüz kadar masum olmayabilir.

Uzmanlara göre bu alışkanlığın modern tıpta karşılığı hijyen ve güvenlik riskleri, halk inanışlarında ise olumsuz enerji ve manevi etkilerle açıklanıyor.

Tıp dünyası, üstü açık bardakta bekleyen suyun dört temel tehlike barındırdığına dikkat çekiyor. İlki, suyun birkaç saat içinde bakteri ve mikroplar için uygun bir ortam haline gelmesi. Özellikle sıcak odalarda sabaha kadar bekleyen su, mide ve bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

İkinci risk, suya gece boyunca havadaki toz, polen ve alerjenlerin karışması. Üçüncü olarak, suyun karbondioksit emmesi pH dengesini bozarak hem tadını değiştiriyor hem de vücudu nemlendirme özelliğini azaltıyor.

Son olarak, karanlıkta su bardağının ilaç veya başka bir sıvıyla karıştırılması kazara zehirlenmelere yol açabiliyor; bu da özellikle çocuklu evlerde ciddi bir tehdit oluşturuyor.

ENERJİ TAŞIYICI OLABİLİYOR

Öte yandan halk inanışları konuyu tamamen farklı bir açıdan değerlendiriyor. Su, enerji taşıyıcı bir element olarak görülüyor ve gece boyunca uyuyan kişinin kaygılarını, korkularını ve kötü rüyalarını içine çektiğine inanılıyor.

Sabah bu sudan içmenin ise olumsuz enerjiyi geri vücuda almak anlamına geldiği söyleniyor. Ayrıca, geçmişten gelen bazı inanışlarda açıkta bırakılan suyun kötü ruhları çektiği ve evdeki enerji dengesini bozarak huzursuzluğa sebep olabileceği düşünülüyor.