Hoş geldiniz Ahıska Türkleri
Yurda dönen Ahıska Türkleriyle yapılan röportajları izlerken duygulanmamak elde değil.
Ahıska Türklerinin Türkiye’ye dönüşü, aslında yıllardır beklenen önemli bir buluşmanın gerçekleşmesi.
Her birinin anlattığı hikayede hasret, umut ve vatan duygusu var.
Türkiye, farklı dönemlerde Ahıska Türklerinin iskânına yönelik önemli adımlar attı.
Son olarak Ahıska Türkü ailelerin Türkiye’ye getirilerek Ahlat ve Bitlis’e yerleştirilmesi, bu sürecin dikkat çekici adımlarından biri.
Buraya yerleştirilen ailelerin sayısı, gerçekleştirilen programa göre değişmekle birlikte, her bir ailenin gelişi aslında çok daha büyük bir anlam taşıyor.
Bu süreçte emeği geçen başta devletimizin ilgili kurumları olmak üzere, herkesi tebrik etmek gerekir.
Çünkü böylesine kapsamlı bir dönüş; yalnızca konut tahsis etmekten ibaret değil, insanların yeni bir hayata başlayabilmesi için ciddi bir hazırlık ve koordinasyon gerektiriyor.
Ahıska Türklerinin Ahlat ve Bitlis gibi tarihi önemi yüksek bölgelere yerleştirilmesi de ayrıca anlamlı.
Ahlat, Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli bir yere sahip, Selçuklu mirasının en güçlü merkezlerinden biri.
Ahıska Türklerinin bu topraklarda yeni bir hayat kurması, tarihi ve kültürel bağların güçlenmesi açısından önemli bir fırsat.
Fakat asıl mesele, bundan sonra başlıyor.
Bu ailelerin yalnızca ev sahibi olmaları değil; iş bulmaları, üretime katılmaları, çocuklarının iyi eğitim alması ve sosyal hayata güçlü biçimde dahil olmaları gerekiyor.
Ahıska Türklerinin dönüşü, Türkiye’nin soydaşlarına sahip çıkmasının güzel bir örneği.
On yıllardır süren hasretin ardından gelen bu dönüşte emeği geçen herkesi kutluyor, Ahıska Türklerine Ahlat ve Bitlis’te huzurlu, bereketli ve kalıcı bir hayat diliyorum.
TERÖRE GEÇİT YOK
Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde yıllardır net bir irade ortaya koydu.
Terör örgütlerinin sınırımızın hemen ötesinde bir yapılanma kurmasına izin verilmeyeceği, hep en üst perdeden söylendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “teröre geçit yok” mesajı, sahada atılan adımlarla da karşılık buldu.
Bugün gelinen noktada PKK/YPG’nin fesih ve silah bırakması da bu tablonun önemli başlıklarından biri.
Elbette mesele, henüz tamamen bitmiş değil.
Suriye’deki gelişmeler yakından takip edilmeli, terörün isim veya yöntem değiştirerek yeniden ortaya çıkmasına izin verilmemeli.
Ancak Türkiye’nin temel kırmızı çizgisi açık.
Sınırlarımızda teröre geçit yok…
Erdoğan söyledi, Türkiye sahada gereğini yaptı.
Şimdi önemli olan, elde edilen bu kazanımın kalıcı hale getirilmesi.
GAME OF THRONES MU MUHTEŞEM YÜZYIL MI?
Sosyal medyada son günlerde ilginç bir tartışma var.
Game of Thrones mu, Muhteşem Yüzyıl mı?
İşin dikkat çekici tarafı şu ki…
Bizde tarihi gerçeklik açısından eleştirilen Muhteşem Yüzyıl, bugün yabancı izleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle konuşuluyor.
Hatta bazı yabancılar, dizinin kültürel değerini bizden daha fazla sahipleniyor.
Elbette Muhteşem Yüzyıl’ın tarih anlatımı kusursuz değildi.
Tarihi kişiliklerin ve olayların dramatik kurgu uğruna değiştirildiği noktalar vardı.
Bu yönüyle eleştirmek son derece doğal.
Ama bir başka gerçeği de görmezden gelemeyiz.
Dizi, Osmanlı tarihine ve Türk kültürüne dünya çapında ciddi bir merak uyandırdı.
Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ve Osmanlı saray hayatı, milyonlarca insanın ilgisini çekti.
Belki de tartışmayı “Hangisi daha iyi dizi?” noktasından çıkarmak gerekiyor.
Biz kendi tarihimizi dünyaya nasıl anlatıyoruz ve bundan sonra nasıl anlatmalıyız?
Başkalarının bizim tarihimize ilgi göstermesi güzel.
Asıl mesele, bu ilgiyi doğru tarih bilgisiyle buluşturabilmek.